Her geçen gün yeni bir olayla karşı karşıya geliyoruz. İnsanların tamamıyla unutkanlığı bir yaşam tarzı olarak seçtiği şu günlerde artık kim kimin adamı, kim kimin arkasında, kim kimin düşmanı ayıramaz olduk. Bunlar nerede yaşanıyor demeyin, her an her yerde karşımıza çıkıyor. Kim kime sallıyor kim kimi tutuyor inanın anlamak çok güç.
Bugün haklısın diyen işini gördürüyor, sonra karşıya geçiyor bir başkasının kolunda ona yarenlik ediyor.
Hiç mi görmediniz?
Görmüşsünüzdür, görmüşsünüzdür de…
Yok muydu önceden? Vardı elbet ama şimdi doruklarında seyrediyor.
Sen kimcisin? Haa ağabeyimizin selamı varsa ayıp ediyorsun buyur sen şöyle otur biz bi arkadaş tayin edelim ilgilensin sizin işlemlerinizle sizi bekletmeyelim.
Ben çok gördüm bu senaryoyu. Hala da görmekteyim. Kimler olduğu isim isim söylenmeyecek kadar çok.
Artık insanlar kimleri arkalarında ne zamana kadar görüyorsa bilinmez herkeste bir külhanbeyliği havası var. Bir devlet dairesinde şahit olduğum bir şeyi burada paylaşmak istiyorum.
Bir daire müdürünün basın toplantısı için gittik. Basın toplantısında müdür bey bizlere konuya ilişkin bilgileri aktarırken kısık olan kapı aralığından duyduğum seslerde kaldı aklım. Sekreterlik yapan hanımefendi o kadar mağdur bir şekilde konuşuyordu ki telefonda çok şaşırdım.
“Ama beyefendi ne yapabilirim ki, müdür bey basın mensupları ile birlikteler. Basın toplantısı düzenliyor ve müsait değil. Sizin işlemleriniz için müdür beyin bir şey yapacağını zannetmiyorum. Eğer sorununuzu memur arkadaşlar çözemedi ise buyurun buraya gelin müdür beyin toplantısı 10 dakikaya kadar biter, burada görüşebilirsiniz” dedi ve daha sonra adını soyadını, görevini bir de sanırım sicil numarasıydı onu telefonda söyledi. Müdür bey anlattı işimizi bitirdik ve çıkarken duramadım. Merak işte sordum,” Abla hayırdır telefonda hararetli konuştun” dememle birlikte hanımefendinin gözlerinin dolu dolu olduğunu fark ettim.
Sonra kısaca anlattı, dedi ki,” Bir bey aradı, kendisinin bir parti de üye olduğunu müdür beyle görüşmek istediğini söyledi. Ben de ona müdür beyin müsait olmadığını ancak daha sonra ararsanız görüşebilirsiniz dedim. Ama şahıs daha sonra arayamayacağını emrederek bağlamamı istedi. Tüm iyi niyetimle olayı anlattım kendisine bu şekilde yardımcı olamayacağımı söyledim. Fakat beyefendi kendisinin parti de üye olduğunu, sözünün geçtiği kişiler olduğunu, beni de görevden aldıracağını söyledi ve adımı, soyadımı istedi. Zaten senin ne taraftan olduğunu, seni kimlerin memur ettiğini biliyorum. Görevinden alırım seni diyince artık dayanamadım ne istersen yap deyip bilgilerimi verdim. Yıllardır memurluk yapıyorum ve ne yönümü belli ettim ne partimi. Ben sıradan bir devlet memuruyum sicilimde hiç bir leke yokken emekliliğim için gün sayarken ne hakaretler duydum” diye sitem etti.
Ayrımcılığın büyüğünü ortadan kaldırmak isterken yeni bir ayrımcılığın doğduğunu hatırlatmak istedim. Anlayan anlamıştır her halde bu mesajı.