Binlerce insanla birlikte Asya’dan Avrupa’ya devasa bir beşikte sallana sallana Boğaziçi Köprüsü’nden geçtik.
Bu sene İstanbul’da 32.si düzenlenen kıtalararası Avrasya Maraton’una ilk kez katıldık. Günler öncesinden gidip koşu için kaydımızı yaptırdık ve beş basamaklı yarışma numaramızı aldık.
Yarışma günü 07.00’den itibaren tüm ulaşım seferleri ücretsiz olduğundan hiçbir problem olmadan çeşitli araçlarla insanlar yarışma noktasına getirildi.
Böylesine güzel ve büyük bir organizasyonu hazırlayıp gerçekleşmesini sağlayanlara, emeği geçen herkese tek tek teşekkür ediyorum.
Davullu zurnalı, şarkılı türkülü kısacası tam bir şenlik ve bayram havasındaki koşu, büyük bir coşkuyla 09.00’da Anadolu Yakası’nda Altunizade Köprüsü altından başladı.
Hava günlük güneşlik olunca katılım oldukça fazlaydı. (200.000 kişinin katıldığı belirtildi.)
Simit ve su satıcıları da kısa günün kârını yaşadılar. Sıcak olmayan simitleri için “sıcak simit” diye bağırmaları yok mu. Güldürmeye yetti de arttı bile. O saatte köprüde sıcak simit ne gezer.
Hiç işte..
Güzel güzel yürüyüşümüze devam ederken köprünün ilk ayağından geçmek üzereyken şangır şungur sesleriyle irkildik. Bu sesi duyan pek çok insan tedirgin olup geri dönüp, yürüyüşü tamamlamaktan vazgeçti.
Ses sallanan elektrik direklerinden geliyordu.
İstisnasız hepsi de sallanıyordu. Lambaları koruyan kafeslerden dolayı düşen kırılan olmadı.
Çelik halatların bazısı da rüzgara kapılmış elektrik telleri misali sallanıyordu.
Bir an boğaza karşı resim çekinmek için durduğumuzda ağır çekimde beşik gibi sallandığımızı çok net hissettik.
Köprüden sallanarak geçişler süresince kimi yola oturup oyun oynadı, kimi halay çekti, kimi minikonser verdi, kimi takımının dev bayrağını taşıdı, kimi çizgi film kostümleriyle – renkli bonus peruklarıyla dikkati çekmeyi başardılar.
Hele Japonların tekerlekli platformda davul çalarak sakin sakin yürümeleri görülmeye değerdi.
Avrasya Maraton’unun bitiş noktası olan Beşiktaş’a doğru yürürken geriye dönüp baktığımızda kocaman insan seli görünüyordu.
Derken 12’den önce bitiş noktasına varıp, yürüyüşümüzü tatlı bir yorgunlukla tamamladık.
Sıra kazandığımız ödül olan tişört ve madalyayı almaya gelmişti.
Devamı haftaya…