Bugün 10 Ocak 2012; Çalışan Gazeteciler Günü...
50 yıl önce bugün gazetecilerin durumlarını iyileştiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile ilan edilen \'\'Çalışan Gazeteciler Bayramı\'\', günümüzde \'\'Çalışan Gazeteciler Günü\'\' olarak kutlanıyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül\'ün yaptığı yazılı açıklamasına bazı basın kuruluşlarında yer verildi. Devletin temsilcisi Cumhurbaşkanımız Gül, basın özgürlüğüne vurgu yaparak, ifade hürriyetinin korunması ve geliştirilmesinin, demokratik toplum düzeninin en önemli gereklerinden biri olduğunu kaydediyor.
Diğer yandan, meslek kuruluşları gazetecilik mesleğini yerine getiren 100\'e yakın gazetecinin \"terörist\" oldukları gerekçesiyle tutuklu olduğunu, gazeteciler hakkında mahkemelerde 10 bine yakın davanın açılmış bulunduğu hatırlatarak günün kutlanamayacağına yer veriliyor.
Her iki açıklama üzerinde herhangi bir yoruma girmek niyetinde değilim...
Ancak, Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Yozgat\'ı değerlendirmeye aldığımız zaman, söylenecek çok sözün olduğunu ifade edebilirim...
Yozgat\'ta çalışan gazeteciler ne kadar özgür?...
Her şeyden önce basın kuruluşlarının tepesinde sallandırılan \'\'İlan Kılıcı\'\' ne zaman kimin başını uçarak, belli değil...
Zaten yeterli olmayan resmi ilanlardan gelen gelir üzerine matbaa baskısından takviye yapılmak suretiyle varlığını sürdürmeye çalışan yerel gazeteler, devletin resmi ilan alan gazetelere abone olup, yayınlanan ilanları takip etmeleri için kurumların harcama kalemine eklediği \'\'Gazete Abone beledilini\'\' de, daha çok siyasi düşüncelere bağlı olarak İstanbul basınına kaptırmış durumda...
Hal böyle olunca, gazete çalışanları aybaşı geldiğinde ücretlerini alabilmek adına patronlarının, üst düzey yöneticilerinin gözetimi altında suskunluğu, \'\'tarafsızlık\'\' adı altında, \'\'Suya sabuna dokunmadan\'\' konuları geçiştirmeden yana bir duruş sergiler duruma gelmiş...
Bu durum öylesine kanıksanmış ki, birçok kurum kendi bünyesinde \'\'Basın ve Halkla İlişkiler\'\' birimi adı altında oluşturduğu, asli görevi basın mensuplarını bilgilendirmek, olayları, gelişmeleri takip etmelerine yardımcı olmak olmasına karşılık, kendilerini \'\'Sansür Kurulu!\'\' gibi görmeye başlayan oluşumlara, \'\'Sempati\'\' ile bakılır hale gelinmiştir.
Çalışması gereken gazetecilerin görev ve sorumluluklarını bu birimler üstlenip, bulunduğu kurumun yöneticisinin hoşuna gitmeyecek kelimelerden uzak cümleleri seçerek, kaleme alınan haberlerin servis edilmesi doğal bir durum olarak kanıksanmış...
Örtülü \'\'Sansür\'\' uygulamasına sessiz kalınmakla kalınmamış, destek bile verilme noktasına gelinmiş...
Basın, özellikle yerel basın kurumlarla halk arasındaki köprüdür... Bu köprünün ayaklarını oluşturan basın mensupları, farklı nedenlere bağlı olarak mesleki aktivitelerinden uzak kalıp, kurumsal faaliyetleri takip edememeleri bir çok sorunun çözümsüz hale gelmesinde de önemli rol oynamaktadır.
    Bir düşünün Yozgat\'ı, gözleriniz kapalı...
    Bir düşünün nerede nasıl bir yanlış yapıldı!...
    Bugün Çalışan Gazeteciler Günü...
    Ancak kağıt üzerinde kalan bir gün...
    Bugün önce bayramdı...
    Sonra gün oldu...
    Şimdiler de adı bile yok..