-İçimize karakollar yapmayacaksınız.
-Köprü ve yol yapmayacak, silahlarımıza dokunmayacaksınız.
-Kaza ve Nahiye merkezleri kurmayacaksınız.
-Her zaman olduğu gibi pazarlık usulü vergi vereceğiz,
-Askere ise kimseyi göndermeyiz, denilmekteydi.
Bu talep edilenler, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği ile bağdaşamazdı, üstelik, dünya savaşının galiplerine karşı bir Kurtuluş Savaşı vererek kurulan bu devletin, Padişah’a bile kafa tutmaktan çekinmeyen hiçbir hükümeti böyle bir zilleti kabul edemezdi. O halde çatışma kaçınılmaz görünüyordu.
İlk olay Harçik deresi üzerinde, Pah (Kocakoç) ile Kahmut arasındaki tahta köprünün 21 Mart 1937 gecesi yakılması ve Kahmut ile Pah arasındaki telefon hattının kesilmesi ile başlamış, sonrasında ise 26 Nisan tarihinde Askisar Karakoluna, 27 Nisan’da ise Taht Komutanlığındaki Bölüğe saldırı düzenlenmiştir. Saldırılara bölgede bulunan birliklerle karşılık verilmiştir. Bu sıralarda alınan duyumlarla Dersimlilerin bu şekilde saldırılarına devam edeceği öğrenilmiş ve 4’üncü Genel Müfettişlik birlikleri takviye edilmiştir. ( 1 Mayıs itibariyle 122 Sb., 4683 Er., 234 gayri muharip er ).
1 Mayıs saat 20:00 de eşkıya gruplarının birliklerimize saldırmaları üzerine müsademe sabaha kadar devam etmiş, sabaha karşı eşkıya ormanlık alanlara dağılmıştır.
3 Mayıs’ta hava kuvvetlerine bağlı bir uçak filosu aşiret reisleri toplantı halinde iken bölgeyi bombalamıştır. Genelkurmay Başkanlığı’nın 3 Mayıs tarihinde verdiği emirde; 1 Mayıs’tan beri asi kuvvetlerin saldırılarına sadece savunma ile mukabele edilmesi nedeniyle asilerin cesaretlendiği belirtilmiş, ayrıca bundan sonra asilerce yapılacak saldırılara karşı taarruzla karşılık verilerek sonuç alınması istenmiştir.
Ayrıca birlikler takviye edilecektedir. Saldırıların devam etmesi, hükümet güçlerinin de buna karşılık vermesiyle Dersim sorunu geniş bir hal almıştır. Bunun üzerine Bakanlar Kurulu 4 Mayıs 1937\'de tenkil ( Nakletme, bastırma, uzaklaştırma) harekâtına dair, gizli bir karar almış, bu kararda isyana şiddetle karşı konulması ve bir an önce bitirilmesi istenmiştir. Birlikler yeniden takviye edilmiştir.
4’üncü Genel Müfettişlik, Mayıs’taki takviyelerle birlikte 17’nci Tümen, 17’nci Tugay, Tunceli Vilayet Jandarma Komutanlığı, Tayyare Alayı’ndan oluşmaktadır.
Devam eden tarama faaliyetlerinde sıkıştırılan eşkıya grupları ile yapılan çarpışmalarda ağır zayiat verdirilmiştir. Temmuz sonunda ayaklanmaya katılan aşiretlerin bölgelerinde taranmamış hiçbir yer kalmamış, fakat Seyit Rıza henüz yakalanamamıştır.
16–17 Ağustos gecesi harekete geçen birliklerce, Seyit Rıza ve yardakçılarıyla yeniden müsademeye girişilmiş, bu esnada 30 kadar asi öldürülmüş ve harekâta 18 Ağustos’a kadar devam edilmiştir. 9 Eylül’de Seyit Rıza’nın yeri tespit edilmiş, yakalanması için yeni bir harekâtın hazırlıklarına devam edilirken, 10 Eylül 1937 günü, Seyit Rıza silahsız olarak iki kişi ile birlikte Erzincan Jandarmasına teslim olmuştur.
Atatürk elbette Dersim’e bir an önce huzurun gelmesini ve bölgenin egemeni olan aşiretlerin baskısı ve talanı altında yüzlerce yıldan beri yaşam savaşı vermekte olan diğer aşiretlerin bir an önce tüm bu baskılardan tamamen kurtarılmasını arzu etmektedir.
Dolmabahçe’de kendisini ziyarete gelen bir Diyarbakır heyetine hitap ederken gömleğinin kolunu sıyırmış ve kolunu ve damarlarını göstererek: “…hepimiz aynı cevherin damarları gibiyiz…” demiş, ülkede yaşayan tüm insanlarımızın aynı derecede öneme sahip olduğuna işaret etmiştir.
Bu tarihlerde Hükümet Nyon Konferansı ile çok yakından ilgilidir ve izlenmekte olan politika konusunda Atatürk ile Başbakan İnönü arasında bir gerginlik yaşanmaktadır. Nitekim 18 Eylül 1937 akşamı Çankaya’daki sofrada bu gerginlik, kopmaya yol açmış, ertesi gün İnönü, hastalığı neden gösterilerek görevinden istifa etmiştir. Artık Bayar dönemi başlamaktadır.
O halde, Seyit Rıza’nın yakalanmasından yani 10 Eylül 1937’den 10 Kasım 1938 tarihine kadar 14 ay boyunca, Başbakan Celal Bayar’dır.
Seyit Rıza’nın Ekim ayında başlayan mahkemesi, 15 Kasım’daki oturumda sonuçlanmıştır. Mahkeme sonucunda 11 kişi idama, 33 kişi ağır hapse mahkûm olmuş; idama mahkûm olan 4 kişinin cezası yaşlı olmalarından dolayı hapis cezasına çevrilmiştir. İdam cezaları aynı gün infaz edilmiş ve 1937 dersim isyanı sona ermiştir.
