Süpermarket rafları dolu görünse de, modern gıda sistemi yüzeyin altında ciddi bir kırılganlık barındırıyor. Durham Üniversitesi İşletme Fakültesi araştırmacısı Mohammed F. Alzuhair’in The Conversation’da yayımladığı analiz, günümüzde gıda arzının artık büyük ölçüde dijital veritabanları, algoritmalar ve otomatik onay mekanizmalarına bağlı olduğunu ortaya koyuyor.

Alzuhair, “Gıda maddeleri yalnızca dijital sistemler tarafından tanındığında hareket edebiliyor. Eğer bir sevkiyat dijital olarak onaylanamazsa, o ürün sigortalanamaz, dağıtılamaz ve pratikte ‘kullanılamaz’ hale gelir” ifadelerini kullandı. Araştırmacı, sistemin en büyük kırılganlıkları arasında siber saldırıları, teknik arızaları ve insan faktörünün sistemden çıkarılmasını gösteriyor.

Geçmiş örnekler, bu riskleri somut biçimde ortaya koyuyor. 2021 yılında dev et üreticisi JBS Foods’a düzenlenen fidye yazılımı saldırısı sırasında tesisler fiziksel olarak hazır olmasına rağmen, dijital onay sistemlerinin çökmesi nedeniyle üretim tamamen durdu. Benzer şekilde ABD’deki büyük market zincirlerine yapılan siber saldırılar, fiziksel stokların bulunmasına rağmen online sipariş ve teslimatların aksamasına yol açtı.
Alzuhair’e göre, kritik kararlar artık insanlar yerine yapay zekâ sistemleri tarafından alınıyor ve bu sistemlerin süreçleri şeffaf değil. Ayrıca, şirketler maliyet gerekçesiyle “manuel yedekleme prosedürleri”ni ortadan kaldırıyor. Bu durum, sistem çöktüğünde müdahale edecek yeterli eğitimli personelin kalmamasına yol açıyor. Kamyonlar yüklü olsa bile dijital izin kodları çalışmadığında gıda hareket edemiyor.

Uzmanlar, bu yapının gıda güvenliğini artık arz sorunu olmaktan çıkarıp “yetkilendirme” sorununa dönüştürdüğünü vurguluyor. Alzuhair, “Dijital sistemler çöktüğünde gıdaya erişim engelleniyor. Fiziksel stok olsa bile, sistem izin vermediği sürece gıda kullanılamıyor. Bu da gelecekte ciddi gıda krizlerine yol açabilir” uyarısında bulunuyor.

Sonuç olarak, dijitalleşmenin getirdiği verimlilik avantajları, aynı zamanda tedarik zincirinde yeni kırılganlıkları da beraberinde getiriyor. Araştırmacılar, siber güvenlik önlemleri ve insan faktörünün süreçlerden tamamen çıkarılmaması gerektiğini belirtiyor.





