Evin demirbaş faresi mutfaktan gelen kokuyu duyunca düşündüğü tek şey bulunduğu delikten dışarı çıkıp karnını doyurmaktır.
    Duyduğu “miyav” sesiyle irkilip, korkusundan dışarı çıkamaz.
    Ertesi gün açlığı daha da artmıştır. Mutfaktan güzel kokular yine gelmeye başlamıştır. Farecik dayanamayıp bir kez daha dışarı çıkmaya kalkmışsa da evin kedisinin miyavlamasıyla çaresizce bulunduğu yere geri döner.
    Artık üçüncü gün karnı iyiden iyiye zil çalmaya başlamıştır. Mutfaktan burnuna envai çeşit kokuların gelmesine daha fazla tahammül edemez. Bütün cesaretini toplayıp dışarı çıkmayı düşündüğü anda evden köpek havlama sesleri duyar.
    Bu ses onu daha da yüreklendirir. Çünkü “köpeğin olduğu yerde kedinin bulunma şansı hiç yok” diye aklından geçirir. “Şanslı bir günümdeyim” der.
    Sevinç içinde kendini birdenbire delikten dışarı atar. Atar atmasına da.
     O da ne? Tekir kediyle göz göze gelmiştir. Kaçacak yerinin olmadığını anlamıştır ama her şey için çok geçtir artık.
    Tekir kedi fareyi bir hamlede çoktan midesine indirmiştir bile.
    Bu durumdan büyük bir keyif alan evin kedisi Tekir kendisini oracıkta izleyen yavrularına “2 dil bilmenin önemini gördünüz mü?” diyerek ders niteliğinde konuşur.

YOYO
    Yaklaşık 2000 yıllık geçmişi olan tarihi bir oyuncaktır.
    Pek çoğumuzun çocukluk dönemlerinde yoyo ile tanışmışlığı vardır. Eğlenerek oynanılmıştır.
    Şimdilerde yoyo için söylenenler oyuncak olmasından öte bir spor, sanat ve yetenek olduğu yönündedir.
    Yoyonun konsantrasyon sağlaması, gerginliği azaltması, motivasyonu arttırması gibi faydalarının olduğu biliniyor.
    NASA tarafından uzaya gönderilen ilk oyuncağın yoyo olması şaşırtıcı değil mi?
***
    Öğrenmek, akıntıya kürek çekmektir. Durduğu an geri gidersin.  
    – Benjamin Britten