Diyarbakır'ın bu yıl ikinci ligde mücadele verecek olan temsilcisi Büyükşehir Belediyespor'un Kulüp Başkanı Metin Kılavuz, düzenlediği basın toplantısında, Yozgat ile Diyarbakır'ı mukayese yaparken, söylediklerini okuyunca, hem şaşırdım, hem de ''Biz burada yaşamıyor muyuz?'' diye hayıflandım.
Uzaktan bakılınca Yozgat'ın çok farklı göründüğünü biliyoruz. Gölgesinin giderek büyüyüp, aslını gölgede bırakmaya başladığına da şahit olmaya başladık. Keşke uzaktan bakıldığı gibi görünenin yarısı bu memlekete yapılmış, getirilmiş olsa da bizler de sevinsek, mutlu olsak.
Ama nerede o şans bizde!...
Kulüp Başkanı, 1.5 milyon nüfusa sahip Diyarbakır'ın spor tesisi bakımından Yozgat'ın çok gerisinde olduğunu ileri sürerken, ''450 bin nüfuslu Yozgat'ta 100'e yakın spor tesisi bulunuyor!'' iddiasını ortaya atıyor.
Her ilçede ikişer tane spor tesisi olsa, 28 yapar. Beldeleri de dahil etsek, ancak söylenen rakama ulaşabiliriz ama Yozgat'ın bırakınız beldelerini bazı ilçelerinde spor tesisinin sadece adı var, kendisi yok.
Kulüp Başkanı, Diyarbakır'ın spor tesisi bakımından fakirliğini anlatmaya çalışırken, Yozgat'ın Ankara'da varolan isimlerini gözünde fazlasıyla büyütüp, ''Her biri bir tesis yaptırmış olsa 100 civarında bir tesis ortaya çıkar!'' düşüncesine kapılıp, örnek gösterme ihtiyacı duymuş.
Yok öyle bir şey...
Yozgat'ın adı hem Ankara'da hem de yurdun her bölgesinde fazlasıyla mevcut. Devletin zirvesinden başlayıp, tabana doğru yayılan bürokratlarının Yozgat'a bir hayırlarının dokunduğu düşünülüyorsa, buyursunlar gelsinler gözleriyle görsünler.
Bu çağa gelinmiş halen yol sorununu çözemeyen Yozgat'ın 81 ildeki üst düzey bürokratı olsa ne yazar, olmasa ne yazar! Bugüne kadar mum dibine ne zaman ışık vermiş ki; bu saatten sonra mum ışığında kitap okumaya yönelik hayal kuralım!...
Önümüzde yerel yönetimler seçimi var. Şu arada ''Ne koparırsak kar'' hesabıyla hareket etmekten başka çaremiz yok. Temeller atılıyor, hizmetler getirilmeye çalışılıyor. Ufuktan birşeymlerin ucu görünüyor. Devamı olur mu? Orasını bilemem. Ancak bildiğim bir şey var; geçtiğimiz günlerde 470 yatak kapasiteli Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin temeli atıldı. Kamu ortaklığı modelinin ilk örneği olacak bu hastenenin iki yılda tamamlanacağı belirtiliyor. Temel atıldı ya, orası bir şekilde biter. İki yıl içerisinde bitmese bile, daha sonraki yıllarda tamamlanır. Adı ''Araştırma ve Uygulama Hastanesi'' olmasa bile, sağlık hizmeti verebilecek bir bina olarak devreye sokulur. Hiç bir şeybilemiyorsak, ''Kamu Hastaneleri Birliği İdari Binası'' olarak yine hizmet vermesini sağlarız.
Burada bir sıkıntı yok...
O nedenle şu seçim arifesinde ucunu da görsek yeter. Sonrasını düşünmeye gerek yok. ''Olurdu, olmazdı'' tartışması bile yanlış. Bir şekilde olur, yeterki adı konsun, adına yakışır temele harç konsun...