Varsa tanıdığınız, bildiğiniz, işi gücü olmayan;
    Benim de bir mesleğim olsun,
    İş ahlakı nedir, çalışma hayatı nasıldır,
    Alın teri ile para kazanmak ne anlama geliyor merak eden…
    İyi bir matbaa ustası olmak isteyen,
    Merdanenin arasından süzülüp giden kağıda renk vermenin, şekil katmanın hazzını yaşayacak bir sanatkar olmak, zanaatkarlık yapmak,
    Tüm bunların çatısını oluşturan ve daha önemlisi ekmeğini kazanmak isteyen çırak aranıyor!
    Yani arıyoruz…
    Adres: İleri Gazetesi tesisleri…
    Daha detaylı bir adresi gerek yok sanırım, İleri Gazetesi'nin yolunu bilmeyen yoktur Yozgat'ta.
    Birkaç gündür tesislerimizin giriş kapısında camda 'Çırak aranıyor' yazılı bir ilan asılı.
    Dün haber dönüşü gazeteye girişimde matbaadaki arkadaşlarıma hala neden ilan asılı bir çırak bulamadınız mı diye sordum.
    Aldığım yanıt üzerine anladım ki, Çırak Aranıyor ilanı sadece camda asılı kalacak kadar basit bir mevzuu değildi.
    Aslında manşet haber (!) olma niteliği taşıyordu taşımasına ama ben köşeme başlık yapmak, tacetmek istedim.
    Memlekette çırak yok iyi mi arkadaş!
    Şaka yapmıyorum çok ciddiyim, ister inanın ister inanmayın.
    Matbaadaki arkadaşlarımız ilan birkaç gündür asılı olmasına rağmen müracaatta bulunanların bir, iki kişiden ibaret olduğunu söylediler.
    Bir hayli marifet isteyen şartlarla geldikleri için müracaat edenlerin talepleri şimdilik beklemeye alınmış (!)
    Memlekette çırağa da masa başı lazım.
    E, matbaada çalışacaksa bir usta koltuğu, masası gerekli.
    Hatta vakit geçirebileceği bir de bilgisayar.
    Dahası da var ama ben fazlasını söylemek istemiyorum.
    Yanlış anlaşılmasın, çıraklığı aşağılamak, küçük görmek, ala etmek değil niyetim.
    Tam aksine bu güne kadar tesislerimizde işe başlayan her çırakla ilk gün olmasa dahi en yakın süre içinde hususi bir sohbetim olur.
    Öyle ki adını, yaşını, memleketini sorar, bir de nasihatte bulunurum; “Aman haaa, ustanız kızsa da, bağırsa da sabredip mesleğinizi öğrenin. Yozgat'ta olmazsa büyük şehirde iş bulur, aç kalmazsınız…' derim.
    Biraz öğüt, biraz abi nasihatı olsun, yeni nesle ışık olsun, tek gaye bu.
    Eğer benim vaktim olsa inanın erinmem iner matbaa makinesinin başına öğrenirim baskı yapmayı.
    O kadar hevesim vardır!
    Ama ne hikmetse o hevesi bir türlü aşılayamadım çıkarak arkadaşlarıma.
    İşini severek yapanları unutmuyorum elbette.
    Bu günse çırak aranıyor ilanına yanıt yok memlekette.
    Çıraklık, ustalığın başlangıç noktası, meslek hayatının hamurunun yoğrulduğu, mesleğe ve mesleki ahlaka şekil verilen noktadır.
    Bir insan çırak olmadan usta da olamaz.
    O yoldan herkesin geçmesi şartoğlu şart…
    Ben de işinin çırağı olanlardanım.
    Çıraklık aslına bakarsanız başlı başına bir eğlence, heves noktasıdır.
    Taptaze heyecanların yeni şeyler öğrenme hevesiyle yanıp tutuştuğu yıllardır.
    Çıraklık tazeliği var ya, işte onu yaşamak bir ustanın en özel anılarını süsler.
    Mesleğin, alın terinin başladığı noktaya çıraklığa dair bir çalışan bulamamak, geleceğimiz, sanat ve sanatçının varacağı nokta adına ne kadar kaygı verici.
    Bakın, işsizlikten bahsetmiyorum.
        Yozgat'taki işsizlerin kahvehanelere sığmadığı bir dönemde neden çırak bulamıyoruzun sorgusunu dahi yapmıyorum.
    Yapmak da istemiyorum.
    Mesleki hayat işte bu yüzden her geçen gün törpüleniyor, zarar görüyor, eksiliyor!
    Çıraklık tenezzül edilmeyen bir meslek olunca ustalık da havada kalıyor.
    Şimdi siz benim yerimde olsanız “Çırak Aranıyor” ilanını buradan tüm ahaliye mi ilan ederdiniz, yoksa cama asılı basit bir ilan olarak mı yayınlardınız.
    Sanırım daha mühim işlerimiz var ki, çırak olmak pek de tenezzüle değen bir iş olarak görülmüyor.
    Mesleğinin çırağı biri olarak dahasını da söylemek istemiyorum.
    Şimdi bir haber bekliyorum, gözlerim kapıdan girecek çırakları arıyor…