Duymadınmı, Mehmetciğin ününü
Asla geçemezsin ÇANAKKALE' yi
Potin çarık yapar, yüzer gönünü
Asla geçemezsin ÇANAKKALE' yi
Anamız bacımız gelin kızımız
Yaşlımız, gencimiz,delikanlımız
Milletçe vatana, feda canımız
Asla geçemezsin ÇANAKKALE' yi
Mehmet'im kükrerse, döner arslana
Öküz kağnısıyla, çıkar meydana
Silah yoksa bile, paslı tırpana
Asla geçemezsin ÇANAKKALE' yi
Edirne'den Kars'a, kolkola girdik
Bizler ya istiklal, ya ölüm dedik
Biz orda mukaddes, ezan dinledik
Asla geçemezsin ÇANAKKALE' yi
Çiğnetilmez asla , bir karış toprak
Gelibolu dağlarından, bir yaprak
Al Bayrak orada , dalgalanacak
Asla geçemezsin ÇANAKKALE' yi
Tarihi aç oku, Ata'yı tanı
Hiç yerde kalmışmı,Şehit'in kanı
Beyhudemi GÜLBAHÇE'nin destanı
Asla geçemezsin ÇANAKKALE' yi
YOZGATLI ŞAİR SALİM GÜLBAHÇE
“GÜLBAHÇE”
Ahmet Sargın Hocama
Şiir, bir insanın duygu selidir,
Yağmuru görmeyen bilemez hocam.
Şiir, muhabbetin kutlu yoludur,
Gönlü dar olanlar gidemez hocam.
Ağzı olan konuşuyor her sözü,
Sakın ha, bu laflar üzmesin sizi,
Şiir, bir insanın duygu denizi,
Yüzmeyi bilmeyen giremez hocam.
Aldırma, bunlara ağrıtma başı,
Meyveli ağaca atarlar taşı,
Kurunun yanında yakarlar yaşı,
Kimisi bunları bilemez hocam.
Bilmek gerek, saplar ile samanı,
Fütursuzca sözler sıkmasın canı,
Biz biliriz, gerçek ile yalanı,
Kalp gözü kör olan, göremez hocam.
Herkes sizler gibi gayretli olsa,
Herkes bu davanın ucundan tutsa,
Yermek yerine, az gayretin katsa,
Ortamı böylece geremez hocam.
Yermek gerek edebince olmalı,
Söylenilen sözden ibret almalı,
Kol kırılsa, yen içinde kalmalı
Bazılar, bu sırra eremez hocam.
Şiir de çok, şair de çok Yozgat'ta,
Bunların kıymeti bilinmez hatta,
Kalemine gene muhabbet katta,
Şeytan hiç araya giremez hocam.
Ali Karaca / İyecenli
Ali KARACA Kardeşime! ..
Gerçekleri yazmış güzel kalemin,
Şerin attığı taş yaralar gardaş.
Başa kurşun sıksa aldırmam, amma,
Mesnetsiz bir taş paralar gardaş.
Elinde bir kara, atar çamuru,
Bizim kardağımız gönül hamuru,
Onlara bıraksam kürkü- samuru,
Padişah köşkünü ararlar gardaş.
Tanınmadık insan olduk şehirde,
Deryaları geçip kaldık nehirde,
Sanki sunduğumuz ağu- zehirde,
Herif bizi toptan karalar gardaş.
Arkadaş dediğin, basar bağrına,
Eleştiri olsa gitmez ağrına,
Karnı dar olanlar söyler kahrına,
Tabip olsa yaranı sararlar gardaş.
Tenkit etme adam gibi olmalı,
Söylediğin sözün özü kalmalı,
Bize yüreğinden selam salmalı,
Bir gün de hesabın, sorarlar gardaş.
Yozgat'a sevdalı garip ozanım,
Fakirin- yoksulun derdin yazanım,
Ahmedi'yem gönlü kaynar kazanım,
Dostun attığı gül yaralar gardaş.
Ahmet Sargın