Uzaklığı hesaplamadan aya bakamaz. Çıkacak odunu hesaplamadan ağaca bakamaz. Fiyatını hesaplamadan bir tabloya bakamaz. Kaloriyi hesaplamadan bir menü'ye bakamaz.
Avantajlarını hesaplamadan bir adama bakamaz. Riski hesaplamadan bir kadına bakamaz.” Bu kadar hesapçı olunduğunda, başarılı olmak belki mümkün.
Ama böyle elde edilen başarının mutluluk getirmesi mümkün değil. Hastalık derecesinde eğriyi doğruyu hesaplayarak ömür geçmez çünkü. Hayatı, kasmadan yaşamak gerek. Kendinizi atlı bir arabanın sürücüsü olarak hayal edin. Atlar hayatınızı sembolize etsin. Önünüzdeki atların dizginlerini elden bırakmayacaksınız. Yön vereceksiniz. Motive edeceksiniz. Gözünüzü yoldan ayırmayacaksınız. Ama çok da sıkmayacaksınız dizginleri.
Hayatınızı hem planlayacaksınız, nereye gideceğinizi bileceksiniz hem de geçtiğiniz yolda o arabayı sürmekten keyif alacaksınız. Nerelerden geçtiğinizi gözünüze, gönlünüze sindireceksiniz. Fazla ince eleyip sık dokursanız, günleri kendinize zehir edersiniz. Biraz da olsa macerayı göze almalısınız. Hayatınızı planlayarak, akışına bırakmalısınız.
Yarınki işlerinizi, sorunlarınızı düşünerek, bugünü elinizden kaçırmayın. Korktuğunuzun başına gelebileceğini unutmayın.
Hani günlük hayatın yoğunluğu içerisinde yapmayı unuttuğumuz bazı şeyler vardır;; gün gelir eksikliği devleşir.
Para biriktirmek,
anlam biriktirmek,
sevgi biriktirmek,
insan biriktirmek,
bilgi biriktirmek,
dost biriktirmek,
anı biriktirmek, kitap biriktirmek,
kalıcı izler biriktirebilmek gibi.
Çok daha önemlisi paylaşmayı unuturuz çoğu zaman.
Biz de olmayana göz diker, olanı vermeye kıyamayız.
Sonuçta hep eksiliriz yaşamdan.
Bunu anlayıp artacağımız bir gün olsun bugün...
Dikkat!
Gösterdim !
Gördü anlamına gelmez...
Söyledim !
Duydu anlamına gelmez...
Duydu !
Doğru anladı anlamına gelmez...
Anladı !
Hak verdi anlamına gelmez...
Hak verdi !
İnandı anlamına gelmez...
İnandı !
Uyguladı anlamına gelmez...
Uyguladı !
Sürdürecek anlamına gelmez...
BEDAVA
Küçük oğlu annesine geldi ve ona kağıdı uzattı. Annesi ellerini önlüğüne kuruladı...ktan sonra kağıdı okumaya başladı;
Çimleri biçtiğim için 5 tl
Odamı temizlediğim için 1 tl
Alışverişe gittiğim için 50 kr
Küçük kardeşime baktığım için 25 kr
Çöpü attığım için 1 tl
İyi bir karne getirdiğim için 5 tl
Bahçeyi temizlediğim için 2 tl
Toplam borç 14 tl, 75 kr
Anne, umutla kendisine bakan oğlunun elinden kağıdı aldı ve kağıdın arka yüzüne şunları yazdı;
Seni 9 ay karnımda taşıdım BEDAVA
Hasta olduğunda başında bekledim, elimden geleni yaptım,
senin için dua ettim BEDAVA
Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm BEDAVA
Senin için geceler kaygı duyup, uykusuz kaldım BEDAVA
Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım
giysilerini yıkadım, ütüledim BEDAVA YAVRUM ve bunların hepsini topladığın zaman
gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün,
bedavadır çünkü…
Oğul annenin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu. Annesine baktı, “Anneciğim seni seviyorum” dedi ve kalemi alarak bu kağıda
“HEPSİ ÖDENMİŞTİR” yazdı.