Osmanlı’nın kuruluş döneminde Bursa’da yaşayan önemli mutasavvıflardan biri olan Emîr Sultan, hem dini ilimlerdeki etkisi hem de Osmanlı sarayıyla kurduğu bağlarla tarihsel açıdan dikkat çeken bir şahsiyet olarak öne çıkıyor.
Hayatı ve kökeni
Asıl adı Muhammed bin Ali olan Emîr Sultan, 1368 yılında Buhara’da dünyaya geldi. “Şemseddin” lakabıyla da anılan Emîr Sultan’ın soyunun, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’e dayandığı rivayet ediliyor. Bu nedenle “seyyid” kabul edilen Emîr Sultan, doğduğu şehre nispetle “Muhammed Buhârî” ve “Emîr Buhârî” isimleriyle de tanındı.

Bursa’ya gelişi ve Osmanlı ile bağı
İlk olarak Buhara’dan Medine’ye, ardından 1391 yılında Osmanlı’nın önemli merkezlerinden Bursa’ya gelen Emîr Sultan, burada kısa sürede saygın bir dini şahsiyet olarak kabul gördü. Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Fatma Hatun ile evlenmesiyle birlikte saray çevresiyle de güçlü bağlar kurdu. Bu evlilikten sonra “Emîr Sultan” unvanıyla anılmaya başlandı.
Tasavvufi kişiliği ve etkisi
Döneminin önde gelen mutasavvıfları arasında yer alan Emîr Sultan, Bursa’da tasavvufi düşüncenin yayılmasında önemli rol oynadı. Halk arasında büyük saygı gören Emîr Sultan’ın, Osmanlı toplumunun manevi hayatında derin izler bıraktığı biliniyor.
Vefatı ve türbesi
1429 yılında Bursa’da meydana gelen veba salgını sırasında hayatını kaybeden Emîr Sultan, eşi ve bazı çocuklarıyla birlikte vefat etti. Cenaze namazının, dönemin önemli mutasavvıflarından Hacı Bayram Veli tarafından kıldırıldığı rivayet ediliyor.
Emîr Sultan’ın kabri, bugün Bursa’nın Yıldırım ilçesinde bulunan Emir Sultan Camii haziresinde yer almakta olup, hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri olmayı sürdürüyor.
Tarihteki yeri
Emîr Sultan, Osmanlı’nın kuruluş döneminde dini ve manevi rehberlik yapan önemli isimlerden biri olarak kabul ediliyor.




