Bu yemin tutarsa çok şey olur Yozgat'ta.
Makus talihli, kara bahtlı Yozgat'ın kamburu gider, başı dikelir.
Köyünden çıkan yanık benizli oğlanları, kırmızı tokalı kızları,
Eli nasırlı babaları, yüreği yanık anaları,
Baharları soy veren kuzuları, tarlasındaki başakları,
Her şeyden ötesi yarınları daha aydınlık olacak.
Bu yemin tutmalı diye temenni etmek istiyor, tutacağına inanıyorum.
Dün çok önemli, öneminin dışında içerisinde yaşananlarla enteresan bir toplantı yapıldı.
1. Eğitim Şurası adıyla yapılan toplantıya Yozgat'ta ne kadar milli eğitim müdürü, şube müdürü, okul müdürü varsa çağrıldı.
Birde milletvekilinin olduğu toplantıda katılımın yoğun olması, konunun önemini vurguluyordu.
Şura'nın açılış bölümünde bende oradaydım.
Yozgat gibi makus kader, kör talih kavramları altında ezilmiş kentlerin kurtuluşunun eğitimle olacağına inanan bir Yozgatlı olarak böyle bir toplantıyı kaçıramazdım.
Açıkçası çok da umutlu gitmediğim bir toplantıydı benim için.
Bu güne kadar onlarca şura, eğitim konulu toplantılarda yer aldım. Genellikle bu tür toplantıların sonucunda ortaya çıkan sonuç; çok da bir şey değildir.
Ne yalan söyleyeyim bu şuraya da aynı düşüncelerle gittim.
1. İl Eğitim Şurası'nın açılış konuşmasını Yozgat Valisi Necati Şentürk yaptı. Bir hayli heyecan yüklü, mesajlarla dolu bir konuşmaydı.
Şentürk'ün konuşmasında savaş öncesi askerlerini motive etmeye çalışan komutan edası vardı.
Şiir gibi konuştu kentin valisi…
Genç potansiyelin gücünden bahsetti ve bu gücü kullanması gereken eğitimcilere işaretler verdi.
Ben bu konuşmadan çok şey çıkardım, ama asıl çıkarması gerekenler karşısında oturan eğitimcilerdi.
Onlar adına diyecek sözüm yok, ama bildiğim Yozgat'ın, Yozgat'ı sahiplenmiş, 'Benim' diyen sorumluluk sahibi eğitimcilere ihtiyacı var.
Tek başına eğitimci olmak günümüzde pek de bir işe yaramıyor.
Sadece devlet memuru oluyorsunuz hepsi bu!
'Bir tek öğrencinin dahi bizim için önemi var' diyen Vali Necati Şentürk'ün bu sözü birkaç gün önce tanıştığım genç arkadaşımı hatırlattı.
Maddi imkansızlıklar nedeni ile okuyamadığını söyleyen genç çocuk, 'Herkesin kapısını çaldım ama kimse beni anlamadı, dinlemedi, kaile almadı' dediği an öğretmenleri aklıma gelmişti.
Bir yol, yordam, rehberlik edecek hiç mi öğretmeni yoktu?
Sanırım yoktu ki, küçük bir yavrucak çaresiz okuyamamış, üç-beş kuruşa insanlara köle olmak zorunda kalmıştı.
Eğitim şurasından sadece iki gün önce tanıştığım küçük çocuğun durumu canlandı toplantı boyunca.
Ne diyordu Yozgat Valisi; “Eğitimde fırsat eşitliği…”
Bu demek oluyor ki köydeki çocukla şehirdeki kolejde, ya da iyi bir okulda eğitim gören çocukların fırsatları aynı olacak.
Birleştirilmiş sınıflardan kurtulacak,
İkili eğitimin eksikliklerini yaşamayacak hiç hak etmediği halde.
Güzel şeyler bunlar elbette…
Yaklaşık 100 bin öğrencisi olan bir şehir Yozgat.
Bu kadar öğrencinin olduğu bir şehrin yetiştirdiği bürokrat, siyasetçi ve işadamlarının olduğundan bahsetti Sayın Vali.
Ve şunu ekledi: “Devlet imkanlarını isterseniz Yozgat'a daha rahat getirirsiniz…”
İşte bizim yıllardır söylediğimiz, ama onların yapmadıkları şey…
Yozgat Valisi, olayı aslında tam da bam telinden yakaladı.
Hangi birinden bahsedeyim ki size şimdi. Konuşmasının her bölümü bana göre çok önemliydi Sayın Valinin…
İşadamı Bilal Şahin'le yaptığı konuşma ve aldığı okul sözü ise takdire şayan.
Eminim aynı diyalogu diğer işadamlarıyla kurduğu takdirde Sayın Vali'nin dilekleri Yozgat adına Yozgatlı işadamlarına bir vefa, bir gönül borcu olacaktır.
Toplantının bir de ilginç yanı vardı.
Eğitimciler elleri Türk bayrağında yemen ettiler, üstelik namus ve şeref üzerine.
Yozgat Valisi tekrarladı eğitimciler yemin etti. Türkiye'de eşi benzeri rastlanmamış bir olay yaşandı.
Askerde yemini bilirim ben silah ve bayrak üzerine yapılmış.
Eğitim üzerine yapılış yemin de bana göre aynı kutsaliyete sahip.
Eğitimde bir savaş bana göre.
Küresel dünyada eğitimli insanlar yetiştirmek cephede savaştan daha önemli günümüzde.
Eğitimciler yemin ederken ne hissettiler bilemiyorum ama öyle bir yemin ettiler ki, ne yapsalar dönemezler!
Sayın valinin de istediği buydu sanırım.
Baktı ki bu güne kadar yapılan toplantıların, alınan kararların, eğitim adına söylenen sözlerin bir anlamı yok, getirisi yok, en iyisi yemin ettirmek dedi.
Eğer bu günden sonra eğitimde 'bilerek' yapılmış bir aksama, 'bilerek' yapılmış bir sorun görürsem, tespit eder, karşılaşırsam işte o yemin gelecek aklıma… Ve o gün yeminini bozanların akıbetini düşüneceğim, bu dünyada ve öbür dünyada.