Yozgat’ın geçmişine dair öyle şeyler dinliyorum ki zaman zaman, inanasım gelmiyor.
    Yozgat’ın geçmiş yaşantısı, insani ilişkileri, hikayeleri, destanları bu günle kıyaslayınca şaşırıyor, hayretim katbekat artıyor.
    Geçmişte yaşananlarla bu günü kıyaslamak mümkün dahi olmuyor!
    Hayatın dolu dolu yaşadığı bir kent, insani ilişkilerin sımsıcak yaşandığı, samimiyetin özüne kadar yaşandığı bir kent nasıl olurda bu günkü halini alır aklım almıyor.
    Geçmiş Yozgat’ı, geçmişe dair anılar, destanlar, efsaneleri okuyarak tanımaya çalışıyorum çoğu zaman.
    Yozgat’ın tarihine dair resmi kayıtları okudukça gerçek Yozgat’ı tanıma fırsatım oluyor.
    Bu gün bir tavsiyede bulunmak istiyorum.
    Eğer vaktiniz olursa çocuklarınızla bu destanları paylaşın.
    Kültür ve Turizm Müdürlüğü kayıtlarında Yozgat’a dair çok değerli bilgiler mevcut.
    Yaşan tarihe her zaman tanık olmak mümkün değil.
    Bu gün bir kaçını sizlerle kayda geçmesi adına paylaşmak istiyorum.
    Eminim çoğunu biliyorsunuzdur ama ben dikkatimi çeken yaşadığımız topraklara dair destanlardan, efsanelerden paylaşımlarda bulunmak istiyorum.
    Ben bu bilgileri okudukça o günleri yaşıyorum, umarım sizin de yaşamanıza vesile olurum.
CAMİNİN TEMELİNİN
SAĞLAM OLMASI
    Büyük Cami’nin temeli kazıldığında temelden su çıkar. Temele ardıç ağaçları çaprazlama atılarak temel duvarı örülür. Temel duvarının örülmesinden sonra caminin ustabaşı ortalıktan kaybolur ve cami inşaatı devam etmez. Yedi yıl sonra ustabaşı gelir, caminin inşaatına devam ederek camiyi tamamlar. Niçin kaybolduğu sorulunca:
    “Cami temelinin yerleşip yerleşmediğini ölçtük. Böylece camiyi sağlama aldık. Bu cami duvarı kolay kolay çatlamaz.” der.
ÇAMLIK SÖYLENCESİ
    Yozgat’ın en ünlü dinlenme yeri Çamlık’la ilgili söylenceye göre; Çamlığ’a ilk fidanı Aslı’nın ardından diyar diyar dolaşan Kerem dikmiştir.
     Yolu Yozgat yöresine düşen Kerem Aslısını sormuş, bulamayınca Çamlık’ın bulunduğu kıraç yamaca bir fidan dikmiş;
    “Bu çamdan nice çamlar filizlenir, koruk olur; bizi söyler, bizi fısıldar.” deyip yollara düşmüştür. O gün bu gündür çamlık, hafif bir yelde sevda türküleri söyler, içli sevgi ezgileri fısıldar. Sevdalıların buluştuğu Çamlık için böyle bir efsane söylenir halk arasında.
YOZGAT’TA KIŞ
    Kışa sormuşlar;
    - Nerede bulunursun ?
    - Erzurum’da.
    - Orda yok isen ?
    - Sivas’a bakın.
    - Orada da yoksan ?
    - Mutlaka Yozgat’ta olurum; demiş. Şair Fenni de bir beytinde: “Haşa lamyezelsin karışılmaz işine; Yozgat’ın bir ay yazı var, onu da kat kışına.” der.
KERKENES DAĞI EFSANESİ
    Melik Acem, Keykubat’ın oğlu Keykavus Acem toplumundandır. O zaman Türk İslam Efrasyab yidinde bulunuyordu. Nahiyeyi sebah Yemen ve hatta M..Ö. 4000 yıllarında yaşamış olan Süleyman (A.S.) yidinde bulunan şehirlerdir. Keykavus Süleyman Peygamberden çalışkan, yiğit insanlar istedik: “Benim yidimde bulunsunlar onlara şehir yaptıracağım” dedi.
    Süleyman (A.S.) da istediği insanlardan Keykavus’un emrine verdi. Rüstem Destan subaşılık görevi yürütüyordu.
    Keykavus’un Siyaveş isminde bir oğlu oldu.
    Oğlunu Rüstem Destan’ın emrine verdi, iyi yetişmesi ve askerlik bilgisinin artırılması için onun yanında bulunmasını istedi. Keykavus şehir inşasına uzun ve yorucu çalışmalar sonucunda 7 fersah (Fersah=5 KM.) o şehrin etrafına da 4 kat metin boru yaptılar, şehrin inşasını tamamladıktan sonra, insanlar gelip şehre yerleştiler, o şehrin ismini de Kerkenes koydular. İnsanlardan bu şehrin güvenliğini sağlamak için belli bir grup nöbetçi koydu. Ama deprem neticesinde Kerkenes viran oldu, insanlar şehrin yerle bir olmasını engelleyemediler. Bunun üzerine Keykavus güvenliği sağlamakta görevli bulunan nöbetçileri ve diğer ilgilileri öldürttü, şehir neticede viran oldu. Keykavus hayatta bulunan birlikleri ile Yemen’e vardı. Padişah ile birlikte savaşarak Keykavus ve taraftarları yenildi.
AĞZI BEYAZ ÇAPUTLU BAL ÇANAĞI
Fatma nine, ağzına beyaz bez bağladığı bal çanağını heybesine kor,satmak üzere şehrinyolunu tutar.Bir su başında dinlenirken yorgunluktan uyuya kalınca hırsız çömleği çalar.Fatma nine uyanınca bakar ki çömlek yok;hırsızlık hatırına gelmez,olsa olsa yolda düşürdüm diye geri döner;Yolculardan “Yavrum ağzı beyaz çabutlu bal çanağı gördün mü?”diye sormaya başlar.
SANA DA VIZZIT
    Her cenaze musalla taşından alınırken “Sana da vızzıt!” diyen köyün nüktedanına babasının cenazesinden ötürü kızan deli kanlı, bu nükteden ölünce aynı şeyi tekrara kalkışır .”Sana da vızzıt!” deyince nüktedan tabuttan başını kaldırıp “Eğer ben de senin baban gibi isem bana vızzıt” der.
BEN ÖKÜZÜM
    Çapanoğlu isyanında ilk önce Çapanlar Kuvay-ı Milliye tarafından sıkıştırılırlar.
    Bilahere Çerkez Ethem’de isyancılara karşı aynı şeyi yapar. Bu durumları yakınen bilen birisinin göğsüne “Ne taraftansın?” diye silahını dayayan adamın hangi tarafımı tuttuğunu bilmediği için “Sen hangi tarafta isen ben de o taraftanım” demiş.
Madımak(Ot Aşı)
    Bahar zamanı köye bir tanrı misafiri gelmiş. Misafirperver bir aile onu konuk etmiş.
    Öğleyin sofraya madımak konulup beraberce yenilmiş.Akşam olunca yine madımak ...
    Sabah olmuş, ev sahibi sofrayı kurup yine madımak getirince misafir ;
    -Hal bunu nerden topluyorsunuz ?
    -Yavrum aha şu köyün gıyıcığı harmandan, deyince misafir sabredemeyip ,
    -Hala bu kadar neye zahmet ettiniz ki. Beni oraya örkleyeydiniz(bağlayaydınız.).
    Benorada karnımı doyurmuş olurdum