Ruhu tam 330 yıldır çile dolduran Kara Mustafa Paşa için atılan bu adım devletler nezdinde bürokratik bir girişime dönüştürüldüğü taktirde tarihi bir emanet vatan topraklarına ile buluşacak.
İleri Gazetesi, yaklaşık 330 yıldır muamma olan tarihi bir olaya ışık tutacak dev yazı dizisi başlatıyor. Haber Müdürümüz Tarık Yılmaz, ‘Türkler Viyana önünde’ sözünü tarihin sayfalarına silinmemek üzere yazdıran, muhteşem ordusu ile Avrupa’yı titreten, II. Viyana kuşatmasının sadrazam ve serdarı Kara Mustafa Paşa’nın 330 yıldır çile dolduran ruhunu feraha kavuşturacak tarihi bir çalışmanın detaylarını gün yüzüne çıkaracak röportaja imza attı. Araslı başkanlığında, Avusturya Yozgatlılar Federasyonu Genel Başkanı Feyzullah Andak, İstanbul Yozgat Platformu Başkanı Kazım Ekinci’den oluşan ekibin avukatlığını ise Ankara’daki Yozgatlı avukatlardan İlhan Masarifoğlu yürütüyor. Yozgatlı ekip, Viyana-Türkiye arasındaki ‘kafatası’ bürokrasisini yeniden hayata geçirecek adımı atan Dışişleri Bakanlığı Bürokratı Alhan Altan Araslı’nın, karanlık tarihe ışık tutacak açıklamaları, 25 Ocak 1684’teki idam edilen Kara Mustafa Paşa’nın ruhunu feraha erdirecek.
II. VİYANA KUŞATMASI VE KARA MUSTAFA PAŞA
Tarihi ehemmiyeti bakımından ciddi bir konu üzerine kaleme aldığımız bu yazı dizisinin detaylarını irdelemeden önce isterseniz Kara Mustafa Paşa’nın II. Viyana Kuşatması ve o muhteşem ordunun bozguna uğramasındaki nedenleri irdeleyelim. Muhteşem ordusu ile Avrupa’yı titreten Kara Mustafa Paşa’nın bu gün kafa tası üzerinden yapılan politikalara son noktayı koyacak, Viyana Kimsesizler Mezarlığı’ndaki kafa tasının Türkiye’ye getirilmesine bir nebzede olsa katkıda bulunmasını umut ettiğimiz yazı dizisinin ikinci önemli konusu, tarihi girişimin Yozgatlılardan oluşan bir heyet tarafından gerçekleştiriliyor olması.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın, Patişah Avcı Mehmet’in emriyle gövdesinden ayrılan başının nerede olduğuna ilişkin sır, 330 yılı aşkın zamandır sürüyor. Olayın günümüze taşınması ve yeni bir tartışmaya neden olması, 1997 yıllarında Viyana Büyükelçiliği’nde katip olarak görev yapan Alhan Altan Araslı’nın Tercüman Gazetesi’nde “Son akın son durak Viyana’ adlı bir yazı dizisi başlıyor. Tercüman Gazetesi’nde 10 gün boyunca yayınlanan yazı dizisinde Kara Mustafa Paşa’nın kafa tasının akıbet yer alıyordu. O günlerde bu yazı Avusturya toplumda büyük infial uyandırdı. Kafa tası o dönem (1977) Viyana Şehir müzesinde bulunuyordu fakat teşhir edilmiyordu.
330 YILLIK GİZEM…
25 Ocak 1864 yılında idam edilen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın o gün yere düşen başı 330 yıldır gizemini koruyor. Avrupa’yı titreten büyük sadrazamın kafa tası ile ilgili gizemi 37 yıldır çözmeye çalışan Yozgatlı tarihçi ve bürokratlardan Alhan Altan Araslı’nın girişimleri tarihi bir emanetin geri verilmesi adına da büyük önem taşıyor.
Gazetemiz Haber Müdürü Tarık Yılmaz’ın büyük bir heyecanla kaleme aldığı yazı dizisinde yer alan ayrıntılar Türkiye’nin Avusturya nezdinde kafatası muammasını çözecek bürokratik adımların atılmasına ışık tutacak türden.
