Bardakta su, gök kubbede yağmur damlası mübarek!
Biz dört teker üzerinde, altımızda yol kara yılan.
Cama tutunmaya çalışan damlalar içinde bulunduğum otomobili şömineli bir dağ evine dönüştürmüştü bir anda.
Ne duygu sarar bu ortamda insanı.
Dışarıda yağmur içeride duygu...
Yönümüz Yerköy’e...
Yağmurla ıslanan yol kara bir yılanı anımsatsa da karşımdaki manzara fevkalade...
Yol boyu sararmış ağaçlar ve otlar.
Bahar düşmüş ömürlerine...
Son bahar.
Ömrün son baharı gibi.
Tepelerdeki yeşilden sarıya çalan otlar hayatın son demine merdiven dayamış kirli sakallı insan çehresi sanki.
Sert kayalar ne kadar heybetli dursa da yalnız ağaçların mahzunluğu baharla daha da çökmüş.
Yanından geçerken görmeyen otomobillere dargın gibi.
Yalnız ağaç neden böyle efkar eyler ki.
Zihnimde tüm bunları kurgularken bir anda sıra sıra dizilmiş kavak ve söğütlere dikkat kesiliyorum.
Size ne oldu diyorum, pas vermiyorlar.
Boylarını saran yaprakları sararmış ama yan yana öyle bir dizilmişler ki sanki halay ekibi...
Bir tek müzikleri eksik.
Uzanıp gidiyor uzunlu kısalı.
Toprak ıslandıkça nefesini salıverirken baharın sararttığı otlara, ağaçlara, yapraklara...
Hızla bir karartı geçiyor gözümün önünden.
Küçük bir karga...
Sen baharın neresindesin ey karga demeye kalmadan çekip gitti.
Bir ressamın tuvalindeki o muhteşem manzaradan daha afilli karşımdaki.
Ama biraz daha ıslak cama yaklaştıkça anlıyorum ki baharın yorgunluğu karşımdaki.
Hüzün bu kadar mı yakışır düştüğü yere.
O hüznün arasından süzülüp gidin siyah renkli karga da tamamlıyor anlatmak istediklerimi.
Az ileride uzunlu, kısalı yan yana dizilmiş baz istasyonları bozuyor ahengi.
Demir parçaları canlanıyor bir anda gözümde. Küçükler çocukları, iki büyükte ailenin anne-babasını getiriyor gözümün önüne.
Yakışmadı aslında sarı yapraklar, yalnız ağaç ve bilumum canlıya kucak açmış toprağın ortasına.
Ama onlar bir bütün olmuşlar istemeden.
Hemen yanı başlarından gelip geçen yüzlerce, binlerce, on binlerce otomobil el etmese de, onlar baharın hüznüyle güzeller.
Yağmurlu bir günde bir gelin masumluğunda bakıyorlar insanlara.
Umudunu gideceğe yere bağlamış nice yolculara el ediyorlar.
Kimi zaman haykırıyorlar.
Seslerini duyan olmasa da onlar bunu hep yapıyor!
Toprak analık görevini ziyadesiyle yapmış aslında.
Onlar analarının koynunda birer masum evlat gibiler son baharlarında.
Ama baharın sonu hazana dönmeden kışa ulaşacaklar.
Solsa da yaprakları yeni bir mevsime yeniden bağlanacaklar bigayret.
Umut saçacak güneş üzerlerine,
Kara kargaların yanına kanaryalar, leylekler, şahinler eklenecek.
Yalnız ağaç var ya gönlünün sonbaharını yaşayan,
O’nun gölgesinde açacak çıkınını garip çoban.
Yorgun koyunlar onun eteklerine sığınacaklar bir parçalık gölge için.
Bu döngü dünya döndükçe sürecek.
Biliyorum...
İşte bu yüzden bir camın ardından hüzünlü baharı izlemek yerine,
Sararan yapraklarda yok olmak adına,
Gökten düşen her damlada bir can doğacağını bilerek düşledim gördüklerimi.
İçinde bulunduğum otomobilin camından izlediklerimi size yansıtmaya çalıştım.
Sizinde görmeniz umuduyla.
Gördüklerime bakıp da aldanmayın, göremediklerim öyle çok ki...
Hayatın baharı da var yazı da…
Kışı da var sonbaharı da…
Son baharı yaşadığımız, yaprakların sararıp solmaya, yok olmaya başladığı bir zaman dilimi içindeyiz.
Yaz veda ederken yer yüzüne yerine gelen sonbahar tıpkı insanın ömründeki geçişi andırıyor.
İnsan doğar, büyür, yaşlanır ve ölür…
Sonbahar ölümü ve yeniden doğuşu andırır benim dünyamda.
Sararıp solan yapraklar insan ömründeki geçiş misali…
Bir sonbaharı daha karşılamaya hazırlanırken hayatı da sorgulamak gerektiğini düşünüyorum.
Bu yıl kaç yaprak dökülüverdi gönül hazanından.
Düşen yaprak zarardan mı değil mi?
Kışı gelmeden ömrün sonbaharında hesap etmeyi denemek lazım!
YOZGAT RÜZGARI
Asfaltın getirdiği medeniyet
Bir hafta önce insanın yürümekte güçlük çektiği yolda eski model arabamdan dahi ses çıkmaması memnun etti beni.
İnsana verilen değer, hizmet denilen şey bu olsa gerek.
Yozgatlı da asfalt yürümeyi, ayağını çamurdan kurtaracak bir medeniyeti görmeyi hak ediyor.
Bu gün Yozgat Belediyesi’nin özellikle kenar mahallelerde yürüttüğü asfalt çalışması Yozgat adına oldukça önemli.
Erdoğan Akdağ Mahallesi asfalt yolla hem daha güzel ve özel hem de insanlar memnun.
İnsanın evinin içinde yürümesi ile asfalt yolda yürümek arasında inanın hiç fark yok.
Bu gün Yozgat asfalta kavuşuyor diye mutlu oluyoruz.
Aslında daha farklı şeylerle mutlu olma zamanı ama buna da şükür.
Asfalt yollarla modern bir Yozgat’ı, insana verilen değeri ortaya çıkaranlara teşekkür boynumuzun borcu.
Yozgat Belediye Başkanı Yusuf Başer ve emeği olanlar sağolsunlar.
İnsanlar da bu hizmetten memnun ve bahtiyar inanın buna…