Gerçi Harun da okumayı seviyordu ama neden farklı olamıyordu? Sanki okudukça daha bir bataklığa saplandığını hissediyordu. Battıkça batıyor, bunaldıkça bunalıyordu. Sonunda Fatih ile konuşmaya, içerisinde bulunduğu hali paylaşmaya karar verdi. Zaten Fatih’de ona her defasında
- Oturup konuşalım diye teklifte bulunmamış mıydı? Harun bir hafta sonu okul çıkışı Fatih’e seslenir;
- Fatih arkadaşım. Ne haber? Hiç arkana bile bakmadan hızlı hızlı nereye böyle?
- Harun kardeş kusura bakma . Birkaç arkadaşla görüşecektim. Sözüm var da, ona yetişmeye çalışıyorum. Ama biraz vaktim var yine de.Hayırdır bir şey mi vardı?
- Buna sevindim dostum. Ben seninle konuşmak, bazı şeyleri sorgulamak ve paylaşmak istiyorum. Yarın için müsait misin Fatih?
- Tabii ne demek, memnuniyetle istersen yarın öğlen bize gelebilirsen daha rahat konuşur dertleşiriz.”
- Tamam arkadaşım İnşallah yarın bol bol konuşuruz.
Daha sonra vedalaşarak hızla uzaklaştılar birbirlerinde. Harun bir kez daha yalnızlığını hissetti. Kendisi için anlamsız olan bu alem, mutlak anlamlı olmalıydı, yada anlamlaştırılmalıydı. Başı boş hayvan yığınları bile olmazken, insan yığınları dolayısıyla insan olabilir miydi? Fatihle ayrıldıktan sonra kendini şehrin sahil kesimindeki bir banka attı. Belki temiz bir hava rahatlatır düşüncesiyle saatlerce oturdu, anlamsız, ruhsuz, dalgın adeta bir robot gibi.Etrafındaki insanlar çekti dikkatini.Farklı yönlere giden,hayatı sanki tüketmek için koşuşturan bir yığın insan.Acaba kaç tanesi yaratılış gerçeğini düşünüyordu?Kaçı Yaratanını tanıyarak O’na yönelmişti?Kaçı bu hayatı sorguluyor,düşünüyor,kafa yoruyordu?
Ayakları isteksiz bir şekilde üzerine kabus gibi çöken evine doğru yöneldi.
Ertesi gün Fatih ile buluşmanın verdiği heyecanla evden çıktı.Zaten Fatih’in evi de hemen arka sokakta birkaç dakika ötelerindeydi. Mahallelerine yaklaştığında Fatih evin önünde birisi ile konuşmaktaydı. Harun’u gören Fatih yanındaki arkadaşı ile alelacele vedalaşıp, Harun’nun geldiği istikamete koştu;
- Selamünaleyküm. Dostum hoş geldin.
- Aleykümselam. Hoş bulduk.Çok uzun zamandır bu sokaktan geçmemiştim. Ne kadar güzelleşmiş sokağınız.
- Güzelleşti Harun kardeş. Kaldırımlar elden geçti. Sokak yeşillendirildi, derken şirin bir sokak oldu hamdolsun.Neyse arkadaşım buyur eve geçelim.
Eve geçtiklerinde Fatih, Harun’u kendi çalışma odasına buyur etti.
- Fatih kardeş ben Namazımı kılamamıştım. Dışarıda gördüğün arkadaşın bir sorunu için dışarıdaydım. Sen keyfine bak ben şimdi geliyorum.
Devamı Yarın