Ula gurbanınızım.. o gatlek işin arasında ekmek gırıntılarını yeni açılmış bi yuhanın içine nizami bir şekilde yerleştirerek, saatler süren zahmetli yiyecekleri nasıl yapardı bizim koyün avratları. Gardaşım baklava değildi o, pahlavuydu. Millet çok çok mükemmel bir işle kaşılaştığında derlerdi, “Pahlavu gibi olmuş” diye. Galiba pahlavu tatlıların en mükemmeli anlamında bir sözdü. İnsanlar yutkunarak söylerdi onun adını.. Babayın, anayın aşını içiyim o nasıl lezzetti Yarabbi, hâlâ anlamış değilim..
    En iyi pahlavuyu Gulünün Durağan avradı Şukrüye yapardı. Dottiri Zalha'da siniyi iyi bukerdi. Kirli Senem'in, Hurşudun Osmanın Avradının, Gubuduğun Sultanın, Çakal Anşenin Fadimenin, Kel Döndünün, Godek Fatişin, Cemayunurun, Kepezli Haccanın  pahlavuları, sinileri heç iyi olmazdı. “Get şôonnarın eline dağyen yinmez aminim” derlerdi. Koyün avratları yalınız pahlavumu yaparlardı hayır, barmah çörek te yaparladı. Bol yımırtalı, bol tereyağlı, sarı bursa unundan barnak çörek olurdu ki, Garnapa Lomen, Saniyenin Ömer, Seyitkânin Haceli, Gır Bedirhan, Guyruğun Şavgı ne gibi adamlar sufrıya oturdunnuydu çokeliğinen 7'şer, 8'er dene çörek yerlerdi. Sağanı, ağartısı olmıyan avratlar gotveren yağınan barnak çörek yapmıya gaharlardı, o da bek iyi olmazdı.
    Toz şeker acik bahalı olduğundanmı ne pahlavunun şiresi hemi duru, hemi de datsız olurdu. Zatin koyün tukenlerinde satılan toz şekerler aynı gubür gibiydi. Pahlavu öyle her bayramlaşmıya gelenin onüne zehen zehen gonulmazdı. Galeyli bi ilağançeynen sufraya gonur, öyün bittinniydi galdırılırdı. Ev sâabı her yemek gelişinde “Gonşular, Allahi severseniz iyi yiyin, daha pahlavu gelecek” diye ara gazı verirdi. Tavuklu pilavın modası ilk çağdan beri geçmemiştir herhalde. Diri ve zayıf köy tavıhları ahırda bağıttırı bağıttırı guvalanarak dutulur, kesilir, yolunur, olduğu gibi gaynatılır, ayaklarından iplikle bağlanılarak pahır guşşenelerde pişirilirdi. Cömert garılar tüm olarak, cimri avratlar da yalnızca döş etlerini sifdiyerek  pilavın üstüne gor getirirlerdi. Saatlerce kemiklerini gemirirdik. Tavıh pişerken evin yanından heç bi yere ayrılmazdık. Kafası, daşlığı, ciğeri pişerken çocukların hakkıydı. Gulelibağli keziban bir gün patuz atanlara guverçin kesmiş de koyün adamları zavallıyı dah dah delisi ettilerdi.
    Bugün Gaziantep Baklava konusunda nasıl isim ve patent sahibiyse, bizim Yozgat ve köyleride Pahlavu konusunda isim saâbıydı. Hemde Güz mevsiminde yapılan yufka ekmeklerin kırıntıları fazla kızartılmadan kavrulur, bol sütlü ve tereyağlı bir hamurun içinde katlanılıp dik üçgen haline getirilerek, üstünde, tezek yanan ters çevrilmiş bir sacın altında kızartılırdı. Ateş bile korlu ve özlü haliyle lezzete sürekli katma değer sağlardı. Çocukluk günlerimin bayramları genelde soğuk günlere denk gelirdi.. O zamanlar köye hakim tepelerden köy yönüne doğru baktığınızda çatısız toprak damlı evlerden tüten tütünler bayram telaşesi ile koşuşturan neşeli horantaların olduğunu belirginleştirirdi. Bayram iznini kullanmak için Angareden, Isdanbıl'dan, Yozgattan koye gelenler ıskarpın ayakkabıları, biyaz mintanları, püsküllü tesbikleri ve İspanyol paçalı ütülü pantullarıyla elleri gotte tıkır, tıkır gırışarak susada gezerlerdi.
Devamı Yarın