10 yıl önce yoktan var oldular.
    Yoktan var olma kısmı pek kabul görmese de öyleler.
    Kimsenin aklında, fikrinde, zikrinde, zihninde, hayalinde dahi yokken bir Recep Tayyip Erdoğan çıktı.
    Kim bilebilirdi cezaevinden üç dönem süre gelen Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığına uzanabilecek bir yolu.
    Ya da kim bilebilirdi sol ve sağda idol olmuş siyasi partilerin yıkıntıları üzerine “Ak Parti” ismi ile yeni, güçlü ve tamgaz ilerleyebilen bir siyasi parti kurulsun!
    Kimsenin akıl edemediği bir anda çıktılar ortaya.
    Kurucuları aslında çok da yabancı olmadığımız insanlar.
    Daha önce birkaç kez parti kapattırmış, sivri dilleri ve ani reflekslerinin kurbanı olmuş kimine göre aşırı dinci, kimine göre muhafazakar, kimine göre ise dini siyasetçiler…
    Onlar hepimizin tanıdığı ama    bu kez akılları başlarında, hedefleri olan, doğru sözü doğru zamanda söylemesini öğrenmiş, sütten ağzı yandığı günden bu tarafa her şeyi üfleyerek içen siyasetçiler.
    Daha düne kadar her söyledikleri ‘tu kaka’ olarak görülen bu insanlar,
    Dün ağızlarından çıkana bu gün hakim olmayacak kadar ülkede soyutlanmış, yargısız darağaçlarına hapsolmuş bu insanlar,
    Bu gün tek başına iktidarın sahibi,
    Üç dönem oylarını artırma başarısı elde etmiş, tüm entrika, iddia ve inatçı muhalefete rağmen geri adım atmayan,
    Anadolu’nun rüzgarını arkasına almış,
    Destanlar yazabilecek bir başarının erbabı bir partinin mensupları!
    Bir futbol maçında kötü oynayan eleştirilse de kimin kazandığı da önemli olan. Kazanan kötü oynasa da neticede alkışı hak etmiştir bir kere. 
    Onlar siyaset futbolunu hep iyi oynadılar.
    Faul yaptılarsa da hakemin sarı kartına maruz kalmadılar.
    Yeri geldi topu taca atmasını bildiler ama gol yemediler!
    Zaman zaman kötü oynadıkları da oldu belki ama,
    Önceki dakikalarda ortaya koydukları klas hareketleri, gol yollarındaki etkili vuruşlar, doksanda buluşan gol sesleri anlık kötü oyunları göstermedi taraftara.
    İsminden logosuna, parti misyonundan taraftarına farklı oldular!
    Onlar 1071’de Anadolu kapılarını vurup açan Alparslan misali girip en kutsal toprakların sahibi olmayı başardılar.
    Anadolu insanı inandı önce, köyde köylü, dağda çoban,
    İşinde iş adamı, dalında sanatçı…
    İnandırdılar, ikna kabiliyetlerinden zerre taviz vermediler,
    Ve gün geldi USTA oldular, öyle olduklarını söylediler!
    Ha, itiraz eden de olmadı hiçbir zaman ustalıklarına.
    Çünkü üçüncü dönemde daha güçlü tek başına ve sert adımlarla iktidarda duruyorlar.
    İşte bu parti Ak Parti!
    Bu gün (14 Ağustos) 10. kuruluş yıl dönümlerini kutladılar.
    Ne de çabuk gelip geçiyor zaman su misali.
    Kurulduğu gün bu günü kim hayal edebilirdi?
YOZGAT’TAKİ
İFTAR SOFRASI
    Partinin kuruluş yıl dönümünde genel başkanları ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Afrika’daki açlık sefaletinin de etkisi ile “şaşalı kutlama” istemedi.
    Ramazan ayında verilecek    iftihar dolu iftar sofraları aslında yapılacak en güzel kutlamaydı.
    Yine doğru tercihi yaptı Ak Parti.
    81 ilde aynı anda binlerce, on binlerce insan Ak Parti logosu, müziği, misyonu ve siyasi havası altında iftar açtılar.
    O iftar sofralarından bir tanesi de Yozgat’ta kuruldu.
    Ak Parti İl Teşkilatı’nın organize ettiği iftar yemeği yüzlerce Ak Partili’yi bir araya getirdi.
    Kusursuz bir iftar yemeğiydi yanmış çorbayı (!) saymazsak! Artık o da nazarlık oldu.
    İşin latifesi bir tarafa Ak Parti’nin Yozgat’taki iftar sofrası aslına bakarsanız iyi okunduğunda çok şey çıkarıyor ortaya.
    Ben Pazar akşamki iftar yemeğinde Ak Parti’nin röntgenini çektim diyebilirim.
    Görülenler, görünmeyenler,
    Orada olanlar, olmayanlar,
    Verilen mesajlar, almayanlar,
    Huşu içerisinde yenen, 10’uncu yıl kutlamasına özel, her şeyiyle kusursuz hazırlanmış bir organizasyonda Ak Parti’ye dair konuşacak çok şey var!
    İsterseniz önce yemeğe katılanlarla başlayalım….
            Devamı yarın…
YOZGAT RÜZGARI
Usta siyasetçilerin iftarı!
Ak Parti’nin Pazar günkü iftarının misafir konuğu Ak Parti Bölge Koordinatörü, TBMM İdare Amiri ve Çorum Milletvekili Saim Uslu oldu.
    Herkesin gözü Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ı aradı ama o başka bir ilde görevliydi.
    Yozgat’a da Uslu görevlendirildi.
    Uslu yemek sonrası yaptığı konuşmada Yozgatlı siyasetçiler için “Usta siyasetçiler” dedi.
    Cemil Çiçek’le başlayıp, Mehmet Çiçek ve Osman Coşkun isimlerini telaffuz etti.
    Çorum gibi gelişmiş bir ilin milletvekili olarak Yozgat vekillerinden öğrenecek çok şeyinin olduğunu söyledi Sayın Uslu…
    Siyasette usta olmak yeni siyasetçiler yetiştirmek anlamına mı geliyor, yoksa bulunduğu şehre katma değer kazandıran anlamına mı?
    Bu çerçeveden bakınca Yozgat’ın usta siyasetçilerinden beklentisi de artıyor haliyle.
    Mehmet Çiçek ve Osman Coşkun’un bu noktada siyasetten kopması düşünülemez.
    Keza Abdulkadir Akgül’ün de…
    Belki şuan milletvekilliği makamlarında yetkileri yok ama sözleri var, ustalıkları var!
    Saim Uslu’nun da ifade ettiği gibi usta siyasetçilerin şehri Yozgat!
    Aslına bakarsanız bu mesaj siyasetin ustalarına da çıraklarına da!
Sigara yasağı delindi!
Sadece Ak Parti’nin değil, bundan önceki partilerin de yaptığı çok büyük bir hata, kural ihlali yaşanıyor Yozgat’ta.
    Özellikle Yimpaş AVM’de yapılan organizasyonlarda kapalı ortam olmasına rağmen isteyen istediği yerde sigarasını içebiliyor.
    Ne zamandır susuyordum bu duruma, ama Pazar günkü iftarda hem siyasetçilerin sağlığını hem de kendi sağlığımı düşünerek karar verdim…
    Dost acı söylermiş, acısı benden olsun o halde: Kapalı ortamda sigara içme yasağını siyasetçiler deliyor. Onlar delerken hiçbir Allah’ın kulu da ne oluyor demiyor/diyemiyor!