Avrupda kalan ve bir çok başarılı çalışmaları ile bize ulaşan Hemşehrimiz Yakup Tufan'ın köşemize gönderdiği bu güzel yazısını sizlerle paylaşmak istedik..Galiba gurbette Bayram bir başaka oluyor. Acısıyla, özlemiyle, yalnızlığıyla gurbette insana bayram bir başka dokunuyor. O acıyı ancak gurbette bayram geçirenler bilir....Bayram gelmiş neyime, kan damlar yüregime türküsünün anlamını ben gurbette çok daha iyi anlamıştım....Evet Yozgatlı dostumuz Yakup Tufanın yazısını sizlerle paylaşıyorum.
" Bir Ramazan’ı Şerif’e daha veda ettik. Allah’a şükürler olsun; bir Ramazan Bayramı’na daha eriştik. Çoğunluğu Türkler’den oluşan ve Avrupa ülkelerinde azınlık olarak yaşayan milyonlarca müslüman, Ramazan-ı Şerif’in feyz ve bereketinden istifade edebilmek için, -bir ay boyunca- bir çok zorluklara katlandı. İslam’ın 5 esasından biri olan oruç ibadetini yerine getirmek için her gayreti gösterdi.
Bugün ise, müslümanlar için coşkulu, sevinçli ve mutlu bir gün. Bugün dargınların barıştığı, uzakların yakınlaştığı bir gün. Bugün sevgi, saygı, hürmet ve muhabbettin zirveye ulaştığı bir gün. Bugün yediden yetmişe müslümanların kaynaştığı bir gün. Bugün garibin gurabanın hal ve hatırının sorulduğu bir gün. Bugün yaşlı, hasta ve kimsesizlerin, -kalabalıklar arasında yalnızların-, görüp gözetildiği bir gün. Bugün sokaklar şen, bugün evler şen. Bugün Müberek Ramazan Bayramı!
Avrupa’da yaşayan Müslümanlar, Ramazan Bayramı namazı kılmak için, genç yaşlı ve herkes heyacan içerisinde camilere koştular. Uzaktan yakından gelenler, uzağı yakın edenlerle camiler doldu taştı. Camiler cemaata dar geldi. Ya saf araları daraltılarak, ya da ilave bölümler ayarlanarak Ramazan Bayramı namazı kılındı. Namaza gelenlerin çoğunun çocuk ya da genç olması, camileri daha bir başka şenlendirdi. Bayramlaşma ve tebrikleşme sırasında ortaya çıkan manzara ise, yediden yetmişe müslümanları olduğu kadar, görüntüye şahit olan diğer insanları, Hristiyan komşuları da etkiledi..
Avrupa ülkelerinde çalışan müslümanlar çoğu Ramazan Bayramı vesilesiyle işyerlerinden izin aldılar. Okula giden Müslüman çocuklara ise bir gün okula gitmediler. Bir çok gazete-yabancı basın-Ramazan Bayramı’nı ukuyucularına duyurdu. Barış ve diyalogdan yana olan Kilise yetkilileri, verdikleri beyanaylarla, gönderdikleri mektuplarla Müslüman Cemaat ve Cemiyetlerin Ramazan Bayramını tebrik ettiler. Müslümanların bir Ramazan boyunca gösterdikleri dindarlık, sabır, sebat ve duyarlılıktan övgüyle söz ettiler.
Bir kısım siyasiler de aklı selim davranarak, bayram ilgili mesajlarlar yayınladılar. Müslümanların Ramazan Bayramları’ı tebrik ederek, birlik, beraberlik, barış ve hoşgörü konusunda sinyaller verdiler.
Ramazan Bayramı, Avrupa’da siyasetten iktisada, eğitimden sosyal hayatta her alanda kendisini hissettirdi. Müslümanların Avrupa’da varlığı ve kalıcılığının bir kez daha altı çizildi.
Bugünlerde dozacı artan bazı hadiseler, çok ürküdücü ve bir o kadar da düşündürücüdür. Müslümanların Avrupa’da varlığını bir türlü hazmedemeyen -ırkcı, Nazi, ayrımcı, İslam düşmanı, diğer kültür ve inançlara karşı kin ve nefret duyan siyasi parti, grup, kişi, kurum ve yazar çizer tayfaları-, Ramazan Bayramı vesilesiyle camilere akın eden müslümanları yine potansiyel bir tehlike olarak göstermeyi ihmal etmediler. Halk arasında panik, korku ve endişe yaymaktan, hoşgürüsüzlüğü pompalamaktan geri durmadılar.
Bu ekibin başını çekenlerden biri olan Tilo Sarrazin, yazdığı “Almanya kendini yok ediyor” (Deutschland schaft sich ab) kitabıyla Türk, Arap, İslam ve müslüman düşmanlığını daha da körüklüyor. Bu konuda da Almanya ikiye bölünmüş durumdadır. Bir tarafta Sarrazin ve -sessiz Sarrazinler- diğer tarafta ise, - aklı selim hareket edenler-, Sarrazin’ne -dur!- diyenler.
Diğer bir mesele de, çizdiği karikatör ile İslam Peygamberi’ne, Muhammed Mustafa (sav) Efendimize hakaret eden Kurt Westergaard’ın Almanya’da “medya ödülü”( medienpreisse) alması.
Verilen bu mesnetsiz ödül, aklı selim insanlar ve özellikle de Almanya Müslümanları’nda büyük öfke ve endişeye sebep oldu. Ödül törenine Almanya Başbakanı Sayın Angela Merkel’in katılması ve bu vesileyle yaptığı konuşması ise, -barış ve uyum- çabalarına büyük bir darbe vurdu. Sayın Merkel bu davranışını neden yaptı, altında esasen ne var, bilimez. Bilinen bir şey varsa, Sayın Merkel’in Almanya Müslümanları’nın da Başbakanı olduğunu unutmasıdır. Daha da hassas olunması gerektiği bir dönemde, ateşe körükle gitmesidir... Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun! "
Yakup Tufan/ Dinslaken, 9 Eylül 2010