Geçtiğimiz haftanın en önemli konularından birisi de Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Ven Ciabao'nun Türkiye'ye yaptığı ziyaretti. Bu ziyaretten ne sonuç çıktı derseniz, tabi ki bir çok konuda yapılan 8 ayrı anlaşma. Öncelikle bu anlaşmaları bir daha tekrarlayalım istiyorum:
1- Hükümetler arası ikili ticari ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi ve derinleştirilmesine ilişkin anlaşma.
2- İkili ticari ve ekonomik işbirliğine ilişkin orta ve uzun dönem gelişim planı için ortak çalışma başlatılmasına ilişkin mutabakat muhtırası.
3- Üçüncü ülkelerde alt yapı inşası ve teknik danışmanlık hizmetlerinde iş birliğini artırmaya ilişkin mutabakat muhtırası.
4- Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Çin Ticaret Bakanlığı arasında Yeni İpek Yolu Bağlantısı hakkında ortak çalışma grubu oluşturulmasına ilişkin mutabakat muhtırası.
5- Ulaştırma Bakanlığı ile Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojisi Bakanlığı arasında bilgi ve iletişim teknolojileri alanlarında işbirliğine ilişkin mutabakat muhtırası.
6- İki ülke ulaştırma bakanlıkları arasında ulaştırma alt yapısı ve denizcilik alanlarında işbirliğine ilişkin mutabakat muhtırası.
7- Hükümetler arası demiryolu işbirliği anlaşması.
8- Kültürel işbirliği anlaşması.
Bu ziyarette benim en çok ilgimi çeken konu yapılan anlaşmalar değildi. Görüşmelerden sonra yapılan basın açıklamasında yapılan açıklamalar ilgimi çekti. Başbakanımız açıklamasında şöyle konuştu: "Çin Halk Cumhuriyeti ile dış ticaret hacmine baktığımızda, 17 milyar dolar gibi bir hacme sahibiz. Bugün aramızda bir takvim belirledik, bu takvime göre, 2015 yılına kadar, bu ticaret hacmini 50 milyar dolara ve ikinci etapda da 2020 yılına kadar 100 milyar dolara ulaştıralım istiyoruz. Tabi ki bu bağlamdaki ilişkilerimizi stratejik işbirliği seviyesine yükseltme hususunda mutabakatımız var. Yeni bir adım olarak da diyoruz ki bu rakamlara ulaşırken artık bir adım daha atalım. Bu adım da ne olsun? Bütün ilişkilerimizi Türk Lirası ve Yuan bazında yürütelim. Bu konuda da mutabık kaldık. Bu Rusya ile İran'la ilgili bu anlamdaki adımalrdan sonra en önemli adım olacak."
Peki bunlar ne demek oluyor? En başta ticarette yerel para birimlerinin kullanılması çok yerinde bir karar. Uluslararası ticarette zaten iki para cinsi arasında bir kur riski oluşuyor, bir de üstüne üçüncü bir para biriminin kur riskinden etkileneceksiniz. Ne gereği var? Yerel para birimlerinin kullanılmasıyla kur riskini artırmamış olacaksınız.
Açıklamadaki ikinci önemli konu da ticaret hacmindeki genişleme isteği. Genişlesin, sevinirim ama hangi tarafa doğru genişleyecek. Şimdiden Çin ile ticaret yapan karar mercilerine söylüyorum; Çin ile alım yönünde ticaret yapmamaya çalışın; satım yönünde ticaret yapmaya çalışın. Ticaret hacmini artırmak için güzel fırsatlar sunulacaktır muhakkak; bu fırsatları değerlendireceğim derken Türkiye ekonomisini mahvetmeyin. Çinlileri ekonomimizin önemli bir malzemesi haline getirmeyin...