Ne zaman bir gazetecinin ölüm haberini alsam sanki içimden bir çam devrilir.
    Bu dünyadan göçüp giden gazeteci ise tanımaya lüzum yok benim için…
    Aynı mesleği paylaştığım, bu dünyada fikirlerini kalemine yansıtan bir üstat gitti mi bu diyardan garip duygular sarar kalbimi.
    Ruhuma çöken hüzün, yağmur öncesi karabulutlar misali olur.
    Gazeteci Serhat Ünsal'ın gidişi de aynı duyguları yaşattı kalbime.
    Anlayamadığım bir ruh hali sardı her yanımı.
    Sanki gök çökmüş, yer batmış ortasında da ben kalmış gibi oldum.
    Serhat Ünsal'la bir selam dışında muhabbetim de yoktur haaa…
    Adından ve yazılarından başka bir münasebetimiz olmadı yalan dünyada.
    Saysam yüz yüze birkaç kez ya gelmişizdir ya da gelmemişizdir, o da kalabalık bir toplumda.
    Serhat Ünsal'ın ölümü üzüntüden öte geldi bana.
    Aslında tarifi zor bir duygu. Biraz önce de söyledim ya, bir çınar devrildi sanki bir yerlerde.
    O çınarın toprakla zorda olsa ayrılan köklerinden yükselen sesi gök kubbede hissetmiş gibiyim.
    Bu gün bir gazeteci daha gitti hakiki alemde.
    Umarım kabri nur, mekanı cennet olur…
    Yolun açık olsun Serhat Ünsal, gittiğin yerde Ayhan Köylüoğlu'na ve daha ismini bilmediğimiz gazetecilere selam götür…
    Allah ruhunuzu cehennem ateşinden, bedeninizi de kabir azabından korusun.
    Dilerim peygamber şefaatine nail olanlardan olursunuz.
ANİ HARABELERİNDE
NAMAZ!
    Adı üstünde harabe…
    Ama geçmişi olan bir harabe…
    Bu güne kadar kimsenin aklına gelmeyen, ama yüz yıllar önce 1071 yılında Alparslan'ın Anadolu kapılarını araladığı zaman ilk Cuma namazını kıldığı mekan.
    Ha İstanbul'da Ayasofya,
    Ha Edine'de Selimi'ye…
    Ani Harabeleri işte bu yüzden Müslüman Türk alemi için oldukça önem taşıyor.
    Kültür ve Turizm Bakanlığı maşallah sanki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin değil de yabancı bir ülkenin bakanlığıymış gibi çalışıyor.
    Nerede bir kilise olsa, ya da hacın gölgesi nereye düştüğüyse orayı restore ediyor.
    Olmadı açıyor ayinlere…
    Trabzon'un kurtuluş gününde Sümele'yi
    Van'da Akdamar'ı
    Biraz daha cesaretleri olsa Ayasofya'yı ayin için açacaklar.
    Ne olacak bundan canım, dinimize mi küfrettiler diyenler var…
    Heyhat diyorum onlara heyhat…
    Yüz yıllardır süre gelen (Haçlı Seferlerinin uzantısı) haçlı zihniyetinin emellerini görmeyen göze şaşarım,
    Bu gün adı Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) olan hedef, dün Haçlı Seferleridir beyler…
    Osmanlı'da dinlere hitap ediyor, adaletten şaşmıyor, herkes gül gibi geçinip gidiyordu değil mi?
    O halde ol Osmanlı kardeşim!
    Dinler kardeşliği, ılımlı İslam modeli fasa fiso…
    Misyonerler sarmış ülkemi dört bir koldan…
    O misyonerler tıpkı askerime, polisime kurşun sıkanlar gibi itibar kazandı son dönemde.
    Bu gün (Cuma günü) Kars'ta kılınan namazdan rahatsız olanlar ne gariptir ki Hac'ın gölgesindeki ayinden mutluluk duyarak bahsediyorlar.
    Türk milletini bu kadar mı gözleri kör, ruhunu sağır, hassasiyetleri ölü sanıyorlar anlamıyorum ki.
    Kars'ta Ani'de MHP'liler namaz kılmış,
Git sende tek başına iktidarın sahibi olarak Ayasofya'da kıldır namazı…
        Peşine CHP'li de saf tutsun, MHP'li de…
    Toprağımdaki Ayasofya'da namaz kılamazken Trabzon'da ayin yapanlarla mutlu oluyorsam ve bunun adına din turizmi diyorsam yazık bana…
    Yazık bana aç karnıma düşünme kapasitemi yitirmişim.
Yazık bana bu vatan için ölmüşüm…
    Yazık bana Çanakkale'de yiyecek ekmeği olmadığı halde ölümüne kurşunlar üzerine gittiğim için…
    Bu yazıklar bana değil Sevgili dostlarım, bu yazıklar vatanın bekasını dolardan, dövizden, yabancı sermayeden, katır yüküyle parası olan Arap Şeyhlerinden ibaret sananlara.
    Bu gün Ani'de MHP'liler kıldı namazı, yarın hep birlikte en mukaddes yerlerde secde edelim Mevla'ya…
    A-B-C'lisi fark etmez…
    İlla bir fark arıyorsak, bakalım:
    Kilise gölgesinde ayin yapmadan önce gençlerimizin inancını parayla satın almaya çalışanlara,
    Dinler kardeşliği diye diye dinimizi Yüce Allah'ın kabul etmediği bir uçuruma sürüklemek isteyenlere,
    Dininin gereği başını örten bayanlara edilen zulümlere,
    Sessiz kalanlara,
    Susanlara,
    Dün cami kapılarında sloganlar atarken,
    Bu gün, evet bu gün o günü unutanlara bakmak lazım gelmez mi?