Son dönemde uluslararası bir yolcu gemisinde tespit edilen vakalar ve bazı ölüm bildirimleri endişeyi artırırken, sağlık otoriteleri mevcut durumun geçmiş koronavirüs pandemisiyle aynı risk profilini taşımadığı görüşünde birleşiyor.
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un İspanya’nın Tenerife Adası’nda yaptığı açıklamalar, salgın endişelerinin kamuoyundaki etkisini gözler önüne serdi.
Ghebreyesus, vatandaşların endişelerini anladıklarını belirterek, “Salgın kelimesini duyduğunuzda ve bir gemi kıyınıza yaklaştığında geçmiş deneyimler yeniden canlanıyor” ifadelerini kullandı.
Ancak uzmanlar, mevcut tablonun COVID-19 döneminden önemli farklılıklar taşıdığına dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre en kritik farklardan biri, hantavirüsün yeni bir patojen olmaması.
COVID-19 salgını başladığında virüsün yapısı, bulaşma şekli ve yayılım hızı bilinmiyordu. Buna karşılık hantavirüs, 1990’lı yıllardan bu yana tıp literatüründe yer alıyor ve özellikle kemirgen kaynaklı bulaş mekanizması iyi tanımlanmış durumda.
Ayrıca hantavirüsün neden olduğu Hantavirüs Akciğer Sendromu (HPS) klinik olarak tanımlanmış bir tablo olduğu için sağlık sistemlerinin hastalığı daha hızlı tespit edebildiği belirtiliyor.
Uzmanlar, 2018-2019 yıllarında Arjantin’de yaşanan Andes tipi hantavirüs salgınını önemli bir referans olarak gösteriyor.
O dönemde 34 doğrulanmış vaka ve 11 ölüm kaydedilmiş, ancak uygulanan temaslı takibi ve karantina önlemleri sayesinde bulaş zincirinin önemli ölçüde kırıldığı tespit edilmişti.

Bilimsel analizlere göre, müdahale öncesi 2,12 olan bulaştırıcılık katsayısı (R değeri), önlemler sonrasında 0,96 seviyesine düşerek salgının kontrol altına alınabileceğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, sosyal mesafe ve izolasyon gibi temel halk sağlığı önlemlerinin bile insandan insana bulaşmayı ciddi oranda azaltabildiğini vurguluyor.
Son dönemde gündeme gelen MV Hondius yolcu gemisindeki vakalar da benzer şekilde yakından takip edildi. Gemide birkaç ölüm ve enfeksiyon vakası bildirilmesine rağmen, sağlık ekiplerinin hızlı izolasyon ve temas takibi uyguladığı belirtildi.
İspanyol sağlık yetkilileri, Tenerife Limanı’na ulaşan gemide tüm yolcu ve mürettebat için koruyucu ekipman kullanıldığını ve kişisel eşyaların dahi mühürlü şekilde taşındığını açıkladı.
İngiltere merkezli Pirbright Enstitüsü araştırmacılarından Giulia Gallo, mevcut verilerin hantavirüsün COVID-19 benzeri küresel bir pandemi potansiyeli taşımadığını gösterdiğini belirtiyor.
Gallo’ya göre, virüsün bulaş zincirinin erken tespiti ve izolasyon önlemleriyle kırılabilmesi, kontrol edilebilir salgın sınıfında değerlendirildiğini gösteriyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2025 yılında Amerika kıtasında 229 vaka ve 59 ölüm kaydedildi. Bu rakamlar, COVID-19 gibi yüksek bulaşıcılığa sahip solunum yolu virüsleriyle karşılaştırıldığında oldukça düşük seviyede kalıyor.
Uzmanlar, hantavirüsün genellikle kemirgenlerle temas edilen kırsal ve kapalı alanlarda görüldüğünü, insan popülasyonu içinde hızlı ve sürdürülebilir bir yayılım kapasitesine sahip olmadığını vurguluyor.
Bilim insanlarına göre mevcut veriler, hantavirüsün küresel bir pandemiye dönüşme olasılığının düşük olduğunu gösteriyor. Ancak vakaların yakından izlenmesi, hızlı izolasyon ve temas takibi gibi klasik halk sağlığı önlemlerinin kritik önem taşıdığı da özellikle vurgulanıyor.
Uzmanlar, “erken müdahale ve doğru yönetimle bu tür salgınlar kontrol altına alınabilir” görüşünde birleşiyor.




