Hafta içerisinde Yozgat Polis Meslek Yüksek Okulu’nda gazeteci ve televizyon programcısı Tayfun Talipoğlu’nun yönetiminde ‘‘Polis-Medya ilişkileri’’ konulu panele katılıp, dilim döndüğünce sorunları anlatmaya çalıştım. Polis medya ilişkilerinde yaşanılan sıkıntılardan, medyanın haber yaparken yaptığı yanlışların ortaya çıkardığı sıkıntılar gündeme getirildi. Yaşanılan sıkıntılar gelişen teknolojinin iyi kullanılmaması, çıkartılan AB uyum yasalarının sağladığı hakların bilinçsizce uygulanması yaşanılan sıkıntıları daha da farklı bir boyuta getirecektir, gelecek zaman dilimi içerisinde.
Daha önce Anadolu Basınının gelirlerinin kısıtlanması sonucunda, sektörü ‘‘Silah olarak’’ kullanma düşüncesinde olanların, sektörde etkin olmasının yaşanılan sıkıntılarda önemli rol oynadığını, bu yüzden de Anadolu Basını’nın gelirlerinin kısıtlanması yerine, daha da artırılıp, bağımsız hale getirilmesi gerektiğini ifade etmiştim. Bugün ise, medya kuruluşlarında çalışanların sürece olan olumsuz etkilerini dile getirmekte yarar görüyor, panele bağlantılı olarak.
Bir haberin yapılabilmesi için ‘‘Gözlem-Bilgi-Begde’’ gibi unsurlara ihtiyaç vardır. Bunları temin edebilmek için farklı yöntemleri değerlendirmek durumunda kalan muhabir, gelişen teknoloji ile birlikte haber alma ve haber yapma yöntemlerini de değiştirmiştir. Sektörde ilk değişim, özel televizyonların devreye girip, ardından da yaygınlaşmasıyla yaşandı. Bu süreçte görüntüye karşı ‘‘Foto Muhabiri’’ kavramı ön plana çıktı. Gazeteler kısa haberlerleri fotoğraflarla süsleyerek, görüntülü ile rekabet etmeye çalıştı. Son dönemlerde ise internet devreye girdi ve yeniden değişim süreci yaşanmaya başladı.
Bu süreçte, muhabirin haber kaynaklarıyla olan ilişkileri sanal ortama taşındı, taşınmaya da devam ediyor. Sanal ietişimin bilinçsiz kullanımı sonucunda haber alma, bir anlamda istihbaratçı konumundaki gazetecinin ‘’İstihbarat verilmez alınır’’ mantığını da ortadan kaldırmıştır. Bugün gelinen noktada, sanal ortam üzerinden kurulan iletişim özellikle Anadolu basınını pasivize, çalışanlarını da rehavete sürüklemiş, farkında olunmadan tarafların hoşgörüyle karşıladığı bir sansür uygulaması devreye girmiştir.
Bugün, valilik, belediye, emniyet, üniversite ve diğer tüm kurumların kendilerini tanıtmak, çalışmalarını paylaşmak üzere oluşturduğu siteler ile birlikte bu sitelere bilgi ve belge aktarmakla yükümlü halkla ilişkiler birimleri bulunmaktadır. Bu birimler, artık kendisini aşmış, doğrudan muhabirin görevini yapar duruma gelmiş, getirilmiştir. Gazeteci yapacağı haberde, bilgi ve belgeyi internet üzerinden sunulanla yetinir duruma gelmiş, bunun sonucunda da bilgi ve belgeye zahmetsiz ulaşabilme noktasına gelen muhabir, haber almak yerine verilenle yetinmekte, bu da basında çıkan haber ve malzemelerin tek düze olmasının yanında, amaçsız haberlerin, yanlış haberlerin yapılmasına da vesile olmaktadır. Bu bugün için mantıklı gelebilir ama giderek, durum daha da vahimleşmektedir.
Zira, Belediye yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi ve belge sunmaktadır. O yüzdende kenar mahalledeki yapılmayan yollar gözardı edilmektedir. Daha önce belirttiğim gibi, sansürlenerek sunulan haberle yetinen muhabir, haber yapılırken gerekli olan gözlem ve bilgi edinme unsurlarını devre dışı bırakılmaktadır. Bu durum diğer kurumlarda da aynıdır. Verilen bilgi ve sunulan belgeler ile yetinip, haber yapan muhabir, neyi nerede, nasıl araştıracağını unuttukça, sorunlar yumak haline dönüşmekte, yanlışlar artarak içerisinden çıkılmaz hale gelmektedir.
Bunun için önlem alınmalıdır.
Bunun için Anadolu Basınının gelirlerine konulmak istenilen engeller yerine gelirlerinin artırılması noktasında teşvik edici unsurlar yasal hale getirilip, devreye sokulmalıdır. Aksi durumda gidilen yer iyi bir yer değil, vah dememek için yarın geç olacaktır.