Adamın alnından teri dökmeden milletvekili seçilme olasılığı binde birdir.
Anası bayram günü doğurduysa belki öyle bir şans güler yüzüne siyasetçinin.
Ama onun dışında hakikaten zordur. Özellikle de rekabetin arttığı günümüzde.
Bir yerleri terlemeden milletvekili olanların miadı da kısa sürer.
12 Haziran öncesi Yozgat’taki seçim atmosferine bakıyorum, iddialı-iddiasız birileri bir şekilde çalışıyor, çabalıyor, en azından çalışmaya çalışıyor.
Kimi milletvekilliği garanti olmasına rağmen çalışıyor, kimi hakikaten milletvekili olmak için çalışıyor, kimi olamayacağını bildiği halde çalışıyor, kimileri de hatırım kalmasın, ayıp olmasın diyerek çalışıyor muş gibi yapıyor.
Seçime şunun şurasında 3-5 gün kaldı/kalmadı yeni yeni seçim araçları görmeye başladım.
Adayını kimseler tanımaz, parti misyonundan, hatta parti genel başkanından habersiz seçmen,
Ama bir seçim otobüsü,
Ya da broşürü, afişi var siyasetçinin.
Ben bu tip siyasete ‘Hatırım kalmasın’ hatta ‘Ayıp olmasın siyaseti’ diyorum.
Yozgat gibi kapalı toplumlarda çoğu şeyi ayıp olmasın diye yapmaz mıyız?
Kurbanı dahi ayıp olmasın diye kesenler var bizim toplumumuzda.
E, memleket ayıp olmasın mahallinden yaşarken hayatı, demek ki birileri de çıkıp ayıp olmasın siyaseti yapmaya kalkıyor.
Siyasette çeşitlilik demokrasinin gereğidir.
Siyasette çeşit varsa demokrasi de vardır.
Ama o çeşit kuru yemiş karışımının içerisindeki patlamış mısır gibiyse yiyenin ağızda kaybolup gider.
Yozgat’ta hatırım kalmasın türünden siyaset yapanlar da işte öyle, patlamış mısır gibi.
Ağızda kayboluyor, vatandaş hissetmiyor dahi.
Şimdi diyeceksiniz ki, seçmen kime tanıdığı için oy veriyor ki.
Tabi o da ayrı bir tartışma konusu.
Hatırım kalmasın türünden siyaset yapanlara bakınca;
Milletvekilliği,
İdeolojisi,
Parti çıkarları uğruna çalışanları görünce üzülsem mi üzülmesem mi bilemiyorum.
Acaba birileri kendini çok uyanık zannedip çok çalışanlara bakarak içinden kıs kıs gülüyor mu?
KARARGAHTA KIYMALI
MUHABBETİ
Boş vakitlerde genellikle parti karargahlarını ziyaret ederim.MUHABBETİ
Bir çoğunda gazeteci kimliğimi ön plana çıkarmam.
Ya aynı partili, ya da bir seçmen gibi girerim seçmenin arasına.
Ortama bakar, kimler hangi partileri tercih ediyor, kimler karargahını mesken tuttuğu partiler hakkında ne düşünüyor tarafsız bir gözle bakmak isterim.
Doğallık ararım anlayacağınız.
Karargahlardaki yemek muhabbeti hala devam ediyor.
Parası olan karargahlar öğle vakitlerinde seçmene kıymalı ikram ediyor.
Her gün şura bura 200-300 kıymalı.
Onun yanı sıra içilen yüzlerce bardak çay, şeker, kira…
Birde bunun ekstraları var elbette.
Vay anam vay, paraya bakar mısınız.
Kaç garibanın karnı doyar karargahlara harcanan parayla kim bilir?
Yazık mı, günah mı, yoksa olması gereken bu mu?
Bir gün olur, beş gün olur, adayın, il başkanının, ya da hali vakti yerinde bir partilinin gönlünden geçer,
Bu gün de geçmişlerimin ruhu için birilerine bir şeyler ikram edeyim der karargahta yemek düzenler,
Ama her gün her gün yemek dağıtılınca 10 lira yevmiyeyle çalışan insanları düşünüp ürperiyorum.
Acaba diyorum acaba…
SİYASET RÜZGARI
Ak Parti’nin adayları
Bu sıralar Ak Parti pek suskun.Ak Parti’nin adayları
Adaylardan haber alamıyoruz hangi köyde, hangi belde, hangi ilçelerdeler.
10 gün öncesine kadar her gün sıralı e-mailler gelirdi gazetemize.
Falanca aday falanca ilçeyi ziyaret etti, şu vatandaşla hoşbeş etti türünden.
Fazla detaylı bir bilgi gelmese de en azından nerede kim ne yapmış bilgimiz oluyordu.
Ama seçimde son haftaya girdik Ak Partili adayları unuttuk.
Acaba diyorum biz mi bir yanlış yaptık.
Bakıyorum öyle yaptığımız bariz bir şey de yok.
Bize gelen bir karış bilgiyle üç karış haber yazan, siyasetçi adına düşünen, siyasetçi adına vaat ediyoruz ara sıra, o da bir faydamız olsun babından…
Onlar yoğun ne de olsa.
Onun dışında yaptığımız bir şey yok valla…
Eğer yanlış bir şey yazdıysak da artık hatırlamıyorum.
Varsa hatırlayan söylesin biri, Ak Partili adaylar nerede?
Babanızın arabası mı?
Seçim döneminde devlet araçlarını kullanmak yasakmış.Doğruya bu uygulama sadece seçim bitinceye kadar, onun dışında adam babasının malı gibi kullanmakta serbest.
Yozgat’ta son bir iki aydır resmi plakalı otomobiller görüyorum, içinde aile olan.
Belki belediyelere ait araçlar, belki kurumlara işin o kısmını ayırt etme özelliğine sahip değilim.
Ama vicdan sahibi bir Yozgatlıyım.
Bir karar vermeli yönetici babanın malı mı, devletin malı mı?
Hz. Ömer gibi mumunu unutma ey devlet ahalisi, bu işin öbür tarafı da var.
El insaf yahu el insaf…