Yardım kültürümüz tarih boyu böyle gelmiş böyle gider.
Osmanlı döneminde şehrin muhtelif yerlerine konulan yardım taşları olurmuş.
Hayır sahipleri o taşların içlerine güçleri yettiğince para bırakır, ihtiyaç sahipleri de ihtiyaçları kadar o taşın içinden alırmış!
Yani ne veren, ne de alan karşı karşıya gelmez, gelmediği gibi de toplum kimin hayır sahibi olduğunu bilmezmiş!
Yardım kültürünü bu denli müstesna, hassas bir terazide ele alan bir ecdadın torunları olarak yardımı diğer elden saklamak gerektiğini yüksek sesle telaffuz etmede sakınca görmüyorum.
Günümüzde maalesef yardım kültürü tam tersine işliyor. Gizli hayırseverleri tenzih ediyorum, lakin günümüzde maalesef hayır ya göstere göstere yapılıyor, ya da devlet kesesiyle.
Hayrın reklamı olmaz bir kere bunu bir kenara yazalım.
Yaptığı hayırlarla örnek olmak isteyenler vardır ki, onlara “Allah hayrınızı kabul etsin” demekten başka söz düşmüyor bizlere.
Yozgat, bağrından onlarca işadamı çıkarmış bir il.
Çoğunu Yozgatlılar olarak tanımaz, bilmeyiz. Bildiğimiz hayırsever işadamlarının sayısı ise bir elin parmaklarını dahi geçmez.
Onlar karınca kararınca hayırlarını icra etmeye çalışırlar.
Kamuoyunda bilinen, tanınan işadamları dışında hayrı ile gündeme gelen maalesef yok.
Onlar için de bir elin verdiğini diğer elden saklamak gerekli gerçeğini söylemekten imtina etmiyorum elbette.
Ama eldeki mevcut işadamlarına, maddi durumu yerinde, en azından yardım edebilecek potansiyeli bulunanlara bakıyorum da “yardım” yok, ki “kültürü” olsun…
Yozgat bağrından nice kahramanlar çıkarmış bir diyar.
Ama kahramanlarının çoğu dışarıda başka şehirlerde.
Ya da bir şekilde sessiz, sedasız Yozgat'a gönül koymuş insanlar.
Her neyse, Yozgat'ın kaderi vefasızlık ve küslük.
Eğer Yozgat'ın yetiştirdiği hayırsever işadamları Yozgat'ın bir köşesine küçük bir yatırım yapsaydı çok güzel şeyler olabilirdi bu şehrin geleceği adına.
Ama hayırlar bu güne kadar her zaman bireysel kalmış.
Bir elin verdiğini diğer elden saklamışlar diyeceğim ama Halep buradaysa Aşrın nerede?
Görünen köy kılavuz istemezmiş…
Asıl olan elbette ki bir elin verdiğini diğer elden saklamak, ama vermesi gerekenler en azından yanık bağırları serinletecek bir çeşme olsun memleketine yapmaktan aciz olan hayırsız işadamlarını görünce diğerlerine bir şey diyesim gelmiyor.
Yapın da nasıl yaparsanız yapın…
Umarım bir gün siz de bir elin verdiğini diğer elden saklayanlardan olursunuz!
MEMURUN REFERANDUM TOPLANTISINDA NE İŞİ VAR?
Mevzuatını tam olarak bilmiyorum ama gördüğüm kadarıyla memura siyasi partilerin referandum toplantılarına katılmak serbest.Özellikle de mesai saatleri içinde!
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisinin (Ak Parti) referandum çalışması için Cuma günü Yozgat'a geldi.
Çeşitli ziyaretlerin ardından Yimpaş Alışveriş ve Kültür Merkezi'nde 2 saat süren bir konuşma yaptı.
Arınç'tan önce konuşan Ak Parti İl Başkanı Yusuf Başer oldu.
Arınç'ın konuşması 2 saati aşkın sürünce, salondaki sıcak ve buhranlı havanın etkisinden kurtulmak için, konuşma sırasında uyuklayanları izleyerek biraz kendime eğlence bulmaya çalıştım.
Eğlence derken yanlış anlaşılmasın, o ortamda uyumadım diyen babayiğit yalan söyler.
Hem oruçlu hem sıcak insanın ruhunu bedenden ayırır derecedeydi.
Tamamen siyasi bir amaçla yapılan, siyasi organizasyonda uyuklayanlar arasında gözüme kamu kurumunda memur ve yönetici vasfıyla çalışan kişilerin olduğu ilişti.
Herhalde memura siyasi partilerin referandum toplantılarına katılmak serbest olmalıydı.
Görevinin başında vatandaşa hizmet etmesi gerekirken referandum toplantısına katılan bürokratları ve memurları görünce memura siyaset serbestliği gelmiş diye düşündüm.
Hadi diyelim ki memura referandum propagandalarına katılmak serbest;
Mesai mefhumu ne olacak!
Bankamatikten çıkan maaşın kaçta kaçını devlete iade etmeli vaktini siyasi bir çalışmanın içinde geçiren memur.
Ak Parti olmazsa başka parti olsun fark etmez.
Memur memurluğunu bilmeli, hizmetse hizmetini görmeli.
Bu babam da olsa devletin işini aksatılmamalı.
Ak Parti'nin referandum toplantısında milletvekilleri ve teşkilat yöneticileri de vardı.
Mesai saatinde orada bulunan memur zat-ı muhteremleri fark ettiler mi bilemiyorum.
Siyasetçinin fark ettiği memur yandaş memur mudur, yoksa işini savsaklayan memur mu sanırım ayırt etmek yine orada bulunan siyasetçiye düşüyor.