Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaç duyduğu malzemelerden, yurt dışından getirilenlerden bir bölümünün yurt içerisinde üretilmesi ile ilgili yapılan yasal düzenleme sonrasında özel sektörün Savunma Sanayi'ne yönelik yatırım yapmalarının önü açıldı.
Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi ile ilgili yatırımlar için Sivas'ı merkez seçip, sınır komşuları Yozgat ve Tokat illerini de ''Takviye Kuvveti'' olarak, ''Pilot Bölge'' içerisine dahil etti...
Hani bizde bir laf vardır ya...
''Ekmeğimize kaşıkta yapışıp, kalan balı'' çaldı...
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz Sivas' Milletvekili...
Geçtiğimiz hafta sonunda Savunma Sanayi alanında Sivas'ta kurulması planlanan yatırımlarla ilgili hazırlanan protokollerin imzalanması ile ilgili düzenlenen törene katıldı...
Bizde bir laf daha vardır...
''Bal tutan parmağını yalar'' diye...
Sayın Bakanda tuttu baldan hemşerilerinin yararlanması için, kaşığın sapını bizlere, bal dolu ucunu da onlara doğru tutuyor..
Kızmadım, ayıplamadım, yargılamadım...
Hatta ''Helal olsun'' bile dedim...
Ellerin bakanı, milletvekili, bürokratı balı peteği ile götürüp, kendi memleketine paydaş ediyor...
Kimsenin gıkı çıkmıyor...
Bizimkilere ''Biraz da Yozgat'a'' denildiğinde, ''Biz Türkiye'ye hizmet ediyoruz, Yozgat'a da bu hizmetlerden pay düşüyor!'' demekten kendilerini alamıyorlar...
Ya bizimkilerin yaptığı doğru...
Ya da diğerlerinin yaptıkları...
Ama şu bir gerçek ki, biz kendi adımıza ''Dürüstlük'' taslayıp, Yozgat'a hizmeti hizmetten saymayıp, Türkiye'ye yapılan hizmet oranında hizmetlerden yararlanması noktasında tavır takınırken, başka bölgelerin insanları ''Hep bana, hep bana'' anlayışı ile malı götürdüler, götürüyorlar...
O yüzden de Yozgat'ın eksiği bitmiyor...
Uzağa gitmemize gerek yok, çevremize 90 derece dönerek bakalım...
Aynı bölgedeyiz...
Bu bölgede bizden çok ileride noktada olan, eksikliklerini önemli ölçüde gidermiş, makyaj bölümlerine geçmiş illerin bir çoğu bizim beldemiz, ilçemiz durumundaydı...
''Boynuz kulağı geçer'' misali, hepsi bizi solladı...
Neden?...
Biraz önce söylediğimden dolayı...
Bugün Yozgat eksikliklerini gidermek için yola çıksa, en az 20 sene sonra çevresindeki illerin seviyesine gelebilir, her alanda...
Onlarda o zamana kadar zaten 20 sene daha ileri noktaya taşınmış olur...
Savunma Sanayi ile ilgili konu bir örnek...
Pilot bölge seçilen iller arasında yer aldı, kağıt üzerinde...
Yozgat'ta Savunma Sanayi ile ilgili herhangi bir yatırım yapılacağına kimse ihtimal vermedi...
Başta, Savunma Sanayi yatırımlarında pilot bölge ilan edilmesine dolaylı da olsa katkı veren siyasetçilerimiz inanmadı...
''Yozgat'ın da adı olsun, belki olur'' anlayışı ile yaklaşıldı...
O yüzden de Yozgat'ta düzenlenen toplantıya katılım olmadı...
Ama buna karşılık, Sivas'ta gerçekleştirilen toplantıda yine Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz hazır bulundu...
''Bu işin arkasında ben varım'' imajını yansıttı...
Bu imaj da işe yaradı...
Geçtiğimiz hafta sonunda Sivas'ta Savunma Sanayi ile ilgili olarak özel sektör tarafından kurulacak yatırımlarla ilgili protokol törenle imzalandı...
