Müjde (!) asgari ücret zamlanacak!
    Ne müjde ama…
    Bayram etti asgari ücretle çalışanlar….
    Şimdi coşkun ırmaklar misalidir kalpleri, içi içine sığmıyordur bir çoğunun.
    Evde eş ve çocukları ek zamla gelen parayı nereye koyacaklarını şaşırmış,
    Hatta alışverişe çıkıp ne alsak diye harbi harbi düşünmeye başlamışlardır.
    Aman Allah’ım para düşünmek ne de zor, nasıl çıkacak asgari ücretli bu hesabın içinden,
    Çok para insanı bozar, asgari ücretine zam (!) yapılacak asgari ücretli ne yapsa nerelere gitse.
    Bu işi enine boyuna oturup düşünmek, uzmanından görüş almak, psikologlara danışmak, hatta uluslar arası boyuta taşımak gerektiğini düşünüyorum.
    Zam dile kolay zam…
    İyi ama kaç lira olacak asgari ücretlinin zammı (!)
    Asgari ücretlinin tespit komisyon kararı doğrultusunda Temmuz ayı içerisinde 16 yaşından büyükler için asgari ücret 28.99 TL artışla 658 bin 95 lira olacak (mış).
    16 yaşından büyük bekarlar için ise brüt 837 TL, net 658 bin 95 TL.
    Allah bereket versin…
    Versin elbette, azına bereket demez miyiz yürekten.
    Azına bereket diye diye diller tevekkül ettikçe, aç gönüller gerçek tevekkülü unutmaya başladı farkında değiliz.
    Sözde tevekkül ekonomik sıkıntılar nedeni ile bozulan kalpleri kurtarmaya yetmiyor artık.
    O yüzden diyorum ya, asgari ücrete yapılan zammı ne yapmalı, nerelere harcamalı.
    Tabi alıyorsa vatandaş asgari ücret üzerinden maaş!
    Asgari ücrete zam gelmiş evlere şenlik!
    Sene 2001 Kars Hafız Hakkı Paşa Kışlası’nda üzeri üniformalı Mehmetçik iken, bizden önce terhis olanlar ‘Aman ha gelmeyin orada kalın kriz var sivil hayatta’ diye uyarırken biz gülüyorduk.
    Hadi be, kriz de ne ki ‘Gel teskere gel’ türküleri çağırırken ne asgari ücret, ne geçim derdi, ne para, ne pul vardı aklımızda.
    Terhis olan askeri yeniden kışlaya döndürecek, hasret koyacak kadar etkili olan bu ekonomik kriz ne ola ki diye kendi kendimize külhanbeyliği yaparken, teskere elde kucağına düştük krizin.
    Ne kriz ama…
    Borcu olanların gırtlağına kadar boğulduğu, zenginlerin daha zengin, gemisi azıcık delinenlerin alabora olduğu yıllar.
    O yıllar nasıl geldi, nasıl geçti herkeste bir hatırası vardır elbette.
    O yıllardan bu yıllara bakıyorum, mukayese etmeye çalışıyorum, kıyaslıyorum ‘Ha o gün, ha bu gün…’
    Şükür bu güne elbette, beterin beteri var, pek çok şey değişti.
    Şükretmek için nedenlerimiz sürüsüyle.
    Ama asgari ücret var ya asgari ücret…
    Yine aynı be kardeşim.
    Para etmiyor, geçeri yok, cebe girmiyor!
    Etmiyor çünkü adı asgari ücret.
    Yoksa kimsenin cebine gireni yok.
    Biz kışlada Mehmetçik iken de asgari ücretli zor durumdaydı şimdide öyle.
    Eğer alıyorsa asgari ücret kıt kanaat geçiniyordu insanlar şimdi de aynı.
    Bu gün bırakın asgari ücreti, sigortası olmayan, aylarca süren deneme-yanılma süreleriyle hakları çalınan, emekleri heba edilen modern köleler var.
    Eskiden ağalar ve marabaları vardı.
    Şimdi de ağalar ve marabalar var, ama artık her şey modernleşti.
    Tefecilik itibar kazandı ise bunun nedeni sürekli düşen gelir seviyesidir.
    Bu gün “Asgari ücrete zam yapıldı” başlığı ile yazılan haberlere gülüyorum.
    Aslına bakarsanız gülüşümün altında gelecek adına kaygılarım yatıyor.
    Asgari ücretin 700 küsürlerde olduğu bir ülkede geçim standardı ne olabilir?
    Ankara’da bin lira maaş almaktansa Yozgat’ta 500 lira al daha iyidir diye diye hak denilen kavramı başkalarına hibe etmeye alıştırmadılar mı bizi?
    Soruyorum sizlere bu gün Türk ekonomisinde kayıp-kaçakların metropol kentler dışındaki merkezleri neden Anadolu şehirleri.
    Şükrümüz inancımızdan, kadere olan bağlılığımızdan.
    Ama dildeki şükür maalesef kalplere yansımıyor artık.
    İşte bu yüzden cinnet geçiren insanlar, karısını öldüren psikopat kocalar, aldatmalar, boşanmalar, çarpık ilişkiler, benliğinden ve ne için dünyaya geldiğinden bihaber yetişen çocuklar,
    Maddeye bağlı süre gelen yaşamlar,
    İsraf, kavga, cinayetler, sınırsız şehvet dolu yaşamlar,
    Kısacası bozulan Türk aile yapısı, bozulan benliğimiz, bozulan inançlarımız, içi boşaltılmış milli kavramlar,
    Yok olmaya başlayan ben!
    Benden ötesi zaten yok!
    O yüzden asgari ücrete zam gelmiş, zam gitmiş komik geliyor, gülüyorum, güldükçe kaygılarım artıyor!
     YOZGAT RÜZGARI
Şehit kabrine bakan adam!
Bakar kör olduğumuzdan beri bazı gerçekler gözümüzden kaçıyor diye düşünüyordum.
    Milli ve manevi değerleri hoyratça alaşağı etmeye başlamak, haliyle görmeyen gözlerdeki bedeni duymaz, sağır, etkisiz, tepkisiz kıldı.
    Dün gazetemize gelen Sorgunlu bir vatandaş duyarsızlığın zaman zaman da olsa duyarlı hale geldiğini gösterdi bize.
    Geride bıraktıklarına hak ettikleri değeri veremesek de en azından şehitlerin kabirlerine hürmet etme noktasında üzerimize düşeni yerine getirme kaygımız olmalı diye düşünmüş bu vatandaş.
    Sorgun’un Yağcılar Köyü’ne düğün için giden vatandaş, köy mezarlığında ay yıldızlı bayrağı solmuş, bakımsız “Şehit kabrini”nin durumuna üzülmüş.
    Sahipsiz kaldığını, bakımsız kaldığını görünce ilk iş yetkilileri aramış.
    Demiş burada sahipsiz bir şehit mezarı var (gibi)…
    Dün de gazetemizi ziyaret eden bu vatandaşla arkadaşlarım görüşmüşler.
    Arayıp telefonla teşekkür ettim duyarlılığından ötürü.
    Ne yalan söyleyeyim biraz olsun duygulandım, kaygılarımın üzerine gözyaşı akıttım.
    Şehit kabrine bakınca herkes görmüyor artık, ama bu vatandaş görmüş.
    Ne diye bilirim ki, Allah razı olsun!