Emîr Sultan'ın Soyu, Doğumu ve Unvanları
-
Doğumu ve kökeni (Seyyid): Yaklaşık 1368 (H. 770) yılında Özbekistan’ın Buhara şehrinde dünyaya gelmiştir. Soyu, anne ve baba tarafından Hz. Muhammed’in (s.a.v.) torunu Hz. Hüseyin’e dayandığı için "Seyyid" ve "el-Hüseynî" unvanlarını taşır.
-
İsminin ve unvanlarının kaynağı: Buhara'da doğduğu için "Muhammed Buhârî", babası çömlekçilik yaptığı ve "Emîr Külâl" lakabıyla anıldığı için "Emîr" denilmiştir. Yıldırım Bayezid'in kızı Hundî Fâtıma Hatun ile evlenip padişah damadı olduktan sonra ise halk arasında Emîr Sultan olarak anılmaya başlanmıştır.

Bursa'ya Gelişi ve Saraya Damat Olması
-
Anadolu'ya hicret: İlk tasavvufi terbiyesini babasından alan Emîr Sultan, genç yaşta yetkin bir âlim olmuştur. Hac için gittiği Medine'de aldığı manevi bir işaret (üç kandil rehberliği) doğrultusunda Anadolu'ya yönelmiş ve 1390-1391 yıllarında Osmanlı'nın başkenti Bursa'ya yerleşmiştir.
-
Molla Fenârî dostluğu ve evliliği: Bursa'da derin ilmiyle halkın sevgisini kazanmış, ilk Osmanlı şeyhülislamı sayılan Molla Fenârî ile yakın dostluk kurmuştur. Manevi bir rüya vesilesiyle Yıldırım Bayezid’in kızı Hundî Fâtıma Hatun ile evlenmesi, onun devlet erkânı üzerindeki nüfuzunu en üst seviyeye çıkarmıştır.

Osmanlı'daki Siyasi Rolü ve Padişahlara Rehberliği
Emîr Sultan; Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed ve II. Murad dönemlerinde sarayın en önemli manevi danışmanlarından biri olmuştur.
-
Fetret Devri ve birleştirici güç: Ankara Savaşı sürecinde Yıldırım Bayezid'in yanında bulunarak ordunun maneviyatını yüksek tutmuş, ardından gelen Fetret Devri’nin kaos ortamında şehzadelere nasihatler vererek devlette birleştirici bir figür olmuştur.
-
Kılıç kuşatma geleneği ve İstanbul Kuşatması: Osmanlı padişahlarına kılıç kuşatma geleneğinin temellerini atmış; II. Murad tahta çıktığında ona bizzat kılıç kuşatmıştır. 1422 yılındaki İstanbul kuşatmasına ise yaklaşık 500 dervişiyle birlikte bizzat katılarak ordunun manevi coşkusunu artırmıştır.
Vefatı ve Mirası
Kübreviyye tarikatının Anadolu'daki en büyük temsilcisi kabul edilen Emîr Sultan, 1429 (H. 833) yılında Bursa’da baş gösteren büyük bir veba salgını sırasında 61 yaşlarında vefat etmiştir. Cenaze namazını Hacı Bayram-ı Velî kıldırmıştır. Vefatının ardından eşi Hundî Hatun tarafından yaptırılan Bursa'daki Emîr Sultan Camii ve Külliyesi, bugün Türkiye'nin en çok ziyaret edilen manevi mekanlarından biri konumundadır.




