Kerem kıl,tesellim ol,düş içime cemreler gibi…Bir gelişle gel,bir gülüşle gel,güle düş de gel,hayalde gel,düşte gel…Ayı ikiye bölen kutlu ellerinle gel,şirki kara yere karan tatlı dillerinle gel,saadet muştusunda bahtlı kullarınla gel…Ve ıtır,ıtır tomur tomur güllerinle gel…Gel Efendim,Gül Kokuşlum…Yetiştir suyu çorağa,tutuştur gülü yaprağa…Gül dikilsin yeniden toprağa…Senin bir damla kokuna,bütün aşklarımı fedaya hazırım…!Ve bir kırıntısına nazarının,bütün yüreğimi kanatmaya…Bir gülü koklamak gibi seni anmak…Gel Ey…!Avucumda hep ikenler…Kanıyor…Kanıyor..
    Güllerin ateşini onu derenler bilir.
    Yüreğin ateşini kalbe girenler bilir.
    Bilmez gülün kadrini pervane-veş yanmayan
    Kıymetini güllerin sırra erenler bilir
    Yılda bir defa kurban keserler halk-ı alem ıyd için
    Dem-be-dem saat-be-saat ben senin kurbanınım.
    Alem halkı bayramda yılda bir kez kurban keserler.
    (Ey Sevgili!)
    Ben her zaman, her saat senin kurbanınım.Herkes güle,bülbül olmaya hazırdır. Bülbül gül olduğunda güzelce şakır. Bülbülün anlamıdır gül. Bülbülün kanıdır gül, Diken gülle gül kokar.!Gönüller ki Gül'e hasret!.. Gül sözleri edelim, gül düşleri görelim gül gecelerinde. Gönülleri yıkayalım gül suyuyla...Gönlüm ki Gül'e hasret!.. Güzellik Gül'e, sevgi bana düşmüş,sevginin ve vefanın bülbüle düştüğü gibi...Gül gülse daim,ağlasa bülbül aceb değil..Zira kimine ağla demişler, kimine gül..Gül yeter ki gülsün ona gülmek yakışır.Bense ağlamaya razıyım.Aşk da tatlı bir gözyaşı değil midir zaten,sevdiğini güldürmek için yapılan işler uğruna..Ey Gül'üm gülümseyişlerin vursun yüzlerimize, nur içinde nur olsun. Güzelliğin hakiki sevenleri, sevecekleri hakiki güzelliği seninle tanısınlar ve seni ansınlar.Yaşasın senin için ağlayan her dize şiirde ve senin için parlayan her damla nehirde..Ey Sevgili kapına geldik aşkı öğret bize ve aşkını ver yüreklerimize, her şey SEN olsun şu dünyada ve olmasın SEN olmayan dünya da... Dertsiz olmak dert olarak yeter..
    Gönlüm ki GÜL'e Hasret !
    Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-
Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni
    Ama sen yoktun...
    Haber göndermişsin
    -Kardeşlerime selam olsun- demişsin...
    Seni göremeyen kardeşlerine selam
    Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah.
    Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,
    Sen ki dört mevsim açan gül,
    Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,
    Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.
    Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,
    İsmi la yazılacak kadar şereflisin.
    Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken
    Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende...
    Selam vermeyi çok sevmene rağmen
    Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.
    Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,
    İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.
    Can düşmanlarının malını emanet ettiği,
    Sözüne güvendiği emindin sen
    Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen
    İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.
Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,
        İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından
    Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?
    Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?
    Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin...
    Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.
    Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
    Gel ey nebi.
    Gönlümün bozkırları seni bekler.
    Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
    İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
    Benim sevgim nedir ki?
    Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
    Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
    Sana öylesine muhtacım ki...Ölesine muhtaç...avuclarında tut zamanın nabzınıher anı güllere bulansın şebnemler düşsün kutlu vaktinden göğsümüze uzatıp elini,zamanların en güzeline"gelin,kardeşlerim!"der misin?bizi yanına çağırır mısın?
    Güllerimiz Ateşe Yenildi,Yüzlerimiz Bencilliğe Yöneldi
    Sen doğduğunda ateşe tapanların ateşleri söndü.
