Çocuk çocukla kavga eder sorunu aileler çözerdi.
Çocuk cam kırar, okuldan kaçar, yerine göre babasından tokat yer, yaramazlığın ve haylazlığın en alasını yapar ama bu işler emniyete sirayet edecek kadar büyütülmezdi.
Özellikle okullarda öğretmen de, okul müdürü de sertti.
Yerine göre elindeki sopa, öğrencinin bir yerinde patlar, çatış kaşlarla korku imparatorluğu kurulurdu.
Çocuğun ruh halini fazla düşünen olmazdı aslına bakarsanız.
Bir şekilde toplumun önderleri, büyükleri, çözüm aşamasında akil adam denilen değere sahipti.
Sosyal millet vardı cahilde olsa…
O sosyal millet küçüğün de halinden anlar büyüğün derdini bilirdi.
Kişinin derdiyle dertleşen, çözüm arayan, üreten büyükler haliyle toplumun sorunlarına çözüm üretirdi.
Kan davalı aileleri barıştırmada büyüklerin hatırı geçer akçeydi.
Sosyal toplum kaybolduğundan bu tarafa maalesef tüm saydıklarımız olmaz, gelişen teknoloji ile birlikte suç diye nitelendirilen kavramlar çoğalır oldu.
Günümüz toplumunda bırakın akil adam, hatırı sayılır büyük olmayı, evladın babaya karşı tutumu sıradanlaştı, tatsız, tuzsuz, ruhsuz bir hal aldı.
Baba evladı, evlat babayı anlamadı…
Toplumun anlaşılmayan yanları çoğaldıkça haliyle eğitimde de güven kavramı yıkılmaya başladı.
Zaman zaman büyük şehirlere seyahatlerim olur.
O seyahatlerde öğrencilerin kılık kıyafetlerinden tutun da hareketlerine kadar pek çok şey dikkatimi çeker.
İstanbul, Ankara, İzmir gibi kentlerdeki öğrenci yapısı ile Yozgat’taki öğrenci yapısı arasında dağlar kadar fark var.
Bizim memleketimizde de her ne kadar sosyal millet kavramı yıkılmaya başlasa da, toplumun genel yapısındaki yıkım büyük şehirlere göre biraz daha iyi durumda.
Milletin sosyalliğini yitirdiği yerde devreye giren, akil adam görevini yerine getirmeye çalışan devlet haliyle her şeyimizle ilgilenir oldu.
Aile yaşantımızın, evlat-ebeveyn ilişkisinin, karı-koca diyalogunun ortasında bulunmak zorunda kaldı.
Bu zorunluluğun eğitimde nerede olduğunu konuştuk dün Valilik toplantı salonunda.
Yozgat’ta hayata geçen Güvenli Çevre, Güvenli Okul Projesi de Sosyal Devlet Politikası’nın bir ürünü.
Projenin detaylarının konuşulduğu toplantıda bir kez daha anladık ki, Yozgat’ta eğitim diğer pek çok şehre göre çok daha güvenli.
En azından çeteleşmeler, okul önlerinde büyük kavgalar, gruplaşmalar, terör faaliyetleri gibi toplumun başını aşağıya eğecek suçlar yaşanmıyor.
Bunda aile ve sosyal devlet politikasının elbette ki önemi büyük.
Günümüzde çocukların oyun oynayacakları sokaklar, meyvesine taş atacakları ağaçlar, kendisiyle daha çok ilgileneceği anne-babası yok ama sosyal devlet var.
Sosyal devlet Yozgat için; “Eğitim güvenli” diyor…
Eğitimin güvenliğinin sağlanmasında elbette ki emniyetin önemi büyük.
İl Emniyet Müdürlüğünün duyarlılığının yanı sıra ailenin, eğitimcilerin duyarlılığı bir gerçek.
Lakin her şey Güvenli Aile de başlıyor.
Aile ne kadar güvenli olursa toplumda o kadar güvende hisseder kendisini.
Ailenin güveni öğretmenin güveni, gayreti, fedakarlığı demek.
Ben okul yıllarını hatırlıyorum, belki biraz daha körü körüne, tek düze, detayları olmayan ilişkiler vardı ama samimiyetle yürütülürdü çoğu şey.
O samimiyet büyüklerde başlar ki, okulda öğretmene kadar giderdi.
Güvenli eğitim demek, milli ve manevi değerler üzerine yetişen bir nesille mümkün olur.
Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli dediği o nesli yetiştirmek için o değer yargısının aileden başlayarak nakış nakış işlenmesi gerekiyor.