Biri birisine "Kendisinin hastalandığını, falanca kişiden hastalık kaptığını, hastalığın da çok çabuk bir şekilde kendisine bulaştığını" söyleyip durmuş. Dinleyen arkadaşı doğal olarak, “Neyin var? Geçmiş olsun.” şeklinde konuşunca aldığı cevap onu hem üzmüş hem de sevindirmiş. Neden mi?
Hastalığın baş aktörü telefonmuş. Meğer bu kişi telefonla aranmayınca devamında da kimseyi aramamayı öğrenmiş. Adını da aramama hastalığı koymuş.
*
Biri birisine "Zor derhal yapılır, imkansız zaman alır" gibi kalıplaşmış bir cümleyi aktarmış.
*
Biri birisine "Gelin- görümce" adıyla hizmet veren gözleme evinden aldığı gözlemeleri, katmerleri üstündeki buharıyla bu sıcaklarda yediğini, mekanın nezihliği anlata anlata bitirememiş.
*
Biri birisine semt pazarında ev yapımı yöresel ekmekleri satan genç kadının "Kaynanam yapıyor, oğlu getiriyor, ben satıyorum" seslenmesiyle bir güzel satış gerçekleştirdiğini anlatmış.
*
Biri birisine "Bazen rüzgarın saçlarımı dağıtmasına, yağmurun yüzümü ıslatmasına, birilerinin kalbimi kırmasına izin veririm, sonra da; saçlarımı toplarım, şemsiyemi açarım, kalbimi kapatırım, hepsi bu kadar." demiş.
*
Biri birisine "Bugün bir kaynana dili yedim ki sorma gitsin " demiş.
Sorma demesine rağmen yediğinin aslında kaktüs meyvesi olduğunu belirtmeden geçememiş.
*
Biri birisine "Yandan oyna yandan oyna, kız halayı yandan oyna" türküsünde “Yandan yandan oynanan halayın adı ne olabilir? Haydi biraz kafa yoralım, bu konuda beyin jimnastiği yapalım mı?" diye sormuş.
*
Biri birisine "Basit ruhlu insanların tek eğlencesinin dedikodudur." sözünün varlığını hatırlatıvermiş.
*
Biri birisine "İnsanlar eğer ikiyüzlü olacaklarsa bari birisi sevimli olsun, ona da razıyım" diye iç geçirip durmuş.
*
Biri birisine "Üzülmüyorum, kaybettiğimi sandığım şeyler belki kazandıklarımdır." diye söylemiş.
Biri birisine "Geceleyin ay ve yıldızlar, gündüzleyin güneş bedava" deyivemiş gari.