Bu söz, doğa dostu, gönül insanı, doğa sevgisi Türkiye'nin 'Ormanlar Krallığı'na çıkarmış Sevgili Büyüğüm Salim Taşçı'ya ait.
    O, doğa sevgisinin en önemli parçasını oluşturan Çamlık için böyle demişti bir yazısında.
    Eminim, onun bu sevgisine,
    Dili olsa kuşlar,
    Karıncalar,
    Tavşanlar,
    Bilumum doğa canlılar,
    Hep bir ağızdan teşekkür ederlerdi krallarına...
    Eminim insanlar gibi onlar da Ormanlar Kralı ilan ederlerdi bu doğa dostunu.
* * *
    Konu gözümüzün nuru,
    Yüreğimizin aydınlığı,
    Yozgat'ı Yozgat yapan hazinemiz Çamlık olunca, eli öpülesi insan Salim Taşçı'nın 'Yozgat yansın da, Çamlık yanmasın' sözüyle başlamanın doğru olacağını düşündüm.
    Doğa uyandı uyanacak.
    Kış bitti,
    Bahar veda etmeye hazırlanıyor.
    Yakında tam anlamıyla yaz mevsimi başladı diyeceğiz.
    Kışı bir başka ama yazları Çamlık için söylenecek o kadar çok söz var ki.
    Yaz mevsimi, Çamlık için yüreğimin titrediği,
    Endişelerimin iki kat arttığı,
    Ve her itfaiye sireninin kalbime dar geldiği dönemdir.
    Yaz demek, Çamlık için yangına davetiye,
    Yok oluşa açılan kapı demek!
    Hani biraz duyarlı olsak, göz bebeğimize, gözümüz gibi baksak,
    Endişelerim bir nebze olsun diner,
* * *
    Ama öyle değil.
    Çamlığın sadece gölgesiyle övünmekten öteye gitmiyor,
    Bakmakla yetiniyor,
    Güneşli günde aklımıza getiriyoruz.
    Bir pikniklik kadar değer vermiyoruz Çamlığa.
    Havalar biraz ısındı, henüz yaz gelmedi ama, o güzelim yeşil örtünün içine etmeyi başardık.
    Bravo bize!!!
    O eşi benzeri bulunmayan, güzelim çam ağaçlarının gölgesinde insanlar değil, alkol şişeleri,
    Pikçilerden kalma çöpler,
    Atıklar,
    Ne ararsanız.
    Kim ne yapabilir bu duyarsızlık karşısında.
    İnsanın katlettiğini, hangi insan temizlese biter.
    Her ağacın dibine bir bekçi koysanız ne fayda.
    Nasip alınmamışsa insanlıktan, neye yarar kurallar kaideler...
* * *
    Çamlıkta oluşan insanlık dışı manzaraya,
    Yangına, kirliliğe, doğa katliamına davetiye çıkaran o görüntüye şahit olunca, Sevgili Büyüğüm Salim Taşçı'nın 'Yozgat yansın da Çamlık yanmasın' sözündeki manayı çok daha iyi anlıyorum.
    Biliyorum ki Yozgat baştan sona yeniden imar edilir,
    Evleri, binaları, yolları yeniden yapılır,
    Yani Yozgat'ın bir karşılığı vardır!
    Ama Çamlık öyle mi?
    Allah muhafaza Çamlık gitti mi, geri gelir mi?
    Havası, suyu, yeşeren otları, canlılar ve eşi benzeri olmayan ağaçlar tekrar kök salar mı?
    Salsa da böyle olur mu?
    Olmaz elbette. Çamlık gitti mi, bir Çamlık daha oluşturamaz insan oğlu.
    Parayla da, teknolojiyle de yeniden imar edilemez Çamlık.
    Yaz gelince Yozgat'ı bir ana gibi kucaklayan Çamlığın katili olmamak için bu günden bir şeyler yapmak gerektiğini düşündüm.
