Günlük olağan işlerini yaparak çıkış vaktini getirmişti bile.Arkadaşlarıyla vedalaşıp çıktı iş yerinden. Yine yalnız, soğuk evinde tek başına günü tamamlamak için evinin yolunu tuttu. Kendi alışverişini yaparak eve gelir gelmez yemeğini hazırladı. Namaz vaktine kadar bitmişti işi.
    Akşam namazını kıldıktan sonra yemeğini her zamanki gibi yalnız yedikten sonra evdeki işleriyle oyalandı biraz. Her zaman olduğu gibi televizyon başına geçerek haberleri izlemeye başladı. Yine olağan haberleri veriyorlar, Türkiye nereye gidiyor feryatları atıyorlardı sahte ve yapay bir şekilde. Sonra dünyada olup bitenler, Iraktaki süregelen hal onu çok düşündürüyordu. Hafifçe tebessüm ederek dinledi son haberi Amerikan askerleri bir bölgeye hala giremedi.diyordu spiker. Koskocaman Amerika küçük bir ülkenin ufak bir kasabasına girememişti. Tam teçhizatlı binlerce asker bir avuç direnişçiyle mücadele ediyordu. Sessizce mırıldandı sonra   
    Bir amaç uğruna savaşanlar, para için savaşanlardan elbette ki daha kuvvetlidirler. İnsanların sayılarının çokluğu değil, yüreklerinde ki imanın çokluğu onları başarılı kılar.
    Spikerin ıraktakiler için terörist ifadesi kullanması moralini bozdu sonra.
    Ülkesini işgal edenlere karşı durmak terörizm olabilirmiy di?
    Kadınlarına tecavüz edilmesine,çocuklarının en kötü şekillerde öldürülmesine, evlerinin, barklarının, yuvalarının, ailelerinin dağılmasına karşı çıkmak teröristlik olarak nasıl adlandırılabilirdi ki?
    Hem de yanı başındaki sınır komşusu olan Müslüman bir ülkenin haber kanalında vuruluyorsa bu damga,bundan daha hazin bir şey olabilirmiy di?..
    Ülkeden haberler le devam etti sonra.         Yine dayak, kapkaç, öldürme, yaralama, hırsızlık ve bir kaçta intihar vakası..
    Ne kadarda çoğalmıştı şu sıralar.
    Rahat yaşayanlar o denli alıştırmışlardı ki kendilerini bu şaşalı hayatı ellerinden çıktığında ulaşamama korkusuyla son veriyorlardı hayatlarına
    .Sanki kendi istekleriyle gelmiş gibi kendi istekleriyle de bitiriyorlardı yaşamlarını.
    Ne kolay şeydi ölüm onlar için. Ne kolay kurtuluş. Tükendiğinde hayatını da tüketmek ne basit onlar için.
    Keşke tükenmeden kendi tükenmişliklerini yok edebilselerdi.
    Keşke hayatlarına son vermeden dünyaya geliş gerçeklerini bir kavrayabilselerdi.
    Keşke kara toprağa kendi kendilerine bitirdikleri bedenleri değil bu dünyadayken Allah için çalışarak can vermiş bir insanın nadide bedeni olarak girselerdi..
    Keşke Allah'ın Kuran'da onlar akılsızlardır ifadesindeki gibi akledemeyen insanlarda değil de bu emanet canlarına kıymadan akledebilselerdi.Keşke Ayetteki gibi
    “Rabbim sen bizi boşuna yaratmadın”
    diyerek bu sorularla Rablerini bulabilselerdi. Keşke keşke...
    Dikkatini biraz daha verdi haberlere.Her haber yüreğini biraz daha yakıyor, içini ürpertiyor,dilini damağını kurutuyor,onu derin düşüncelere dalıp gitmesine yol açıyordu.
    Sırada bir banka şubesini soyarken çıkan çatışmada öldürülen iki kişi vardı.
    Polisle girdikleri çatışmada ölmüştü her iki hırsızda. Olayı görenlerin gözlerinde olayın dehşetini görebilmek mümkündü.
    Tek tek olayı anlatıyor ölen hırsızlar için beddualar ediyorlardı.
    Çünkü çatışma esnasında birde 4 yaşında masum bir çocuk öldürülmüştü.
    Vahşet bu kolay para kazanmak için insanların canını hiçe sayanlar insan olmaz
    Hayvan bunlar inanın hayvan...
    Çocukları hiçe sayarak ateş ettiler polise. Kendi canlarını düşünen bunlara insan denemez.
    Bu ve benzeri bir yığın olayı görenler ağızlarına geleni söylüyorlardı. Ve nihayet ölen hırsızların resmi yayınlanınca Bekir bey olduğu yerde donup kalmıştı.    
    Ölenlerden biri abisiydi. İnsanların lanetlediği, insan bile olamaz dediklerinden bir tanesi onun canı kanı olan abisiydi.
    Göz yaşları sel oldu bir anda ve dudaklarından sadece şu sözler döküldü
    İnna lillahi ve inna ileyhi raciun...(Muhakkak biz senden geldik, yine sana döneceğiz)