Bayram yaklaşınca içim cız eder: “Eyvah yine onlarca ateş düşecek, yollar kana bulanacak!...” diye hayıflanırım. Kazalar bir felaket, Allah kimsenin başına vermesin. Bu felaketi yaşayanlar bilir. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Yakıyor ne kelime ateş düştüğü yeri yakıp kül ediyor.
İnanın bayramda araç kullanmaktan korkarım. Karayoluna çıkınca diken üzerinde durmuş gibi rahatsız olurum. Bir telaş, bir telaş sormayın gitsin!
Sanki ecele gidiyoruz. Acelemiz neyse? Kimseye “dur be kardeşim bu acelecik niye?...” diyemiyorsunuz. Araca binen, karayoluna çıkan canavar kesiliyor. “Trafik canavarı olmayın!” demişler ya, aynen öyle... Bir de hız modası çıktı. Alabildiğine gaza basıyoruz. Yirmi yıldır bu mesleğin içerisindeyim. 1989 da ehliyetimi ve sertifikamı aldım. O günden bugüne halen sürücü kurslarında trafik derslerine giriyorum.
İşin özetini söyleyim yediden yetmişe kimse bu işin ciddiyetine inanmıyor, ciddiyetini kabul bile etmek istemiyor. Girdiğim kurslarda Trafik eğitiminin önemini anlatıyorum. Ne yazık ki, çoğunun burun kıvırdığına tanıklık ediyorum. “Bu işi biliyoruz, sen ne konuşuyorsun!...” cinsinden... Ama bu işi bilmedikleri ayan beyan gösteriyorlar.
İşte bir Ramazan Bayramını daha geride bıraktık. Ramazan Bayramı yazımızı okuyanlar hatırlarlar. Trafik canavarı olmayın!... diye kazalara dikkat çekmiştik. Bayramın kaza bilançosuna baktım. Yüzlerce kaza, onlarca ölüm, yüzlerce yaralı, milyonlarca maddi hasar. Allah korusun, yazısını aracın arkasına asmakla iş bitmiyor, tedbirini almamız gerekiyor.
Kazalarda aşırı hız, hatalı sollama, dikkatsizlik, uykusuzluk-yorgunluk gibi nedenler ön sırada. Aşırı hız zaten tüm sürücülerimizin başının belası... Kazalardaki insan faktörü bize sürücülerin hatalı olduğunu gösteriyor. Sürücü kusurları çok fazla...
Kaza istatistiklerinde bunu hep ifade ediyoruz. Sürücü kusurları yüzde 70'in üzerinde, yaya kusurları yüzde 15 civarında, yani insan faktörü yüzde 85-90 civarında; geriye ne kalıyor, yolcu, araç ve yol kusurları bu sonuç sürücülerin kuralları hiçe saydığını, dikkat etmediğini gösteriyor. Kurallara uymuyoruz, kara düzen yola devam yolları kan gölüne çeviriyoruz.
Yaptığımız şey “Kaza oldu!” deyip kaza sözcüğünün ardına sığınmak oluyor. Oysa bunun vebali, sorumluluğu büyük. Siz kuralları hiçe sayıp kaza yapacaksınız, ocakları söndürecek ölümlere neden olacaksınız, sonucunda “ Ne yapayım kaza oldu” diyeceksiniz. Bu masumane bir sığınma olamaz. Bizi vebal ve sorumluluktan da kurtaramaz. Bunların hesabı sorulmalıdır; sorulacaktır da.
Tamam da ne yapabiliriz? Diyebilirsiniz devletle ne yapabilirizi tartışıyor. Sürekli tedbirler alıyor, almaya çalışıyor. Her konuda olduğu gibi Trafikte de eğitim şart, bunu kimse inkar edemez.
Sürücülere iyi bir trafik eğitim verilmelidir. Kesinlikle kursa ve eğitime katılmayanlara ehliyet verilmemeli... Dört dörtlük bir eğitimden sonra aday sınava alınmalı. Bu iş kursların vicdanına da bırakmamalı, devlet kontrolünde yapılmalıdır.
Hiç geciktirilmeden Trafik Bakanlığı oluşturulmalı. Tüm işlemler bu bakanlık tarafından yürütülmelidir. Üniversitelerde Trafik bölümleri açılıp trafik mühendisleri yetiştirilmeli, kurslarda onlara görev verilmeli. İlkokuldan başlayarak, Lise ve Üniversitelere trafik dersi konulmalı. Trafik her çağda, her yaşta ele alınmalı.
TRT tarafından sürekli yayın yapan ve sürücüleri bilgilendiren bir televizyon-radyo kanalı kurulmalı. Her kanalda mutlaka trafik bilgisine yönelik programlar hazırlanmalı. Şoförler cemiyeti ve karayollarınca trafik bilgilendirme CD'leri hazırlanıp ücretsiz dağıtılmalı. Trafik kazalarını içeren CD'ler sürücülere ücretsiz dağıtılmalı ve kazalardan uzak kalmaları için uyarılarda bulunulmalıdır.
Sayısı birlere ulaşan ve binlerce insan çalıştırıp bir sektör haline gelen sürücü kursları ıslah edilmeli. Kurallara uymayanlar, eğitim vermeyenler ve bu işi hayali olarak yapıp kurslara sadece para gözü ile bakanlar bertaraf edilmelidir.
İşin ciddiyetine inanıp eğitim yapanlar da teşvik edilmelidir.
Ayrıca caydırıcı tedbirlerde alınmalı, örneğin ölümlü kaza yapan sürücünün ehliyeti iptal edilmeli, Aşırı hız, hatalı sollama gibi önemli hatalarda ısrar eden sürücünün ehliyeti elinden alınmalıdır.
Sadece para cezasıyla yetinilmemeli, kuralları çiğneyen, kuralara uymayan, hatalı davranan sürücüler yeniden eğiteme tabi tutulmalıdır. Kameralı görüntülü kontroller yaygınlaştırılarak hata yapan sürücülere anında müdahale edilmelidir.
Trafikle ilgili yazılacak çok şey var. Bu işi ciddiye almadığımız bir gerçek. Ama sonuç da ortada... Trafik canavarı olmaya devam ediyoruz.
Yolları kan gölüne çevirmeye devam ediyoruz. Bayramları kana bulamaya devam ediyoruz. Yazık değil mi bu canlara; yazık değil mi insanımıza?...