Temel’ e sormuşlar:
    “Dünyanın en pahalı yakıtını kullanıyorsunuz. Olumsuz etkileniyor musunuz?” diye.
    Temel’ den cevap:
    “Sürekli 50 TL’ lik alıyorum bu nedenle çok da fazla etkilenmiyorum…”
    Hiç unutmam - nasıl unutulur ki- arabamı 2000 Yılında yeni aldım, benzinliğe girdim ve 50 TL’ ye 50 litrelik arabamın deposunu fullettim…
    Geçen Çarşamba benzinliğe girdim, ‘fulle demek’ ne mümkün, bana sert sert bakan pompacıya 50 TL’ lik benzin istiyorum, dedim, daha cümlem bitmeden pompanın ucu depomu terk etmişti bile…
    Çünkü litresi 4.18 TL olmuştu ve o kadarcık para ile ancak 10 litre civarı bir yakıt alabilmiştim…
    Sizi bilmiyorum ama benim adım Temel değil, aşağı yukarı 4/5’ lik, % 80’ lik fakirleşitiğimiz fark ediyorum. Zira yakıt hemen her türlü mal ve hizmetim maliyeti içerisinde yer alıyor hepimizin cebindeki 100’ er liranın 80 lirasının buharlaştığı net bir şekilde ortada…
    Peki çalışan ve emeklilerin 9 yıllık maratondaki yıllık maaş artışı ne kadar sizce?
    Yıllık 8-9 civarı o da brüt vergisi de içinde…
    AKP övünerek açıklıyor, 2010’ de IMF’ ye borcumuzun bittiğini…
    Peki iç ve dış borcumuz ne kadar, dış ticaret açığımız, ihracatın ithalatı karşılama oranı ne kadar, var mı bunları bilen, var mı bu rakamları yayınlayan bir medya kuruluşu…
    Açlıktan nefesi kokanlar meydanlarda hep bir ağızdan bağırıyorlar :
    “Bi daha, bi daha…”
    Ne zamana kadar: 2023’ e kadar!
    Neden mi?
     “Hayaldi, gerçek oldu .” da ondan. Tam da göbek atıp gerdan kırmanın zamanı… Sermaye el değiştirdi, TÜSİAD’ çılar konsomatrislikten, pornoları serbest bırakma noktasına kadar yükseldiler (!), Ülker Grubu Şok’ u satın aldı, pazarlık sırasında 40 milyoncuğu (Eski para ile 40 trilyon) hemen teslim etmiş…
    Dış sermaye sıcak para ile ekonominin tam göbeğinde, içeride yeşil sermaye, anlayacağınız onlar dışarıdan biz içeriden, hesabı, yavaş yavaş Türk olduğunu utanarak söyleyebilecek yeni bir döneme doğru hızla sürükleniyoruz…
    Seçim sonuçları açıklanmadan havada uçuşan çılgın porojeler, yeni bakanlar kurulu yapısını açıklamalar, hali hazırda kaç yıllığına seçildiğini kendisi bile bilmeyen, bilemeyen Cumhurbaşkanlığı Kurumunu kaldırarak yerine başkanlık sisteminin temelleri atılıyor…
    Bakanlık sayısı 25’ e düşürülecek, 4 Başbakan yardımcılığı, 20 tane de icracı bakanlık kurulacak. İcracı 20 bakana da yardımcılar atanacak. Neden mi?
    Eskiden aday olamayan vekiller arpalıklarda yönetim kurulu üyeliklerine atanırdı, arpalıklar satılıp bitince 13 Haziran günü kavganın büyüğü başlayacak… Üstelik bu yardımcılar dışarıdan atanabilecek…
    Vay be…
    Kafan çok mu karıştı? Boş verrrr?
    Ver oyları AKP’ ye, yeter mi?
    Yetmez, fondan bir ses “Bi daha, bi daha…”
    Kim bilir belki de en dürüstleri Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, geçtiğimiz günlerde Yargıtay Başkanının çok yakın bir arkadaşı olmasının ardından Danıştay Başkanlığına da bir başka arkadaşının seçilmesine de çok sevinince bağırmış:
    “Kurban olduğum Allah verdikçe veriyor, verdikçe veriyor….” deyince hemen aklıma piyangoda büyük ikramiyeyi kazandığını öğrenen ve hiç kimseye haber vermeden yola düşen adamın hikâyesi geldi:
    “Telefonu uzun uzun çalınca açmış, telefonda kaynı avaz avaz bağırıyor:
    “Yahu enişte neredesin ablam vefat etti.” demiş ve telefonu kapatınca bizim adam ellerini göğe açmış ve başlamış:
    “ Kurban olduğum Allahım, verdikçe veriyor, verdikçe veriyor…” diye dua etmeye.