Bugün ki toplumda yer alan insanların en büyük eksikliği ya da hatası nedir diye sorsam?
    Bu soruma eminin okurlarımın en fazla ya da yüzde 70-75’i edep ya da hayâ diyeceğinden hiçbir şüphem yok! Şuan yaşadığımız bütün değerlerin yok olmaya başladığı bu bilim ve teknoloji çağında ne yazık ki en önemli değerlerimiz olan maneviyatı inancımızı kaybediyor olmamız cidden insanı ürpertiyor.
    Aslına bakarsanız bilim ve teknoloji çağında yaşadığımız şu yıllarda maneviyatımızı  kaybetmemiz insanoğluna yakışmıyor. Bütün o toplumu, aileyi ayakta tutan o kurumların bir bir çatırdadığı, toplumun yozlaştığı, yıprandığı bu dünyada etrafımızı saran o maskeli insanlarla yaşamak, yaşama savaşı verebilmek gün geçtikçe zorlaşıyor.
    Elbette ki bu kadar yozlaşmanın yaşandığı bu dünyada şu an ki yetişen ve yetişmekte olan insanlardan edep beklemek de galiba sadece hayalden ibaret.
    Bunu hemen hemen her zaman bağıra çağıra insanlara anlatmaya çalışıyorum “Türk toplumunu ayakta tutan ailedir” bunu çok iyi bilen yabancı mihraplı güçler bizi yani Türkiye’yi parçalamanın ancak aileyi yok ederek başaracaklarını öğrendiler ve tüm ince planlarını buna yönelik yıllardır durmadan bıkmadan usanmadan var güçleriyle savaştılar. Ama ne yazık ki bu savaş öyle bildiğiniz savaşlara pek benzemiyor ve yine ne acıdır ki buna bizi yöneten siyasilerimizde en az 50-60 yıldır bunun bir türlü farkına varmamış olması çok acı.
    Sokakta karşılaştığımız uzun o eş,  o sıcacık içten davranan o insan (evet en yakınımızı, eşimiz, dostumuz, ahbabımız….) onlarda bir bir yalnız kaldığında birden bire o yüzündeki o masum sımsıcak bakışın ardındaki insan gidiyor, yerine bencil duyarsız onursuz bir insan oluveriyor.
    Bu dışarıda şirin görünen o insanın yüzündeki maskeyi çıkardığı zaman insan olmanın vasıflarından yoksun bir zavallı oluyor.
    Galiba şu an geçerli olan, insanoğlunun maskeyle yaşaması!
    Buna insanlığını yitirmiş  zavallı bir toplum. Bilirsiniz ki bizler insanoğlu özentiyi başkalarına benzemeye taklit etmeyi oldum olası çok sevmişizdir.
    Bilemiyorum! Bilmek de benim yüreğimi kanatıyor.
    Ne şu anki dünya politikalarını, ne yaşadığımız şu zamanı, ne yozlaşan, bozulan toplum hayatını  ne de insanlığını yitirmekte olan maneviyattan inançtan yoksun büyüyen geliştiğini, değiştiğini zanneden bu insanoğlunu bir türlü sevemedim? Sevemem de!
    Bu dengesi bozulmuş, yozlaşmış bir toplumda yaşamak adam gibi kalabilmek sanırım imkansız! Böyle bu toplumda yaşayabilmek için ya aptal olacaksınız, ya aklınızı, mantığınızı kaybetmeye hazır olacaksınız ya da doğrularınızdan ödün vermeden yaşayabilmek için her şeye, herkese savaş açmaya kısaca savaşmaya her zaman hazır olacaksınız! Seçim size kalıyor…
    Burada görev en başta siz ve anne babalarımıza, elleri öpülesi öğretmenlerimize ve sosyal kuruluşlara görsel ve yazılı basına düşüyor.
    Eğer ülkemizde aile bu kadar hızlı ve bir o kadar da bilgisizce keyfi amaçlar uğruna parçalanıp yok ediliyor ise bundan elbette ki bütün insanlara çok büyük sorumluluklar düşmektedir.
    Eğer bize yarınlarımıza umutlu bakabilmek istiyorsak elbette ki bütün toplum elini taşın altına koymak zorundadır.
    Aydınlık bir gelecek için insanoğlunun farkında olan maneviyatı yok etmeden aileye sahip çıkalım. İnsan olduğumu unutmadan edepten, hayâdan uzaklaşmayalım.