İyi bilinen bir konuşmacı, seminerine 50 dolarlık bir banknotu göstererek başladı. 200 kişiyi bulan ...dinleyicilere, bu parayı kim ister diye sordu ve eller kalkmaya başladı.
    Ve konuşmacı:
    “Bu parayı sizlerden birine vereceğim fakat öncelikle bazı şeyler yapacağım” dedi.
    Parayı önce buruşturdu ve dinleyicilere, “hala bu parayı isteyen var mı?” diye sordu, eller yine havadaydı.
    Bu sefer, konuşmacı “peki bu paraya şunları yaparsam?” dedi ve 50 doları yere attı onun üstüne bastı, ezdi, pisletti ve para şimdi pis ve buruşuktu, fakat eller yine havadaydı ve o parayı herkes istiyordu.
    Konuşmacı şöyle dedi:
“Arkadaşlarım burada çok önemli bir şey öğrendiniz, burada paraya ne yaptıysam hiç önemli değil onu yine de istiyorsunuz, çünkü benim ona yaptığım şeyler onun değerini düşürmedi, o hala 50 dolar. Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle hırpalanır, canımız acıtılır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötü hissederiz, fakat ne olduğu veya ne olacağı önemli değil, hiç bir zaman değerimizi kaybetmeyiz, temiz ya da pis, hırpalanmış ya da kırılmış, bunların hiçbiri önemli değildir. Seni sevenler senin ne kadar değerli olduğunu her zaman bileceklerdir”.
    AYDINLIK
    Bir bilge adam çölde öğrencileriyle otururken demişki;
    "Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz?
    Tam ol...arak ne zaman karanlık başlar,ne zaman ortalık aydınlanır?"
Öğrencilerden biri
    "Uzaktaki sürüye bakarım, "demiş, "koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."
    Başka bir öğrenci söz almış ve
    "Hocam"demiş,"İncir ağacını,zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır."
    Bilge adam uzun süre susmuş.
    Öğrenciler meraklanmışlar ve,
    "Siz ne düşünüyorsunuz hocam?"diye sormuşlar.
    Bilge şöyle demiş;
    "Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel miçirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona arkadaş diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği,zengin mi yoksulmu diye bakmadan, aldırmadan, kardeşim sayabildiğimde anlarımki sabah olmuştur,
    AYDINLIK
İşte o zaman başlamıştır..."
    Bir Hint masalına göre;
    Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır.
    Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.
    Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar.
    Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür.
    Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar.
    Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.
    Onu eski haline döndürür.
    Ve der ki,
    "Sen cesaretsiz ve korkak birisin.
    Sende sadece bir farenin yüreği var.
    O yüzden ben sana yardım edemem."
* * *
    Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor:
    İnsanların çoğu; sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.
    Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
    Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
    Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
    Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
    Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.