Önceki gün gelen bir telefon, ne yalan söyleyeyim beni şaşırttı...
Büroda telefonlara genel olarak diğer arkadaşlarım bakar ama önceki gün bir değişiklik yapmak geçti içimden, çalmakta olan büro telefonunun ahizesini kaldırıp ''Alo'' diye, ses verdim...
Karşı taraftan ''Seyfi beyi arıyoruz!'' dediler...
''Benim'' diye karşılık verdiğimde, ''Anadolu Ajansı'nda çalışıyordu, Seyfi bey değil mi?'' diye, emin olmak istedi...
Emin olunca da ''Bir saniye'' deyip, telefonu bir başkasına verdi...
''Nasılsınız!'' diyerek söze başlayan ses yabancı değildi elbette...
Iğdır Valisi, Yozgat eski Valisi Sayın Amir Çiçek...
Birbirimize hal-hatır sorduk...
İleri Gazetesi'nde yeniden göreve başladığımı duymuş ''Tebrik'' için ayarmış...
Bu esnada Yozgat'tan, Yozgat'taki dostlarının hatırlarını sordu, ''Nasıllar?'' diye, sonra hepsine selamlarını iletmememi istedi...
Omuzum da kalmasın...
Yozgat eski Valisi Sayın Amir Çiçek'in tüm Yozgatlılara, tanıdıklarına, basın camiasına, mesai arkadaşlarına, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine, velhasıl tüm Yozgat halkına candan selamları var....
Hazır konu bu noktaya gelmişken, gecikmeli de olsa, ''Teşekkürlerimi'' sıralayayım...
İleri Gazetesi'nde uzun bir aradan sonra tekrar göreve başlayıp, tahsis edilen köşeyi doldurmaya çalışmam nedeniyle gerek Yozgat'tan ve gerekse Yozgat dışından bir çok dost, arkadaş, tanıdık aradı, geldi, mesaj attı, köşesinde yazdı ''Tebrik'' ettiler, ''Başarı'' dilediler...
Hepsine tek tek teşekkür ediyorum...
Şimdi isimleri tek tek saymak bir şey değil, unuttuklarım ''Kırılır'', o yüzden isim vermek yerine genel bir ''Teşekkürümün'' kabul edilmesini, önemle rica ediyorum...
Ama şunu belirteyim ki, gerek il yöneticilerimiz ve gerekse meslektaşlarımdan olumlu tepkiler almak beni mutlu etmekle kalmadı, fazlasıyla motive de etti...
Yozgat Basını...
Yozgat Basının da çalışan tüm arkadaşlarım, aslında çok vefalı, iyi niyetli insanlar...
Bu övgü şahsımla ilgili değil...
Zira uzun bir süre yerel basından uzak durdum, her ne kadar içiçe bir görüntüm olsa da...
Genel basında çalışırken, yerel basında çalışan arkadaşların sıkıntılarını, tepkilerini algılamakla birlikte, bazen de ''Çuvaldız'' olmasa da ''İğneyi'' batırmayı tercih eder bir tavırla, eleştirme hakkını kendimde buluyordum...
Farklı tepkiler de geliyordu...
Gelen bu tepkileri meslekte bulunan arkadaşlarımız da kanıksamış gibiydi...
Öyle ki, bazı haberlerin ''Ahbap, çavuş ilişkisi'' nedeniyle görmezden gelindiğine inanılır bir hal almış, gibiydi...
Ancak işin doğrusu o olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz...
Ama dediğim gibi, kanıksamışız hepimiz, ''Bir lafı 40 gün sakız edersen, gerçek olurmuş'' derler ya, işte öyle bir şey...
Yozgat basınında çalışan arkadaşlarımız aslında garip...
Sahipsiz, kimsesiz....
Nefesleri çıkmıyor, avazları çıktığı kadar bağırmış olsalar bile...
Günümüzde ''Ayakta durabilmek'' güçlü olduğunuzu gösterebilmeniz için yeterli değil...
Öyle ki, adım atmış olsanız bile yetersiz kalıyor, gücünüzü göstermenize...
Koşacaksınız...
Hoplayıp, zıplayacaksınız...
Peki ama nasıl?...
Kolay iş değil...
İyi beslenmeniz gerekir, sporcu misali...
Dengeli dinlenmeniz...
Dahası yaptıklarınızın yapacaklarınızın teminatı olabilmesi için ''Taltif'' edilmelisiniz, bir şekilde...
En azından bir ''Teşekkür'' edilmeli...
Vazgeçtim ''Teşekkürden'', bir tepki verilmeli, olumsuz da olsa...
Bireysel olmayan her konuda herkes sessiz...
Bireysel konularda ''Tepki'' tahmin edemeyeceğiniz kadar ağır ve anlamsız...
İşte öyle bir şey, Yozgat'ta yaşamak, yaşlanmak...
Herkese yürek dolusu teşekkür...