Bakın kıvırmadan, kibara kaçmadan, açık ve net soruyorum.
    Et ve Balık Kurumu’na (EBK) alınacak 70 işçi için yapılacak mülakata katılacak olanların arkasında Allah’ları mı olacak, yoksa dayı, emmi, tanıdık, eş, dost türünden siyasetçiler mi?
    Bu soruyu 6-7-8 Temmuz 2011 tarihleri arasında mülakata katılacak 210 kişi (Yedekleri de 210 kişi) adına soruyorum.
    EBK kurum yöneticileri ellerinden geldiği kadar görevlerini yapıyor, mülakat belgelerini getiren gençlerin moralini bozmadan işlerini icra ediyorlar.
    Ama isimleri kuradan çıkarken sevinç çığlığı atan gençleri almış bir telaş.
    Acaba işe alınacak mıyım, diye soruyor ama umutlu da konuşmuyorlar.
    Birkaç siyasetçinin ismi dolaşıyor EBK’nın bahçesinde.
    Söz verilmiş birilerine, “İşin hazır, mülakata katıl gerisini merak etme sen” demiş siyasetçi büyükler (!)
    Kim o siyasetçi büyükler?
    İşte o kısmını şimdi değil, sonuçların açıklandığı gün ilan edeceğim, üstelik şahidi, delili ile.
    İnkar edilemeyecek şekilde ortaya koyacağım ki, yıllardır siyasette dayısı olanın kazandığı düzene küçük de olsa bir çomak sokayım.
    Hakkın hak sahibine verilmesi,
    Siyasetin insanların arasına sokacağı nifaka, yıkacağı güven duygularının önüne geçmek adına,
    Hiç olmazsa şu dünyada bir işe yaradım diyebilmek adına ben bu gün EBK’da yapılması düşünülen, -yapılacağı iddia edilen- mülakat torpiline dur demek istiyorum.
    En azından vesile olmak…
    Yaptırım gücüm yok, mülakat günü oraya gidip “durun, yapmayın, etmeyin” de diyemem.
    Ama bir hakkı teslim etmek adına Yozgatlı’nın huzurunda bu gün yaptığım uyarıyı, yarın sınav bittiği gün açıklayacağıma adınız, soy adınız gibi emin olabilirsiniz.
    Keşke imkanlar elverse de 210 kişinin tamamı işe alınsa.
    Ama alınacakların sayısı 70’le sınırlı.
    Bu 70 kişinin büyük bölümünün siyasi referans ile alınacağı iddiası öyle bulandırmış ki kafaları.
    İlçenin birinden tır şoförlüğü için aday olan genç bir arkadaş işe girme umudunu şu sözlerle anlatıyor:
    - Aslında umudum yok, siyasetçi tanıdığı olanlar alınacak deniliyor. Ama iş yok, güç yok. Babadan da bir gelir yok. Evlenmeye dahi cesaret edemiyorum. Evlenmek kolay olmasına kolay ama işsiz evlenen adamın kıyameti zaten kopmuş demektir. Kimse bile bile huzursuz olmak, başka bir insanı mutsuz etmek ister mi?
    Umudu yok ama ‘ya tutarsa’ demiş çıkmış gelmiş köyünden.
    İyi bir tır şoförü, ama belki de ehliyetini torpille almış, şartı tutuyor ama şoförlüğü çok iyi olmayan torpilli biri bu gencin yerine geçecek.
    Ve o an bir kader değişecek?
    Bir gencin yol ayrımı.
    Dünyanın sonu değil belki ama bir kaderin değişeceği muhakkak.
    Babam devlete işçi olarak girdiği yılları çok iyi hatırlıyorum. O yıllarda işin ne anlama geldiğini bilmiyordum ama bu gün bulunduğum Yozgat’tan geriye dönüp baktığımda o işe girmeseydi şayet ben ve ailemin nasıl bir dünyada olacağını hayal dahi edemiyorum.
    Neden?
    Çünkü Anadolu’da yaşayan insanların yarına dair umutları sınırlı.
    Hiç kimse tutup da elinden al sana umut tarlası, seç, beğen, mücadele et demiyor?
    Öyle olunca da umut denilen sözün hiçbir anlamı kalmıyor insanlar için.