II. Viyana Kuşatması’nda müttefiklerden bazıları Sadrazam’ı terk edince orduları bozguna uğradı. Tekrar Viyana üzerine yürümeye hazırlanırken, Padişah 4’üncü Mehmet tarafından ‘kellesi vurula’ emri geldi. Belgrad’daki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, namazını kıldı ve altındaki halıyı kaldırıp cellatlara başını teslim etti. Başının toprağa düşmesini istiyordu. Önce kementle boğuldu. Sonra, başı Padişaha gösterilmek üzere cansız bedeninden ayrıldı. Aradan 330 yıldan fazla geçmesine karşın Merzifonlu’nun o gün yere düşen başı gizemini hala koruyor. Bu gün kafa tasının Viyana Kimsesizler mezarlığında olduğunu delilleri ile ortaya koyan Alhan Altan Araslı’nın açıklamaları tarihe ışık tutacak türden.
Devam edecek….
Kara Mustafa Paşa KİMDİR?
Kara Mustafa Paşa, bozğunun kayıplarını gidermek amacıyla Belgrad’da Almanya üzerine sefer hazırlığına başlamıştı. Rakipleri ise sarayla büyük çaba harcayıp Paşa’yı padişahın gözünden düşürdüler. İdam fermanını hazırlattılar.
Devrinin en muhteşem ve en görkemli ordusunu Viyana üzerine yürüten, adıyla Avrupa kıtasını adeta sarsan Kara Mustafa Paşa, dünyanın tanıdığı ünlü Türk sadrazamıdır. Tüm hatırası hâlâ titizlikle korunan ve yaşatılan II. Viyana Kuşatması'n baş mimarıdır. Bu yürüyüşle Avrupa'da tüm nabızlar durmuş, bu yürüyüşle en ileri noktalara nüfuz edilmiştir. Kara Mustafa Paşa adı hafızalara silinmeyecek şekilde yazılmıştır.
Ünlü serdar Merzifonlu, sipahi subayı Oruç Ağa'nın oğludur. 1635 yılında Merzifon'un Marınca köyünde doğdu. Babası, IV. Murad Bağdat Kuşatması sırasında şehit oldu. Küçük yaşta yetim kalan Mustafa Paşa'yı, babasının arkadaşı Köprülü Mehmet Paşa himayesine aldı. Oğlu Fazıl Ahmet Bey'le birlikte büyüttü. Eğitimiyle bizzat kendisi ilgilendi. Büyüyünce kızlarından Saliha Hanım ile evlendirdi.
DİVAN-I HÜMAYUN ÜYESİ
Köprülü Mehmet Paşa, imparatorluğun sıkıntılı günlerinde sadrazamlığa getirilince, damadı Mustafa Paşa'yı önce silahdarı, sonra da telhisçisi yaptı. Padişah IV. Mehmet tarafından, Küçük İmrahor'a sancak beyi olarak atandı. 1660 yılında Silistre daha sonra vezir rütbesiyle Diyarbakır Beylerbeyliği'ne getirildi. Köprülü Fazıl Ahmet Paşa sadrazam olunca, eniştesi Kara Mustafa Paşa'yı Kaptan-ı Derya unvanıyla, Divan-ı Hümayun'a üye yaptı. Fazıl Paşa Uyvar, Seferi'ne çıkınca Sadaret Kaymakamlığına atandı. Uyvar'ı fetheden Fazıl Paşa, bu kez Girit Seferi'ne çıktı. Merzifonlu, 3 vezir sıfatıyla imparatorluğu yönetti.
Sultan IV Mehmet ile birlikte Lehistan seferlerine katıldı. Ukrayna'da Kamaniçe Kalesi'nin ele geçirilmesinde yararlıklar gösterdi.
Kardeşliği ve kayınbiraderi Fazıl Ahmet Paşa şehit düşünce de imparatorluğa sadrazam oldu.
Ancak kayınpederi ve kayınbiraderi gibi ölünceye kadar iktidarda kalacağı bilindiğinden çok düşman sahibi olmuştu. Nitekim Viyana bozgunundan sonra düşmanlarına fırsat doğdu.
Paşa, bozgunun kayıplarım gidermek amacıyla
Belgrad'da Almanya üzerine sefer hazırlığına başlatmıştı. Rakipleri sarayla büyük çaba harcayıp Paşa'yı, padişahın gözünden düşürdüler.
İdam fermanını hazırlattılar. 25 Ocak 1683 tarihinde Kara Mustafa Paşa idam edildi. Bugün Viyana Şehir Müzesi'nde teşhir edilen başı, Türk tarihçilerine göre Edirne'de Sarıca Paşa Camisi'nin avlusuna, vücudu ise İstanbul'da Çarşıkapı medresesi Mezarlığına gömüldü.