1938 Yılı Harekâtı
1937 İsyanında ele geçirilemeyen ve Tunceli arazisine saklanan eşkıyalar birkaç ay sonra yeniden soygun, talan, propaganda, silahlanma ve devlete karşı birleşme faaliyetlerine başlamıştır. Kör Abbas, Kecel ve Baluşağı aşiretlerine mensup eşkıya grubunun 2 Ocak 1938 günü asker kaçaklarını aramakla görevli Jandarma birliğini pusuya düşürülerek 8 askerimizi ve Mercan karakolunu basarak iki erimizi şehit etmesi üzerine, 21 Mart 1938’de, Haziran’da yapılacak tenkil ve silah toplama harekâtına karar verilmiştir.
Hükümetçe alınan karara göre 1938 yılında yapılacak faaliyetler şunlardı:
-Kış aylarındaki olayları yapanların tedip edilmesi,
-Asker bakaya ve kaçaklarının takibi,
-Silah toplamanın ikmali,
-İsyancıların nakli ve bu isyanlara katılmadığı gibi hükümet güçlerine destek verenlere ise tapu verilmesi.
-Bölgede Yatırımlara devam edilmesi.
4’üncü Genel Müfettişlik harekâtını; Mercan Deresi, Merho Deresi ve Kalan Deresi temizleme safhaları olarak 3 aşamada gerçekleştirecektir.
11/12 Haziran gecesinden itibaren tedip bölgesine girilmeye başlanmıştır. 29 Haziran’a gelindiğinde tenkil kuvvetlerinden 60 yaralı ve 33 şehit verilmiş, isyancılardan ise 163 kişi ölü ve yaralı olarak ele geçirilmiş, 866 kişi ise güvenlik güçlerine sığınmıştır. Başbakan Celal Bayar 30 Haziran’da TBMM’de daha ciddi tedbirlerin alınması kararını işaret etmiştir. Artık 3’üncü Ordu Harekâta dâhil edilecektir.
4’üncü Genel Müfettişlik tarama ve tedip faaliyetlerine 8 Ağustos’a kadar devam etmiştir. 3’üncü Ordu Müfettişliği harekâtı ise gerçekte fiilen bir tedip niteliğinde olmayıp, 4’üncü Genel Müfettişliğin bu bölgede yaptığı harekâtın tamamlanması niteliğindedir. Harekâtın amacı; bölgedeki halkı silahtan tamamıyla tecrit etmek, Tunceli’nin her sene ayrı ayrı sahalarında beliren haydutluğa tamamen son vermektir.
Tunceli bölgesi 7 iç bölgeye ayrılmış ve her birine birer Tümen tahsis edilmiştir. Harekâtın 10 Ağustos’ta başlayıp 10 gün sürmesi, 26 Ağustos’u kesinlikle geçmemesi planlanmış ve 17 Ağustos’ta sona ermiştir. Harekâtın sonunda adları daha önceden belirlenmiş binlerce kişi yakalanmış ve emredilen bölgelere sevk edilmiştir.
Bu harekât esnasında Munzur dağlarına kaçarak yakalanamayan Koçuşağı aşireti daha sonra köylerine geri dönmüş ve civar köylerde tekrar soygunculuğa başlamışlardır. 3’üncü Ordu Müfettişliği’nin harekâtının ikinci safhasının amacı Koç Uşağı aşiretidir. 6 Eylül’de başlayan harekât için iki bölge belirlenmiştir. Harami Deresi–Hozat uzanımı hattının doğusu 3’üncü Tümen, batısı 8’inci Kolordu sorumluluğundadır. 15 Eylül’de bitirilen harekâtta tam bir tarama yapılarak yüzlerce haydut imha edilmiş, yüzlercesi de yakalanmıştır.
Bütün bu gelişmeler olurken, Atatürk 1 Haziran - 26 Temmuz tarihleri arasında Savarona’da, daha sonra ise Dolmabahçe’dedir ve hastalığının son ve en kritik dönemlerini yaşamaktadır.
SONUÇ
Sonuç olarak; çeşitli dış ve iç nedenlerin de büyüttüğü ve 21 Mart 1937-16 Eylül 1938 tarihleri arasında meydana gelen Dersim İsyanı Devletin kararlı tutumu sayesinde sonlandırılmış, isyanın elebaşları yargılanarak cezalandırılmıştır.
FAYDALANILAN KAYNAKLAR
a. Dersim Jandarma Genel Komutanlığı Raporu (3.Baskı). İstanbul: Kaynak Yayınları.b. AKGÜL, S. (2001) Dersim İsyanları ve Seyit Rıza. Ankara: Berikan Yayınları.
c. EZER, F. (2003). Yakın Tarihimizde Dersim İsyanları. Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları,1(3).
ç. ÖZKÖK, B. (1937) Osmanlılar Devrinde Dersim İsyanları. İstanbul: İstanbul Askeri Matbaası.
d. YILMAZ, K. (1991). 3’üncü Ordu Bölgesinde Çıkan Ayaklanmalar ve Ayaklanmaların Bastırılması.
e. AKGÜL, S. (2000). Dersim Bölgesi İsyanları ve Alınan Tedbirler, Yedinci Askeri Tarih Semineri Bildirileri I, Ankara: Genelkurmay Basımevi.
f. GÜNEL, N. (1999). Dersim İsyanı (1938). Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı.
g. 3’üncü Ordu Bölgesinde Çıkan Ayaklanmalar ve Ayaklanmaların Bastırılması, 1991.”