Bu güne kadar manevi değerler üzerinden siyaset yapılmasına karşı oldum.
    Ne şehitler üzerinden, ne de din simsarlığı yapılarak yürütülen siyaseti tasvip etmedim.
    Allah, vatan, millet, bayrak gibi değerlere gönülden bağlı olan her Müslüman'ın da bu durumu tasvip etmeyeceğine adım gibi eminim.
SİYASET DİNE KARIŞTI…
    Ne zaman ki bu değerler üzerine siyaset kurgulanmaya başladı, millet o vakit kandırıldı, duyguları ile oynandı.
    İmam-Hatip'lerin arka bahçe olarak gösterildiği günden beri din siyasete alet edilir oldu.
    Bu gün başörtüsü yasağını hortlatan zihniyeti doğuran da din üzerinden siyaset yapan zihniyetin ta kendisidir.
    Din adeta siyasi bir simge, dini liderler de siyaseti yönlendiren birer siyasetçi gibi ülkemizde.
    Özellikle cemaatler üzerinden yürütülmeye çalışılan bir siyasi süreci yaşıyoruz bu gün.
    İşte bu yüzden son yapılan referandumda her fırsatta dini değerler ön plana çıkarıldı.
    Referandumu seçim olarak görmeye bilirsiniz.
    Ama görünen köy kılavuz istemiyor.
    Gören göz, duyan kulak, algılayan bir beyin bu referandumun seçimin bir parçası olduğunu pekala idrak edebilir.
    Belki başlangıç itibari ile referandum hakikaten aslına uygun icra edilecekti ama maalesef liderlerin ortaya koyduğu tutum, parti propagandaları ülkeye seçim havasına soktu.
Referandum vaatleri seçimden farksız,
    Mitinglerde yapılan konuşmaların referandumun içeriğinden çok çok uzak olması,
    Her şeyden önemlisi basının ortaya koyduğu taraflı politikalar referandum değil seçim yapılacağı izlenimini açık seçik ortaya koymaya yetti. 
CAMİLERDEKİ
PROPAGANDAYI
ANLAYAMIYORUM!
    Şehitler üzerinden siyaset yapılması nasıl ki rahatsızlık verici ise dini duygular üzerinden siyasi propaganda yapılması da o denli çirkin ve de mesnetsiz.
    Daha önce yüzeysel olarak değindiğim camideki referandum propagandasının hala şokunu yaşıyorum.
    İyi ki o cemaatin içinde değildim ve iyi ki din görevlisinin referandum yemini ettirme gibi cahilce tutumuna şahitlik etmedim.
    Ta İstanbul İl Müftüsü'ne kadar insanlar “referanduma oy verin umreye gitmeyin” mesajı verdi.
    Olmadı Umru'de “referanduma Evet” yazılı broşürler dağıtıldı.
    Evet'i, Hayır'ı ne ola ki…
    Allah'ın evinde, camide, ibadethanede, Peygamber huzurunda Kabe'de, kutsal topraklarda referandum propagandası yapmanın anlamı ne?
    Dini mekanlarda siyasi şov yapacak kadar küçülebiliyor insanlar.
    Peygamber Efendimiz döneminde yaşanan cahiliye dönemini andırıyor bu yaşananlar.
    Bu öyle bir cahillik ki, dini alenen kullanma cahilliği.
    Evet veya Hayır, yapılan çağrının mesnedi ne olursa olsun fark etmez.
    Bir din görevlisi cami cemaatine vaazı sırasında referandum yemini ettirebilir mi?
    Nereden buluyorsun sen bu hakkı efendi…
    Bu iş ta dipten geliyor sanırım.
    Unuttuk mu hac farizası sırasında insanlara siyasi söylemlerde bulunan milletvekillerini?
KALEMİ TARAF OLANLAR GÜN GELİR EĞİLİR, GÜN GELİR KIRILIR?
    Din üzerinden referandum siyaseti en alasından yapıldı.
    Dini liderler üzerinden geniş kitlelere ulaşmaya çalışıldı.
    İnsanların ortak paydası, hassasiyeti ele alınarak etkileme yöntemine gidildi. Bu işin günahı, sevabı düşünüldü mü? Dini siyasete alet eden bir zihniyet de bu düşüncenin de hakim olduğuna inanmıyorum.
    Bu gün Yozgat'a gelen bir dilenci dahi avuç açıp dilenirken 'Allah rızası için' diye yardım istiyor.
    Dilencinin yaptığı ile dini duygular üzerinden yürütülen siyasetin arasındaki fark ne?
    Referandum bitti, adı kaldı, değişen yasaları kaldı.
    Millet için hayırlı olsun, tek temennimiz bu.
    Lakin, hala ülkemiz insanı üzerinden propaganda yürütenler var. Bunların başında da taraf kalemler geliyor.
        Birilerinin tarafı olmak adına karşısındaki herkesi taraf gören kalemler.
    Doğruları yazmak yerine yalanlarla kurduğu dünyada istikbal bekleyen kalemler.
    Eskiden onlara kalemşör, boyalı basın denilirdi, şimdi beyefendi oldular.
    Emir aldıkları yerlerin direktifleri ile yazı yazarken bu taraf kalemler de dini ve milli duyguları kullanmaktan çekinmeyecek kadar cüretkarlar.
    Dinin siyasete, yani referanduma alet edildiği bu süreçte en büyük silah bu kalemler oldu.
    Namlularını masum insanların üzerine uzatmış emir erleri misali kalemlerini her fırsatta milletin hassasiyetlerinden yana kullandılar.
    Bu süreçte insanları kamplara bölmekten çekinmedikleri için taraf kalemler, karşısındakileri de taraf kalem zannederek hareket eder oldular.
    Bilemediler ki, kalem hakkaniyet içinde kullanan ehil insanların elinde cahilliği örter.
    Ama taraf kalem gün gelir eğilir, gün gelir kırılır.
    Saltanatları güneş doğuncaya kadardır.