Bize de, imza töreninde yapılan konuşmada ismimizin geçmiş olması kaldı...
___________________________________________________________________________________________________________________________________________
Maç Kritik
Zor Dönemeç
İkinci yarının ilk haftasında Siirtspor'a yenilmesine karşılık, ortaya koymuş olduğu performans ile umut veren Yozgatspor, sonraki haftalarda bizleri mahcup etmedi.
Erzurum Belediyespor'u deplasmanda, Çarşambaspor'u evinde yendi, Aydınspor ile deplasmanda berabere kaldı.
İkinci yarıda oynadığı 4 karşılaşmadan 7 puan çıkartıp, konuk ettiği Pazarspor karşısına çıkan Yozgatspor, adeta ''Buz pistini'' andıran saha zemininde futbol oynamadı ama kazanmasını bildi.
Öyle bir sahada futbol oynamalarını beklemek de elbette doğru olmaz...
Sonuca yönelik bir futbol sergiledi, rakibinin hatalarını değerlendirip, her iki yarıda da bulduğu gollerle sahadan galibiyetle ayrılıp, üç puanın sahibi oldu.
İkinci yarı başladığı tarihten itibaren, Yozgatspor'u tam izleme olanağı bulamadık.
Zira ikinci yarı ile başlayan kar ve kötü hava koşulları nedeniyle saha zemini oldukça verimsiz, futbol oynamaya namüsait bir durumdaydı...
Hal böyle olunca Yozgatspor'un takım oyunu hakkında net bir şey söylemek doğru olmaz...
''İyi'' dersek yanılırız, ''Kötü'' dersek, daha çok yanılırız...
Takım puan kazanıyor...
O halde kazanmaya devam ettiği süre içerisinde ortaya koyduğu futbolun şu aşamada bir önemi yok...
Hedefe ulaşmanız için kazanmak zorundasınız, puanlar toplamak durumundasınız...
Yozgatspor'da kazanıyor...
O halde iyi futbol oynayıp, oynamaması şu aşamada o kadar önemli değil...
Bu nedenle Yozgatspor'un ortaya koyduğu performans hakkında bir yorum yapmak pek doğru gelmiyor bana...
Ancak, Yozgatspor'u ferdi olarak değerlendirdiğimiz zaman yetenekli, akıllı sporcuların bulunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim...
Teknik kapasitesi de yüksek...
Saha zemini, teknik kapasitesini takım oyununa nasıl yansıtabildiğini görmemizi engellemektedir...
Yozgatspor, Pazarspor engelini de aştı, hedefine bir adım daha yaklaştı...
Artık bundan sonraki maçlarında Yozgatspor'u önemli bir viraj bekliyor...
Deplasmanda lider Hatayspor ile karşılaşacak olan kırmızı siyahlı ekip, bu maçtan üç puan çıkartması durumunda, hedefine daha emin adımla ilerleyecektir.
Hatayspor'un lider olması o kadar da önemli değil...
Önemli olan Yozgatspor'un durumu...
Kırmızı siyahlı ekibin bende bıraktığı izlenim, Hatayspor'u da yenebilecek güç ve teknik kapasiteye sahip oldukları yönündedir...
Yenebilir mi?...
Bence yener...
Daha net söyleyeyim...
Yozgatspor, lider Hatayspor'u deplasmanda yener...
Burada hiç tereddüdüm yok...
İnanmış, kenetlenmiş bir ekibin aşamayacağı engel yoktur...
İlk yarıda Hatayspor'u izledik...
Yozgatspor'dan daha iyi bir takım değildi...
Şimdi de fazla iyi bir ekip değil ama akıllı bir ekip...
Sürekli skora oynuyor...
O yüzden de attığı ve yediği gol sayısı da az...
Bir atıyor, kazanıyor...
Bir zamanlar meşhurdu 'Bir atalım, maçı kazanalım, maç bizim olsun'' gibi söylemler...
Yine aynısı olsun...
Yozgatspor kazansın da, nasıl kazanırsa kazansın...
Hiç de önemli değil...