Oldukça geniş çeşit getiren bir esnafımızın önünde muhabbet edip hal hatır sorduk. Aldığımız cevap bizi çok üzdü: “ Yozgat’ta iş yok, bunların hepsi seyirci alıcı yok, masrafımızı bile çıkaracak gibi değil.Tövbe bi daha Yozgat’a gelmeyiz. Geçen hafta Maraş’ta idik alış verişi, kalabalığı bir görseydiniz…”
Hadi buyurun ne dersiniz? Boyun büktük, süreniz kısa keşke bir hafta burada kalabilseydiniz demeye kalktık.” He ya bir hafta kalıp masrafları beşe katlasaydık zararımızı kim karşılayacaktı?” deyince sustuk. Kimseyi suçlayacak değiliz. Burada bir Yozgat gerçeği ortaya çıkıyor dikkat buyurun….
“ Bi daha Yozgat’a gelmeyiz’” cümlesinden ben şunları çıkarıyorum. Bir, Yozgat ekonomisi bitik. Yozgat’ta dönen peşin para düşük. Alıcı yok seyirci çok. Vatandaşın cebinde para olsa niye seyirci kalsın, hazır mallar ayağına gelmişken alış verişini yapmaya çalışır. Ama yapmıyor, yapamıyor.
İki, şehrin gelir seviyesi her geçen gün düşüyor, maaşlı memur ve işçi sayısı yetersiz. Tüketime yönelik alış verişi kim çok yapıyor? Maaşlı memur ve işçi aileleri; Yozgat’ta memur ve işçi sayısı ne durumda? Eee, düşük!...Köylü ve işsiz ağırlıklı bir yapıya sahibiz, yalan mı bu? Yani alıcı değil, seyirci konumunda olanlar çoğunluktayız. Biz ne diyoruz? Yozgat’a yatırım şart, memur ve işçi ağırlıkta bir gelire ihtiyacımız var. Bunlar gelip geçici esnaflar, ya kalıcı esnaf kardeşlerimize ne demeli?
Üçüncüsü, Tarım Fuarını düzenleyen arkadaşlarımız bunu çok iyi hesap etmeli, buraya gelenlerin yatacak yerleri, yiyecek durumları asgariye indirilmeli, mümkünse bunlardan kira ücreti bile alınmayabilir. Masrafları ( Satış kar oranına göre)Büyük firmalara dağıtılabilir, küçük esnafı korumaya çalışırsınız, yanlış mı olur? Yok canım biz alacağımızı biliriz derseniz, böyle bir yanıt alırsınız:” Bi Daha Yozgat’a gelmeyiz!”…
“Gelmezseniz gelmeyin ne olacak ? “ diyebilirsiniz. Gelmezlerse tanıtım olmaz, gelmezlerse ekonomik canlılık olmaz. Şehrinizi dışarı açamazsınız, geri kalmışlık kabuğunuzu da kıramazsınız. Fuar gerçeğini bir de Ankara da Yozgat tanıtım günlerinde yaşadık. Yozgat’ın dışında bir çok ilin tanıtım günlerine katıldık. Son derce canlı, cıvıl cıvıl alış verişi olan fuarlara şahit olduk. Ama Yozgat Tanıtım Günlerini sadece gezen, seyirci ağırlıklı bir eğlence fuarı olarak yaşadık. Yalan diyen buyursun?
Sözün özü: İşte size bir Yozgat gerçeği: Tarımı ticareti ekonomisi düşük, para döngüsü zayıf, alış veriş oranı alt seviyede, esnafı perişan, işçi ve memur sayısı yetersiz, kendi yağı ile kavrulmaya çabalayan bir şehir görünümündeyiz.
Ne gerekiyor? Bu şehrin ekonomisine canlılık gerekiyor. İşçi, memur, polis, asker, öğretmen gibi çalışan sayısının artması gerekiyor. Gençlerin iş kollarında istihdam edilmesi gerekiyor. Fabrikalar, üretim merkezleri, organize sanayilerin çoğalması gerekiyor. Yani bu şehre tarım, ticaret ve üretim alanında canlılık katacak bir şeylere ihtiyacımız var.
Lami cimi yok: Valisi, Kaymakamı, belediye başkanlarıyla Siyasetçisi, yöneticileri, idarecileri ve sivil toplum örgütleriyle top yekun uyanmadığımız, şehrimize sahip çıkmadığımız ve sorunlarını birlikte üstlenmediğimiz müddetçe bu serzenişlerden kurtulmamız imkansız gibi gözüküyor. Bu şehrin elini taşın altına koyacak ve derdiyle dertlenecek “ Yozgat Sevdalılarına” ihtiyacı var benim diyeceğim bu….