Ama adamlar bir günde Yozgatlı oluyor.
    Hani e-devlet vardı?
    Hani öyle herkes kafasına göre usulsüz kayıt-kuyut işi yapamayacaktı.
    Hani bu işin bir adabı olacaktı, Avrupalı standartlarında olacaktık, teknolojik olacaktık!
    Hepsi hikaye miydi yani?
    Bu sitemim ekmeğini aslanın midesinden almak için mücadele eden onlarca Yozgatlı işsizin umutlarına limon sıkanlara.
    Ve bu duruma bile bile çanak tutan, hatta baskı kurmaya çalışan siyasiler için.
    Bu günkü manşet haberimizde her şey yazıyor ama kısaca ben de hatırlatayım.
    Devlet Demiryolları Yerköy Ofisi için 18 personel alınacakmış.
    Bunu da haliyle devletin iş bulma (!) kurumu olan İş-Kur aracılığıyla yapmak zorunda.
    İş-Kur’un son müracaat tarihi 20 Haziran.
    Müracaat edeceklerden istenilen şartlar arasında ‘İkamet adresi’ zorunluluğu var.
    Yani adresin Yozgat olması gerekiyor!
    E, benim ülkem işsiz dolu. İş-Kur’u takip eden işsizler bu ilanı duyunca fırsat bu fırsat deyip atlayıp gelmişler Yozgat’a.
    Bir günde adam kaydını aldırmış Yozgat’a.
    Yozgat’ın nüfusu bir anda 50-60 kişi arttı haliyle.
    Müracaatın son günü dahi Yozgat’ın ilçelerine kayıt aldırmış adamlar.
    İyi ama ne var ki bunda, insanların demokratik hakkı diyebilirsiniz.
    Tamam, demokratik hakkı, buna kimsenin diyecek bir sözü yok.
    Ama bu e-devlet denilen şeyin teknolojisi varda mantık yürütmesi gereken, takip etmesi, denetlemesi gereken mekanizmanın hiç mi eksiği yok.
    Bu adam bir günlüğüne sınav için kaydını aldırmış.
    Nüfus Müdürlüğü kayıtlarına bakınca her şey ortaya şıp diye çıkıyor.
    Adam hem bir günde Yozgat’a kaydını aldırmış, hem de sınava müracaat etmiş. Bu durum dahi başlı başına bir enteresanlık.
AK PARTİ İL BAŞKANI HANGİ MÜDÜRE
BASKI KURDU!
    Yozgat’a nüfus kayıtları gelmeye başlayınca haliyle siyasette giriyor araya.
    Bizim Türk siyaseti kul hakkı yeme konusunda kural tanımaz, yıkar her şeyi, bendine sığmaz taşar.
    Gider camide beş vakte beş vakit daha ekler ama ne hikmetse iş kul hakkına geldiğinde özürlünün sınavına dahi burnunu sokar.
    İşte bizim bu sınava da burnunu sokuyor farklı bir ilden bir Ak Partili il başkanı.
    Arıyor bir kurum müdürünü yapacaksın bu adamın işini diyor.
    Abim iktidarın il başkanı ya, nasıl olsa milletvekilinden başbakanına (!) kadar herkes arkasında.
    Ben Ak Parti il başkanıyım yapacaksın diyor.
    Bu hareketiyle hem partisini, hem temsil ettiği makamı öyle bir töhmet altında bırakıyor ki, şuan izan etmek de zorlanıyorum.
    Ama müdür harbi adam, çekmiyor ayağını, hak neyse, kural, kaide neyse onu yapıyor, eyvallah etmiyor il başkanına.
YOZGATLI’NIN HAKKI ÇALINIYOR BEYLER
    Diyarbakırlı, Tekirdağlı, Antalyalı, Trabzonlu herkes her yerde çalışmakta, iş müracaatında bulunmakta serbest.
    Ay yıldızın gölgesinde yaşayan hiçbir insan işsiz kalmasa, hak ettiği gibi yaşamasını sağlayacak bir geliri olsa, ailesine götürecek bir dilim ekmeğini alın teriyle kazanabilecek fırsatları bulunsa.
    Benim derdim kimin Yozgat’a nüfus kaydını aldırdığı, neden aldırdığı değil.
    O insanlara da suç bulmuyorum, ekmek nerdeyse insanlar da oraya gidiyor, kendi halinde mücadele ediyor.
    Bu insanlar da Yozgat’ta bulmuşlar ekmeği, bir yolu da varmış ki nüfus kaydını aldırmışlar.
    Ama olan asıl hak edene, şartı tutana, gerçekten ikamet sahibi olan Yozgatlı’ya oluyor.
    Ağzına yandığımın dünyasında hep mi böyle olacak arkadaş.
    Hep mi birileri elimize vurup ekmeğimizi alacak.
    Bana göre bu Yozgatlıya yapılmış büyük bir haksızlık, büyük bir hak kaybı, elinden ekmeğinin alınması demek.
    E-devlet sistemini çaresiz bırakan bu olay karşısında yetkililerin harekete geçmesi, önlem alması, haksızlığa dur demesi gerekiyor.
    Yazık, günah insanların hakları yenilmesin, gasp edilmesin, çalınmasın.
    Ve bu işe çanak tutan, her kimse -siyasetçi, bürokrat, vatandaş- cezasını bulsun.
    Bulsun ki ibret olsun alemi cihana Yozgat’ta hak tecelli ederken terazi şaşmıyor densin.
    Azıcık da olsa adalet yerini bulsun yahu…
    Yazıktır, günahtır…
    Allah’tan korkun azıcık da olsa…
YOZGAT RÜZGARI
Kaderi kuraya bağlamışlar
Hayat enteresan şeylerle dolu değil mi?
    Bir şans oyunu ile gelen zenginlik, bir hatalı kararla yok olan saltanat, dün işsizken bir kurayla gelen iş, bir anda kaybedilen sağlık,
    Hani kaşla göz arasındaki ince çizgi var ya, hayat da yaşanan çoğu şey onun gibi.
    Hiçbir şeyin garantisi olmadığı gibi hayat umutsuzluklarla da dolu değil.
    Yarınlar, bir saat sonralar, bir saniye sonralar çok şey değiştirebiliyor.
    Tıpkı dün Et Balık Kurumu’nda olduğu gibi.
    1050 kişinin iş müracaatında bulunduğu kuruma 70 kişi alınacak.
    Bunun için kura çekimi yapıldı.
    Heyecanlı olduğu kadar stresli bir bekleyişin ardından aralarından 70 kişinin belirleneceği 210 isim tespit edildi.
    İsmi kurada çıkan 43 yaşındaki bir vatandaş; “43 yaşındayım ilk defa talih kuşu kondu, şansım açıldı” dedi.
    İnsanların kaderlerini değiştirecek kuranın çekimi sırasında gözyaşlarını tutamayanlar, sevinenler, hüzünlenenler neler vardı neler!
    Ben kura heyecanı ile bekleyen insanlara bakınca kaderi değişecek, o an farklı bir beklentiye gark olacak insanları gördüm.
    Kaderini kuraya bağlamış bekliyorlardı, işsizliğe son vermek, ailesinin rızkını huzur içinde kazanabileceği sabit bir gelire sahip olmak için.
    Kaderi kuraya bağlamak dahi başlı başına kaderin insanlara farklı bir sunumu.