    Ağaçların diplerindeki cam kırıklarını görünce, nasıl bir ihanetin, nasıl bir katliamın içinde olduğumuzu hep birlikte görelim istedim.
    Çamlığa ihanet eden Yozgat'a ihanet etmiş olmaz mı?
    Düşünmek, düşünmek, çok iyi düşünmek üzere...
    Tarih: 2009
* * *
    Bu satırları 2 yıl önce kaleme almışım.
    O günden bu güne bakıyorum, hiç ama hiçbir şey değişmemiş.
    Çamlık yine sahipsiz, Çamlık yine bakımsız.
    Yozgatlı her zamanki gibi duyarsız!
    Duyarsızız abi, kimsenin zoruna gitmesin bu söz.
    Bir Çamlık var elimizde onun da değerini bilenimiz çok az.
    Yetkililer bakmıyor, görmüyor, bir çözüm üretmiyor diye bizim de sahipsiz bırakmamız mı gerekir?
    Akşamları sarhoşlara mekan olmaktan kurtulmalı benim Çamlığım.
    Yazları en büyük korkumdur Çamlık.
    Bir siren sesinde endişelerim yükselir.
    Bir duman görsem Çamlığın tepesinde heyecan basar, soğuk terler dökerim.
    Rahmetli Ayhan Köylüoğlu’nu tanıdıktan sonra Çamlığı da çok daha iyi tanıdım.
    O’nunla ne zaman Çamlığa gitsek ertesi gün öyle şeyler kaleme alırdı ki, şaşardım, benim görmediğimi sen nasıl görüyorsun derdim.
    O da Çamlığa bakmak lazım evlat derdi.
    Öyle ya, Çamlığa bakmak lazım…    Bu gün bu söz o kadar anlamlı ve manidar geliyor ki…

SİYASET RÜZGARI
Mustafa İlbaş…

Mesleğe başladığım günden bu tarafa Mustafa İlbaş, ismini ya bir başarıyla, yada hayırlı bir işle beraber duydum, yazdım.
    Yozgatlı’nın gurbet elde, topraklarından ötelerde başarı elde edebileceğini ben Mustafa İlbaş ismiyle tanıdım desem yalan olmaz.
    Kayseri’nin ardından Bozok Üniversitesi’nin yapılanmasında,
    Bilimsel çalışmalarda, uluslar arası başarılarda,
    Ve son olarak Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Dekanı olarak ismini duyurdu İlbaş.
    Hayatımda pek çok kere gurur duyarak, heyecan yükle yazılar kaleme aldım.
    O yazıların büyük bölümünde yer alan Prof. Dr. Mustafa İlbaş’ın, Gazi Üniversitesi gibi Türkiye’nin en büyük ve saygın üniversitelerinden birinde dekan olması hakikaten gurur vesilesi.
    İlbaş gibi nice yiğit Yozgatlılar, bilgili, gurur duyduğumuz insanlar var gurbette.
    Bu gün Yozgat’ı dışarıda temsil eden İlbaş’ın dekanlık görevine yükselmesine en fazla sevinenlerden biri olduğumu belirtmek istedim.
    İlbaş sadece makam sahibi bir Yozgatlı değil, kişilik ve karakter sahibi, yeni nesillere örnek olabilecek bir değer.
    O değerle gurur duymak kadar sahip çıkmak da önemli.
    O bir Yozgatlı…
    Bozok Yaylası topraklarında yetişmiş, Türkiye’ye malolmuş bir şahsiyet.
    Allah Mustafa İlbaş gibi Yozgatlıları korusun, daha iyi makamlara erişmelerine yardımcı olsun.
    Bu vatan Mustafa İlbaş gibi; vatanını, milletini, insanını, değerlerini seven, koruyan, sahip çıkan ve yüceltme adına karakterinden taviz vermeden insanlardan razı olsun.
    Ne diyebilirim ki başka Allah yolunu açık etsin!