Palandöken, Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısının yaklaşık 34 milyon seviyesinde olduğunu belirterek, bu araçların yaklaşık 8 milyonunun 20 yaş ve üzeri olduğunu vurguladı. Söz konusu araçların hem ekonomik ömrünü doldurduğunu hem de yüksek bakım ve yakıt maliyetleri nedeniyle kullanıcılarına ciddi yük getirdiğini ifade eden Palandöken, “Eski teknolojili araçlar hem cebi hem çevreyi zorluyor. Artık bu araçların trafikten çekilmesi kaçınılmaz hale geldi” dedi.

Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve enerji piyasalarındaki dalgalanmaların Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde maliyetleri daha da artırdığına işaret eden Palandöken, özellikle petrol fiyatlarındaki oynaklığın akaryakıt üzerinden doğrudan tüketiciye yansıdığını dile getirdi. Bu durumun eski araçlarda daha yüksek yakıt tüketimi nedeniyle maliyet baskısını katladığını belirten Palandöken, yeni nesil araçlara geçişin ekonomik açıdan da zorunluluk haline geldiğini kaydetti.
Hibrit ve elektrikli araç teknolojilerinin yaygınlaştığına dikkat çeken Palandöken, çevre dostu ve düşük emisyonlu ulaşımın artık küresel bir standart haline geldiğini belirterek, “Dünya karbon salımını azaltan sistemlere geçmiş durumda. Biz ise hâlâ 30-40 yıllık araçları sistemin içinde tutmaya çalışıyoruz. Bu sürdürülebilir değil” değerlendirmesinde bulundu.

Hurda araç teşvikinin yalnızca bireysel araç sahiplerini değil, otomotiv sektöründen yan sanayiye kadar geniş bir ekonomik ekosistemi etkileyeceğini ifade eden Palandöken, bu tür bir düzenlemenin piyasada ciddi bir canlanma yaratabileceğini söyledi. Teşvikle birlikte eski araçların yenilenmesinin, üretim ve satışları artırarak ekonomiye katkı sağlayacağını belirtti.
Öte yandan esnafın içinde bulunduğu finansal sıkışıklığa da dikkat çeken Palandöken, özellikle e-haciz uygulamalarının ticari faaliyetleri zorlaştırdığını ifade etti. Borçların yapılandırılmasının acil bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Palandöken, hurda araç teşviki ile yapılandırma düzenlemesinin birlikte hayata geçirilmesi durumunda hem bireysel hem de makro ekonomik düzeyde rahatlama sağlanabileceğini dile getirdi.
“156 Milyar Liralık Tahsilat Örnek Olmalı”
Geçmişte hayata geçirilen yapılandırma düzenlemeleri kapsamında devletin yaklaşık 156 milyar lira tahsilat sağladığını hatırlatan Palandöken, benzer bir modelin yeniden uygulanmasının kamu maliyesine de katkı sunacağını belirtti. “Bu tür düzenlemeler sadece vatandaşı rahatlatmaz, aynı zamanda devletin alacaklarını tahsil etmesini de kolaylaştırır” diyen Palandöken, piyasalardaki tıkanıklığın aşılması için bu adımların kritik olduğunu ifade etti.

Yapılandırma taleplerine ilişkin değerlendirmesinde bunun bir borç affı olmadığını özellikle vurgulayan Palandöken, sistemin borçların taksitlendirilmesine dayandığını belirtti. Vatandaşların borçlarını ödemek istediğini ancak mevcut ekonomik koşullar nedeniyle zorlandığını ifade eden Palandöken, uygun ödeme planlarının oluşturulması halinde tahsilat oranlarının artacağını söyledi.
“Piyasada ciddi bir sıkışma var. İnsanlar borcunu borçla kapatmaya çalışıyor. Bu sürdürülebilir değil” diyen Palandöken, borçların yapılandırılmasıyla birlikte hem ticaretin hız kazanacağını hem de esnafın yeniden üretim ve hizmete odaklanabileceğini kaydetti.
Piyasalar İçin Kritik Eşik
Uzmanlar, hurda araç teşviki ile eski ve yüksek maliyetli araçların trafikten çekilmesinin, yakıt tüketiminin azalmasına ve çevresel etkilerin düşürülmesine katkı sağlayacağını değerlendiriyor. Bununla birlikte otomotiv sektöründe talep artışı, üretim hacminde genişleme ve yan sektörlerde hareketlilik bekleniyor.
Önümüzdeki süreçte hükümetin atacağı adımların, hem milyonlarca araç sahibini hem de ekonomik dengeleri doğrudan etkileyeceği belirtilirken, hurda araç teşviki ve borç yapılandırmasına yönelik olası düzenlemelerin piyasalar açısından belirleyici olacağı ifade ediliyor.




