Eski zamanlarda bir kral, sarayına gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş.
Sonra kendisi de sarayın penceresinden olacakları seyretmeye başlamış.
Sabahtan öğlene kadar ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri yoldan gelip geçtikçe orada duran devasa kayayı görünce garip bir şekilde bakmışlar.
Saraya gidebilmek için hiç istiflerini bozmadan yolu kapatan kayanın etrafını dolanmak zorunda kalmışlar. Bu yürüme esnasında da pek çoğu homurdanarak yüksek sesle kralı eleştirmişler. “ Halkından bu kadar vergi almasına rağmen yolları bir türlü temizlettirmediğinden” vs bahsetmişler.
Öğleden sonraki saatlerde ise saraya meyve ve sebze getiren bir köylü çıkagelir. Yolun ortasında bu kayayı görünce hemen sırtındaki küfeyi yere bırakır. Canını dişine takıp, var gücüyle kayayı itmeye çalışır. Sonunda kayanın yerini oynatmayı başarır. Kan ter içinde kalma pahasına da olsa kayayı tehlikesiz bir şekilde yolun kenarına çekebilmiştir.
Bu iş bitince mutlu bir şekilde yere bıraktığı küfesini sırtına yüklerken kayanın eski yerinin çukurlaşmış yüzeyinde bir kesenin bulunduğunu görür. Hemen keseyi alır, açar. Kesenini içinin altınlarla doludur.
Kesede “Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir” diye yazan kralın yazısı da vardır.
Özetin özeti:
Burada köylü çok önemli olması gereken bir davranışı yapmıştır. Zengin tüccarların, saray görevlilerin, güçlü kervan sahiplerinin, düşünemediği veya düşünmek istemedikleri bu manzara karşısında; duruma kayıtsız kalmayıp, zorda olsa kayayı ittirerek mevcut yolu gelen -geçenin kullanımına açmış ve bunu yaparken de hiç sızlanmamış, mızmızlanmamış, söylenmemiştir.
Yapmasını düşündüğü işe odaklanmış ve bunu da tek başına başarmıştır.
Hikâyeden sonra akla şöyle bir soru da gelebilir.
İnsanının önüne çıkan her engel hayat şartlarını iyileştirecek bir fırsat olabilir mi?
Sizce? Kim bilir?
*
EYLÜLDE GELEN GEÇER.
Sonbaharın ilk ayı eylül. Dokuzuncu ay. 30 günlük süre.
Güz, hazan, hüzün, hasat, festival ayı.
Eylül ayı pek çok şeyi çağrıştırır.
Öğretmen olduğum için okulların açıldığı aydır ilk aklıma gelen. Öğrencilere bütünleme sınavları bu ayda yapılırdı.
Hatta Şarkıcı Alpay’ın “Eylülde gel” şarkısı o dönemlerde yapılan sınavlar arifesinde daha bir başka söylenirdi. Meşhurdur. Bilenler bilir.
Öğretmen ve öğrencilerin bildiği neredeyse değim kıvamına gelmiş yaz dönemi, güz dönemi sınavları için söylenmiş
“Haziranda bilen geçer, eylülde ise gelen geçer” söz dizesi ise hep hafızalardadır.