Genç,
    Sana sesleniyorum sana…
    Satar mısın gençliğini bana, söyle çekinme kaç para o gençlik!
    Ah ahhh…
    Parayla alınır mı bu gençlik.
    Alınsa ne hoş olurdu değil mi…
    En deli çağlara gidip, başı dumanlı yılları doyasıya bir kez daha yaşamak vardı şimdi.
    Önce şu beyazlardan kurtulmalı.
    Satmalı hepsini alan kim olursa. 
    Kırışıkları dümdüz edip, titreyen ele biraz da derman ekledik mi ne olurdu amma…
    Durun durun bitmedi…
    Bulanık gören gözler, romatizmalı dizlerle de olmaz ki…
    Bir güzeli sağlık suyunda yıkanıp çıta gibi olmalı.
    E, gençlik bu kolay mı?
    Sahi bunları almaya kalksak kaç para!
    Var mı bir değeri?
    Valla da yok billa da!
* * *
    Hafta içiydi, gördükçe ayaküstü de olsa kelamından mutluluk duyduğum bir büyüğüm çıktı karşıma.
    Eli öpülesi insandır yani, sözünde ariflik, selamında hayır olanlardan.
    Ayaküstü hoş beşten sonra sırtıma vurdu, “Ah gençlik ah, var mı gençlik gibisi” diye hayıflandı.
    Hayırdır inşallah dedim…
    “Ah evlat ah, genç olmak vardı şimdi, parayla da alınmaz ki, alalım…
    Satılmaz ki bulalım… Bil kıymetini gençliğin, bizden geçti” dedi.
    Ne yalan söyleyeyim şaşırdım.
    Ne zamandır tanırım gençliğe bu kadar hasret olduğunu bilmezdim.
    Sözün de yine arifti arif olmasına ama beklentisi ve özlemi hayata dairdi.
    Hayatın geride bıraktıklarına dönüp baktığımız vakit karşımıza çıkan özlemler yaş kemale erdi denildiği zaman olunca böyle oluyor demek ki….
* * *
    Bir de ben bakmak istedim geçmişe.
    Gençliğimi düşledim yaş beyaz, saç beyaz, düşünceler beyaz.
    Olmuyor be abi…
    İnsan yaşamalı o yaşı. O yaşı yaşarken hissetmeli.
    Ben ne kadar da yaşlı halime gitsem de olmadı, yapamadım.
    Tıpkı yaşlı birinin gençliği satın alamayacağı gibi…
    İnsan ömrü mevsimler misali.
    Yaz gelir kış özlenir, kış gider yaz…
    Bahara gelince hüzünlenir kalp, ruh bedene sığmaz çoğu zaman.
    Her biri anında güzel elbette. Ömrün de çocukluğu farklı, gençliği, yaşlılığı farklı.
    Gülün kıymeti bilinmezmiş dikensiz…
    Dikeni veren güç, güle güzellik katmış ki, her acıdan sonra bir güzelliği olduğu bilinsin.
    Ne karşımdaki ihtiyar gençliği satın alabilir,
    Ne de ben gençliğimi satabilirim.
    Ama hisler nasıl yaşanırsa dünyayı öyle gösterir.
    Kimi zaman başınızdan daha yükseklere çıkmıyor mu yaşınız.
    Dumanlanmıyor mu düşünceler alabildiğince hırçın.
    Kimi zamansa olabildiğine ihtiyar,
    Alabildiğine kahırlı…
    Dizlerinizin dermanı öyle bir gidiyor ki bastona düşesiniz geliyor.
    Hayata küsüyorsunuz.
* * *
    SON’u görmeden önce filmi baştan sona iyi izlemekten geçiyor sanırım.
    Bu günü değil, yarını da değil, düne bakarak görmeli hayatı.
    Gençliği satın alacak kadar zengin değil insanlık.
    O zenginlik uğramaz semtimize.
    Bari bu günü doyasıya yaşamalı diyorum.
* * *
    Bir Cumartesi günü biraz daha duygusal takılalım istedim.
    Günün yorgunluğunun üzerine konuşmak biraz güç ama,
    Cumartesiyi özel kılan da aslında bakış açısı.
    Halbuki Pazar’ım daha boş, o halde neden Cumartesi?
    Onu ben de bilmiyorum ama bu güne özel anlamlı duyguları sizin için istiyorum.
    Her gününüz Cumartesiler kadar özel, anlamlı ve hayır dolu geçsin.
YOZGAT RÜZGARI
Bir camiden daha fazlası…
Kevenliburun Yeşil Camii şu sıralar gündemde hiç düşmüyor.
    Bir camiyi gündemde tutan ne ola ki?
    En fazla ezanı okuyan din görevlisinin sesi, ya da açılış veya temel atma törenidir.
    Onun dışında başka da bir şey göremiyorum.
    Ama bu kez farklı Sevgili dostlar.
    Kevenli Burun Yeşil Caminin bir derneği var.
    Bu derneğin Başkanı Rafet Kayabel, yardımcısı Bedrettin Lekesiz.
    İkisi de bildiğimiz din görevlisi.
    Ama gayretleri takdire şayan.
    Onlar üstlendikleri sorumluluğun farkıyla hareket etmesini bilenlerden.
    Dernek olarak lojmanı, Kur’an kursunu, camiyi en güzel hale getirmeyi başarmışlar.
    Bununla da kalmayıp Allah’ın kelamını insanlarla paylaşmasını bilmişler.
    Çocuklarla çocuk, büyükle büyük olmasını bilip Cami-Mahalleli işbirliği kurmuşlar.
    En son ilginç bir yarışma düzenlediler.
    Bayanların Kur’an Kurslarına katılımını artırmak için beyaz eşya hediyeli yarışma düzenlediler.
    Sağolsun esnafımız da bu tür etkinliklere destek oluyor sonuna kadar.
    Bu iki sıra dışı din görevlisi dün de arabaşı ziyafeti verdiler cami avlusunda.
    Yıllarca dinimiz ve din adamlarımız üzerine yapılan o kadar çok yanlış kurgu, karalama politikası var ki…
    Adam filmlerinde haçı gözümüze kadar sokarken biz din adamlarımızı farklı yansıttık.
    Camilerimizi farklı gösterdik.
    Ben Rafet Kayabel ve Bedrettin Lekesiz’e gayretlerinden ötürü teşekkür etmek istiyorum.
    Sağolsunlar var olsunlar.
    Gönülleri olduğu gibi dün ikram ettikleri arabaşılarla kalpleri tatlandırdılar.