Bir bayramı daha geride bıraktık.
    Bayramlar eski bayramlar tarzında ve tadında geçmese de her gönülde farklı duygularla yaşanıyor.
    Bu bayram da her zamanki bayramlar gibi özel olmasına özeldi ama bir farkla.
    30 Ağustos Zafer Bayramı’nın da aynı güne rast gelmesi milli ve manevi değerlerin ayın gün, aynı an ve ortamda doruk noktaya ulaşmasına neden oldu.
    Bu da Yüce Allah’ın bu millete bir mesajı, hediyesi olsa gerek…
    Milli ve manevi değerler…
    Türk milletinin olmazsa olmazı…
    Türk milletinin mayasını oluşturan bir birinden ayrı, farklı kutuplarda olması katiyen düşünülmeyen bir bütünü oluşturan iki değer.
    Türk milletinin dini kimliğini yeryüzünde hakim kılan, -İslam Sancaktarı haline getiren- inancın heyecanını oluşturan milli varlığıdır.
    Tarih boyu yer yer milli ve manevi değerler üzerine ayrıştırıcı söylemler yapılsa da yaşananlar bu ikilinin aslında bir bütün olduğunu biraz acı da olsa göstermiştir.
    İşte bu yüzden Ramazan Bayramı’nı geride bırakırken her Türk’ün geriye dönüp bir kez daha bakma zorunluluğu, yükümlülüğü vardır.
    Her anne babanın çocuğuna bu bayramın önemini iki kez anlatma gibi vazifesi hasıl olmuştur.
    Milli değerlerin tırpanlanmaya, yontulmaya, küçültülmeye çalışıldığı,
    Milli kimliğin ırkçılık sembolü haline getirildiği,
    Gurur vesilesi sayılabilecek hassasiyetlerimizin aslında bir barbarlık nişanesiymiş gibi gösterilmeye çalışıldığı,
    Bir milletin mayasını oluşturan harca su katma gayretkarlarının çoğalmaya başladığı bir süreçteyiz.
    Yine aynı şekilde din diye ocu, bucu, şucu ayrımlarının yapıldığı,
    Din diye putperestliğin adapte edildiği,
    İnançların ‘dinler kardeşliği’ adıyla ılımlı İslam modeline çevrildiği,
    Kardeşlik kavramının aslında yok oluşun üzerini örtmek için kullanılan bir makyaj haline getirildiği,
    Yüz yıllardır sancaktarlığını yaptığımız bir dinin unutturulmaya çalışıldığı,
    İslam’ın Haçlı zihniyeti karşısında küçültüldüğü,
    Yobaz bir kültürün İslam inancıymış gibi yeni yetişen nesillere yutturulmaya çalışıldığı,
    Küfür ve inancın, bağnazlık ine inancın, riya ile inancın, bilumum zıt düşüncelerle inancın bütüncül hale getirildiği bir düzendeyiz.
    Türk milletinin mayasına dinamit koymaya çalışanlarının her geçen gün arttığı, milli ve manevi değerlerimizi yitirmeye başladığımız bu yolculukta,
    Sabun misali eriyen milli ve manevi değerlerimize sahip çıkma adına inancım o dur ki, Yüce Allah “Ramazan Bayramı” ve “30 Ağustos Zafer Bayramı”nı aynı güne tevafuk ettirerek Türk milletine önemli bir ışık, bir mesaj, bir meşale, bir kıvılcım yakmıştır.
    Bir Ramazan Bayramını daha geride bırakırken en büyük dileğim bu mesajı alanlardan, anlayanlardan ve uygulayanlardan olmanızdır.
    Bayramlarınızın bir kez daha mübarek ve gurur vesile olmasını diliyorum…
    ÖLÜM VE BAYRAM
    Ne demiştik başlarken; Her bayram farklı izler bırakıyor gönüllerde.
    Bu bayram da benim ve ailem için farklı bir duyguyla yaşandı.
    Bayramdan birkaç gün önce gelen trafik kazası haberi ve sonrasında yaşanan vuslat, önemli bir imtihan vesilesi oldu bizler için.
    Bu bayram ziyareti benim için; bayram duygusundan ziyade taziye ziyareti, acıların paylaşıldığı, hafifletilmeye çalışıldığı bir ortamda vukuu buldu.
    Akrabalarımdan çok değerli bir insanı trafik kazasında kaybettik.
    Bir mübarek Ramazan günü elim bir trafik kazası vesile oldu vuslata.
    O yüzden Trabzon’daydım…
    Duyguların deniz mavisi gölgeliklerde bordo-mavi yaşandığı diyarda bu bayram taziye ziyaretimiz hasıl oldu.
    Ebedi istirahatgahına yolcu ettiğimiz Talat Hacımurtazaoğlu’nun cenazesine katılan kalabalık,
    Sonrasında ardından edilen dualar, okunan Kur’an-ı Kerim’ler,
    Günlere sığmayan, gecenin karanlığına kadar devam eden taziye ziyaretleri,
    Ve ardında bıraktığı ailenin ortaya koyduğu metanet sanırım bir faninin bu dünyada kazanabileceği en büyük hazine olsa gerek.
    Bizim de en büyük tesellimiz bu oldu…
    Gidenle bir çift çorap dahi gönderemedik, ama peşi sıra giden dualar ve ardında bıraktığı insanlık adına izler kaldı.
    O, giderken bu dünyada amel defterini kapatmayacak bir sermaye bıraktı.
    O sermaye inşallah gittiği dünyada amel defterine kıyamete kadar sevap olup yazılacak.
    Gidenin ardından yaşanan hüznü güzelleştiren şükür, şükre mana katan dua, duaları hakka yolcu eden insanların kalbindeki iman hakikaten yaşamaya değerdi.
    Gidenle üzüldüm, bayramı hayatımda ilk defa bu denli farklı yaşadım ama çok şey öğrendim iki kısa günde.
    Bir Bayramı daha geride bırakırken ebedi aleme, hakiki dünya yolcu ettiğimiz Talat (Dayı) Hacımurzaoğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum.
    Dilerim kabri nur, mekanı cennet olur!
    Allah her kuluna şükrü sonsuz, duası kalpten olan hayırlı ölümler yaşatsın!

YOZGAT RÜZGARI

Bayram çocukları!

Bayramda çocuk olmak galiba en güzeli.
    Nedeni çok basit,
    İnsan çocukça bakabildiği müddetçe daha mutlu olabiliyor.
    Ne kadar denesek de çocukça olamıyor insan belli yaştan sonra.
    Bir yerde hayatın gerçekleri çıkıveriyor önünüze.
    O an çocukluk da gidiyor en saf duygularda.
    Sanırım bu yüzden bayramlar eskisi kadar tat vermiyor,
    Ve çocuklarla güzel her bayram!
    Bayram öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan bayram pazarında yine çocuklar ön plandaydı.
    Anne-babaların mutluluğu bu bayramda çocuklardı.
    Bayramın neşesi onlar.
    Küçük bir kıyafet de olsa en güzel hediyeler onlar için.
    Madem çocukça bir dünya kuramıyoruz kendimize,
    Bayramları çocukça yaşamıyoruz,
    O halde neden mutlu etmeyelim ki çocukları.
    Onlar için her gün bayram olsun, her gün mutluluk.
    Çocuklar hep mutlu olsun ki geriye dönüp baktıklarında bayramlar kadar güzel duygular yeşersin düşüncelerinde.