Denizli’nin Çivril ilçesindeki evimiz bağlık, bahçelik, bostanlık, düz, geniş bir alan içinde dubleksti. Bu aylarda omcaların meyve ağalarının altında envai çeşit kır çiçekleri açardı. Bunların pek çoğunu papatyalar ve sarı çiçekler oluştururdu.
Bir taraftan topraktan fışkıran rengarenk kır çiçekleri, bir taraftan pembeli beyazlı çiçek açmış ağaçlar, kim zaman patlamış mısır görüntüsünde olup müthiş bir tablo oluştururlardı.
Tüm bu tabiatın canlanmasıyla birlikte arı vızıltıları, kelebek uçuşları hafiften hissedilen ılık bir bahar havasıyla topraktan gelen o mis gibi koku yaşayıp da unutamadığım güzel anılarımdan birisi olmuştur hep.
Bu durum her bahar gözümün önüne gelir “aah o günler” deyip, özlemle iç geçiririm.
İlk görev yerim olan Yozgat’ta öğretmen olarak başladığım senenin mart-nisan aylarında öğrencilerim (hepsine selam ve sevgilerimi gönderiyorum) bana beşerli onarlı demetler halinde benim sarı çiçek diye bildiğim çiçeklerden getirirlerdi. Her defasında sevinçle alır teşekkür ederdim. Bir keresinde bunlardan neden çokça getirdiklerini sorduğumda cevaplarken bana ilk defa duyduğum bir kavramı öğrettiler.
Getirdikleri çiçeğin adının “çiğdem” olduğunu, çiğdemi pilavın içine katarak “çiğdem pilavı” adıyla yenildiğini söylediler. Bu sefer “neresi yeniyor, nasıl pilavı yapılır” diye sorduğumda içlerinden birisi el marifetiyle çiğdemin topraktan çıkan kısmının kabuğunu bir çırpıda soydu. Ortaya leblebi büyüklüğünde bembeyaz kısım çıktı. İşte yenilebilen burasıdır diye gösterdiler. Pilavın tarifinde hepsi heyecan içinde tatlı bir üslupla anlattılar. Çok şey öğrenmiştim. Onlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Pilav üstü dönerin olabildiği gibi, pilav üstü çiğdem neden olmasın? Hem organik bir yemek çeşidi olmasıyla hem de şık sunumuyla ağızları sulandırmaya yeter de artar bile. Yozgat’ın bu çiğdem şenliğiyle de ilkbaharı karşılıyor olması, bu sene birincisi düzenlenen “Çiğdem Şenliği” haberlerini öğrendiğimde pek bir mutlu oldum. Mutlu olmakla kalmayıp, benim sarı çiçek diye adlandırdığım, sonrasında çiğdem olduğunu öğrendiğim çiçekle ilgili güzel anılarım canlanmış oldu.
İlkbahara şenliklerin yakıştığı düşünüldüğünde nevruz sonrası- hıdrellez öncesi Çiğdem Şenliği’nin yapılmış olması Yozgat’ta güzel bir geleneği de başlatmış oluyor.
Bir baharda üç bahar şenliğiyle kendisinden söz ettiren Yozgat’ı ve şenlikte emeği geçen herkesi, etkinlikte bulunanları kutluyor, yürekten destekliyorum.
Çiğdem çiçek açmış… Diye başlayıp devam eden şarkılarımız, türkülerimiz bu etkinliğin sembolü haline dönüşebilir benden söylemesi.
Çiğdemin çiçek açtığı nice baharlara olsun…