    İşte bu yüzden siyasetçinin başı çok ağrıyor, milletvekili en yakınının işini yapamadığı için tu-kaka olup çıkıyor.
    Bu ülkede insanlar siyasetçi dayısı olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrılıyor.
    Önümüzdeki süreçte EBK’da yapılacak mülakat öncesinde de ortaya çıkan bu hakikat insanların umudunu şimdiden tüketmiş.
    Ne kadar acı değil mi?
    Yarına dair bir planımız, gayemiz, beklentimiz yok, yarını göremiyoruz ama mevzubahis iş olunca yarına dair umutsuzluğumuz ortaya çıkacak pek çok sebebimiz var.
    Bu sebeplerin başında da siyasetçilerin insanları sınıflandırma, taraf olma politikası yatıyor.
    Benim siyasetçilerden işçiler adına tek bir arzum, isteğim var;
    Bu güne kadar Yozgat’ta ki özürlü sınavına dahi müdahale etmeye çalıştınız,
    Olmadı özel bir şirketin alacağı çaycıya, temizlikçiye kadar müdahil oldunuz, ihtiyacı olanı, vasfı olanı, hak edeni, evinde lokma ekmeğe muhtaç olabilecek insanları değil de senin adamın/benim adamım politikası güttünüz.
    Tamam, seçmene dair verilmiş sözler var. Tarafların isteklerini yerine getirme zorunluluğu bir borç.
    Ama bu borcu ödemek istiyorsanız ekstradan istihdam alanları oluşturun, insanlara iş kapıları açın daha büyük sevaba girin.
    Yoksa torpil denilen şey, sizi öbür tarafta çok rahatsız edecek hatırlatayım.
    Tabi çok umursuyorsanız!
 YOZGAT RÜZGARI
Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bir bölüm
Aslında adı Araştırma ve Uygulama Hastanesi.
    Ama insanlar Tıp Fakültesi Hastanesi olarak bilir, o isimle telaffuz ederler.
    Yozgat’ta Tıp Fakültesi Hastanesi tam manasıyla reklamını yapmış değil.
    Bir çok önemli bölümün açık olmaması da bunda önemli bir etken.
    Dalında uzman, birbirinden değerli hocaların hizmet verdiği hastanede kısa bir süre önce Göğüs Hastalıkları bölümü de hizmet vermeye başladı. Bu fevkalade önemli bir gelişme aslında.
    Yozgat’ta hatırı sayılır oranda akciğere bağlı solunum yolu hastası var. İnsanların büyük bölümü genellikle Kayseri, Ankara gibi illerdeki hastanelere gidiyor.
    Devlet Hastanelerinde doktorları bulunmasına rağmen oluşan yoğunluk nedeni ile insanlar dışarıya tercih ediyor.
    Ama bu bölümün Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde açılması işte bu sağlık göçünün önüne büyük bir set olacak!
    Bu bölüme getirilen doktor Devlet Hastanesi’nin genç ve başarılı isimlerinden Uzman Doktor Yavuz Selim İntepe…
    Mecburi hizmeti bitmesine, yani Yozgat’tan gitme hakkı olmasına rağmen Bozok Üniversitesi bünyesinde Yozgatlılara hizmet etmeyi tercih etmiş.
    Üstelik büyük hedefleri var.
    Sigara bıraktırma, uyku testi, solunum testleri gibi daha bir çok önemli alanın da kısa sürede hizmete girmesi için çalışacağını söylüyor.
    Bir doktor bunu söyleyebiliyorsa demek ki yöneticilerinden büyük destek alıyor demektir.
    Hastane başhekimi, dekanı, üniversitenin rektörü, sağlanan özgüven bu noktada çok önemli.
    Aslına bakarsanız Tıp Fakültesi Hastanesi teknik donanım bakından Türkiye’nin pek çok ilinden önde.
    Ama kadro eksikliği en önemli sorun.
    Tıp Fakültesi Hastanesi’nde açılan Göğüs Hastalıkları Bölümü, önümüzdeki günlerde açılacak olan yenilerinin habercisi.
    Hayırlı olsun, gelişmeleri takip etmek, duyurmaz bize yeter ki siz Yozgat için emek sarf edin.
    Yavuz Hoca’ya da teşekkürler, Yozgat’ta kalmayı tercih ettiği için.