Bedenimizi bir apartmana benzetecek olursak; omurgalarımız ve kemiklerimizi bu apartmanın temel direklerine benzetebiliriz.Bu direklerde bir ağrıza, çatlama,eğilme,kayma vb. olursa binanın duruşunda ve güvenliğinde aksamalar olacaktır ve hatta çökecektir.
    Omurlarımızın en esnek olduğu,yükün en fazla bindiği ve risk faktörü en yüksek olan kısmı bel bölgemizdir.Bu yüzden daha çok ağrılar ve sıkıntılar bel bölgesinde yaşanmaktadır.
    Her davranışımızda uygunluk arıyorsak bedenimizi olumsuzluklardan korumalı,uygun hareket etmeli ve sağlığımızın en büyük servetimiz olduğunu bilmemiz gereklmektedir.
    Örneğin bir şeyi yerden almak istediğimizde belimizden eğilerek almak yerine dizlerimizden çömelerek almalıyız, sağlıklı ve ortopedik (çok yumuşak olmayan,uyurken vücut şeklinin  bozulmadığı) yataklarda uyumalıyız,uzun süre hareketsiz oturmamalı,oturmamız gerekiyorsa da dik vaziyette belimizi bükerek oturmamalıyız.
    Bir sabah aniden yataktan kalktığımızda ya da çorabımızı giymek üzere eğildiğimizde de şiddetli  bir bel ağrısından  yakınabiliriz. Daha önce önemli bir bel problemimiz olmadıysa bu ağrıyı anlamakta, kaynağının ne olduğunu bilmekte zorluk çekebiliriz
    Bel ağrısı, kas-iskelet sisteminde fonksiyon bozukluğu sonucu oluşan ve oldukça sık karşılaşılan bir sorundur. Herkesin yaşamın herhangi bir döneminde bel ağrısından  şikayetçi olduğu bilinmektedir..
    Çalışan kesimi daha ileri derecede etkilemekte, tedavi maliyeti gittikçe artan bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.Makinalaşmanın az olduğu insan gücünün kullanıldığı alanlarda bel ağrılarına daha sık rastlanılmaktadır.Bel ağrısı, her an, herkeste baş gösterebilir
    Böyle bir durumda yapmanız gereken ilk şey, doktorunuza başvurmak olmalı. Bu şekilde ağrının kaynağını öğrenebilir, en etkin ve kısa sürede sizi günlük yaşama döndürecek tedavi yöntemini kavrayabilir, tekrar bu ağrıyla yüz yüze gelmemek için neler yapmanız gerektiğini bilebilirsiniz.
    Bel ağrılarının stres ve psikolojik sıkıntılar ile de bağlantılı olduğunu birkaç kaynaktan okumuştum.İlk bakışta birbiriyle ilgisi olmadığı düşünülen bu kavramların; aksine ilgili olduklarını,ilaç ve tedaviyle geçmeyen bel ağrılarında stresten ve psikolojiyi olumsuz etkileyen durumlardan uzak kalarak çözebileceğimizden bahsedilmekteydi.Tıbbi geçerliliğini ben bilemem ama bahsedilen ve tavsiye edilen buydu.
Bel ağrıları;
    Ağır yük kaldıranlarda,eğilme-bükülme vb. hareketleri yanlış yapanlarda,uzun süreli araç kullananlarda (şoförler vb.) , hareketsiz iş ve yaşam düzeni olanlarda (büro işi vb.) doğuştan belinde kayma olanlarda,fazla kilolularda, oburlarda,zayıf bel ve karın kasları olanlarda ,ağırlık sebebiyle hamileliğin son aylarında olanlarda, ortopedik olmayan ortası çukurlaşmış yataklarda uyuyanlarda daha sık görülebilmektedir.
    Yine bir çok kaynakta bel ağrısı belirtisi olarak; hareket kısıtlılığı yani hareketleri tam olarak yapamama, bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve güçsüzlük , belde ağrı ve kasılma, topallayarak yürüme,oturup kalkmada,yürümede sıkıntı çekme, vücutta bir tarafa çarpılma ve bazen idrar tutamamaktan bahsedilmektedir. Hareketsiz bir bedeni, sakat kalmayı,yürüyememeyi yada bel ağrısından fazlaca şikayet etmeyi hiçbirimiz istemeyiz, sağlığımız en kıymetli servetimizse buna sahip çıkmalıyız ki sonradan eyvah demeyelim.
     Abur cuburları yiyip kilolarınıza kilo katarak, yanlış vücut hareketlerinde bulunarak,gerektiğinde doktora gitmeyerek bel ağrılarına davetiye çıkartıp arkasından da yav bu bel ağrım da nerden çıktı dememeniz ümidiyle…