Bizleri ve bu alemi yaratan Rabbimiz hem insanoğlunu ve hem de bu dünyayı en güzel bir şekilde yaratmıştır (mümin suresi 64, teğabün suresi 3, mülk suresi 3).
    Gerçekten evrenin yaratılması ve dünyamızın bu evren içerisindeki dengesine baktığımız zaman birbirini tamamlayan güzellikleri ve ahengi görürüz. Güneş, ay, yıldızlar, yerçekimi, atmosfer, dağlar, ovalar ve denizler gibi..
    Bundan yola çıkarak dönüp kendimize de baktığımız zaman, elimiz, gözümüz, aklımız, kalbimiz ve bütün azalarımızla kusursuz, eksiksiz bir mükemmelliği görürüz. Birde manevi dünyamız var ki; bizleri hayata bağlayan, yaşama sevinci veren duygularımız, sevgimiz, saygımız, dostluklarımız, güven inanç gibi insanı insan yapan değerlerimizi var. Günümüz dün oldu, yarında bu değerimize ne kadar muhtacız..   
    Bu güzelliklerin en yüksek noktaya ulaştığının bir örneğini Peygamberimizin örnek hayatından yansıtalım..      
    Rabbimiz tarafından Peygamberimize miraç mucizesi bahsedildi. (Mucizeler ancak Peygamberlere nasip olan, bizlerin nasıl olur nasıl oldu diye düşündüğümüz ancak bütün kalbimizle inandığımız  ‘ALLAH bir şeyin olmasını dilediği zaman olur’(Yasin 82) ayetin manasıyla ifade ettiğimiz olaylardır).
    Müşrikler peygamber efendimizden miraç mucizesini duyunca hemen Hz. Ebubekir’e gittiler ve şöyle dediler “Senin inandığın  güvendiğin Hz. Mumammed var ya, bir gece vakti Mekke’den Kudüs’e oradan yedi kat semaya çıktığını ve ALLAH- ÜTALA ile birebir konuştuğunu ifade ediyor”.
    Hz. Ebubekir bunu Hz. Muhammed’mi söylüyor diye sordu. Müşrikler evet diyince Hz. Ebubekir ,“Hz. Muhammed söylediyse kesinlikle doğrudur, bütün kalbimle inanıyorum” dedi.
    Gerçekte bugün bu dostluğa ve bu güvene ne kadar ihtiyacımız var. Aile hayatından, sokaktaki toplum yapımıza kadar ve hatta ticari hayatımızda de bu güven ortamından ne kadar uzak yaşıyoruz .
    Anne babalar evlatlarına güvenemiyor, kardeşler kardeşlerine güvenemiyor ve ticari hayatımız hep güvensizliklerle geçiyor.
    Mahkemeler de ödenmeyen borçlardan dolayı icra takipleri, bankalarda ödenmeyen çek ve senetler. Malesef  günlük hayatımızdan bu manada güvensizlik örneklerini görmekteyiz. Ne olurdu Peygamberimizle Hz. Ebubekirin dostluğu ve güveni gibi dostluklarımız inançlarımız ve güven ortamımız olsaydı. Sözünün eri ahde vefa insanlar olsaydık. Hem bu dünyamızda ve hem de yarın mahşer  gününde ALLAH’ın huzurunda yüzümüzün akıyla ve tertemiz bir hayat örneğiyle durabilseydik. Tutulmayan sözler, ödenmeyen borçlar yerine tutulan sözler ve tertemiz bir ticaret hayatımız olsaydı. Ne kadar hatalarımızda olsa, İNŞALLAH sahip olduğumuz bu İMAN ve İNANCIMIZ bizim en büyük sermayemiz olacaktır.
    Her zaman dostluklar yanımızda düşmanlıklar ve kin bizden ve sevdiklerimizden uzak olsun.