    Bunu bildik,böyle söyledik,ona buna hikaye ettik.
    Üzerimize alınmadık.
    Senin doğumunla sönmeyi bekleyen yangınımız yok muydu bizim?
    Senin gelişinle sükunet bulacak alevler tutuşturmamış mıydık yüreklerimizde?
    Senin varlığına denk gelecek bir devrim sunamaz mıydık göğsümüze?
    Ey kalplerin sevinci,ey gönüllerin neşesi.
Sen geldin diye,sen lütfedip bize konuştun diye,habire yakıp durduğumuz hırs ateşimizi söndürmeliydik.Sen geldin diye,sen bize yüzünü gösterdin diye,habire eğirip durduğumuz bencilliklerimizi çözüp dağıtmalıydık.Sen bize konuştuğun halde,sen bize yüzünü gösterdiğin halde,biz kendi ateşlerimizi küllediremedik,söndüremedik,soğutamadık.Kovayla kuyudan su çekerken,kardeşinin kovasına senin kovandan su dökülmesi bile iyiliktir" dedin...
        Dünya güzergâhından gelipte geçen devlet-i aşk sultânım….
        Musul gülecekse seninle gülecek. Kerbelâ sevinecekse seninle sevinecek. Şam görünecekse seninle görünecek. Dünya özeli olan ukba güzelim… güzelimiz… elimiz…dilimiz…dîlimiz… herşeyimiz….İfrata girdiğime dâir dedi kodu edenleri seninle iftihârıma davet ederim. Ben senin ahirzaman gönlüne iftiharımı ilel ebet etmeye cesâretlendim ve geldim. Kalem düşmanı ve hem dahi gönül yalanı kimler olursa olsun ! Onlara aldırış etmeden geldim. Geldiğimi hayal ettim….
O hayaller esnasında olacaktı ki “bî-vefâ yârim, her yerim dert ve cefâ’ diye ağıt yakanı dinlemenin heyecanından olmalı ki senin gönüllerde ki âhir zaman tecelliyâtın beliriverdi ufkumda. ‘Yâr’ dedim de geldim gâr benliğimle. Vefâsız olsamda geldim vefâ cennetine. Karanlıklarda kalsamda geldim kandil kapına. Derde devâ yoksa senin vefân olsun. Varlıksız varlığım senin o nâzenin devletine fedâ olsun. Senin cennetin kerâmet-azamet-alâmet cenneti değildi de ben îmânımdan mı dönecektim? Öyle mi sanmış ağyar? Hem dahi yâren-i yâr … Ben âhirzaman hidâyetine îman ettim ve geldim. Azamet olsa da Merhameti yanında taşıyan cennetine inandım da geldim. Alâmet olsa da ben senin beşâret-hidâyet- ferâset devletine gelmiştim… Geldiğimi zannetmiştim…Gelirken, sanki niceleri vardı ki, cehennemin içinde cayır cayır yanıyorlardı. Çığlık atanından tutunda ıslık çalanlarına kadar. Ancak aşkın ve merhametin o bazılarına olmasaydı onlar o ateşli yollardan, acılı sofralardan, hafakanlı ayrılıklardan, özlemle dolu hasretlerinden kalkıpta huzurunda dilen(e)mezseler tâ ebetlere kadar kavrulacaklar(dı)…. Keşke o merhamet ettiklerinin içinden birisi de ben olsaydım….
    Seni bilir seni tanır
    Nere baksa seni sanır
    Sanma ki senden usanır
    Sen gönlümün sultanısın
    Aşk bağımın gülü sensin
    Gönül sazın teli sensin
    Gözlerimin seli sensin
    Sen gönlümün sultanısın
    Bu can sana vurgun sana
    Hasret zarar verir cana
    Gönül tahtında dursana
    Sen gönlümün sultanısın
Aşk bağımın gülü sensin
Gönül sazın teli sensin
Gözlerimin seli sensin
Sen gönlümün sultanısın
ilk aşkım diyemem, lâkin aşılmaz aşkımsın inan!
Çatlarsa bir gün kalbim;
'Ahmedim..'yazsın her damla kan!