Yozgat Yozgat olalı belki de bu kadar etkili ve yetkili makama sahip olmadı Türk siyasetinde.
Her zaman ön planda yer alan siyasetçilerle temsil edildiğimiz de oldu olmasına ama biri iktidardaysa diğeri muhalefette kaldı her zaman.
Bir türlü güç birliği sağlayamadı Yozgatlı…
O yüzden sürekli kaybetti!
Cumhuriyet’ten sonra Yozgat’ın bir anda gerileme dönemine girmesinin nedenlerinin ta başında yatıyor aslında ayrılıkçı zihniyet.
Her neyse geçelim bunları…
Azda olsa tanıyanlar bilir, geçmişi yargılama, suçlu bulma, ya da geçmişe küfretme gayem olmadı hiçbir zaman.
Bu gün de o niyette değilim…
Biz gelelim asıl mevzua.
TBMM AÇILDI!..
İlk defa 1920’de dualarla açıldı.Acaba o gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açanlar bu günleri hayal edebilmişler miydi?
Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk Meclis Başkanı olarak göreve başlaması ile o gün kısıtlı şartlarda açılan TBMM, bu gün daha güçlü, daha aktif ve daha etkili bir yapıda.
Şükürler olsun!..
23 Nisan 1920’de saatler 14:00’ü gösterirken Meclis’i açanlara bir kez daha sonsuz rahmet dualarımızı gönderiyoruz.
VE 1 EKİM…
1920’den bu güne tam 91 yıl geçmiş.91 koca yıl…
91’inci yılda kapılarını bir kez daha yeni yasama dönemine açtı TBMM…
Türk milleti için anlamlı, anlamlı olduğu kadar da özel olan bu 1 Ekim, yani meclisin açılış günü Yozgatlılar için oldukça dikkate değer bir anlam ifade ediyor.
Başında bir Yozgatlı ile yeni döneme merhaba dedi TBMM.
Cemil Çiçek isminin TBMM Başkanı sıfatı ile o makamda bulunması Yozgatlılar adına ayrı bir gurur vesilesi ve şans.
Meclis koltuklarında büyük çoğunluğu elinde bulunduran son 10 yılın tek başına iktidarı Ak Parti’de 2 Yozgatlı’nın bakan sıfatıyla yer almasına ne dersiniz?
Bekir Bozdağ ve Taner Yıldız’ın yeni yasama yılında hükümet kabinesinde bakan olarak yer alması Yozgat adına önemli bir avantaj.
HER ZAMAN KAYBETMİŞ YOZGAT’IN KAZANMA
DÖNEMİ
Geçmişi sorgulamak değil ama hatalardan ders almak adına bazı gerçekleri yüksek sesle telaffuz etmekte yarar var.DÖNEMİ
Mesela Ankara’da bu güne kadar Yozgat adına çıkartılan yatırımların, kaynakların daha karar aşamasında başka illere kaydırılması,
Bir çok projeye Yozgat’ın hakkıyken, dahil edilmesi gerekirken es geçilmesi,
İnsanların proje yerine bir birine, tayinlere düşürülecek kadar hedefsizleştirilmesi,
Ve bunun gibi beraberinde daha pek çok kaybın yaşanması Yozgat’ın sahipsizliğinden kaynaklanıyor.
İşte bu gün yani 1 Ekim TBMM’nin açıldığı yeni dönemin tüm bunların üzerine set çekileceği günün miladı olması gereken bir gün.
1 EKİM MİLAD OLUR MU?
1 Ekim Yozgat adına milat olmalı…Yozgat’ın bu güne kadar yama tutmayan hizmet açığının yeni yamalar oluşmadan kapanması adına 1 Ekim yeniden doğuşun ta kendisi olmalı.
Peki 1 Ekim neden milat olmalı?
Biraz önce isimlerini telaffuz ettiğimiz isimler; “Cemil Çiçek, Bekir Bozdağ, Taner Yıldız” devletin etkili, yetkili ve söz sahibi mercilerinde bulunan Yozgatlılar!
Taner Yıldız ismini neden Yozgat’ın bakanıymış gibi telaffuz etmeme karşı çıkanlar olabilir.
Yıldız her ne kadar Kayseri milletvekili olsa da gönlünde Yozgatlı olmanın heyecanını yaşayan değerli bir devlet adamı.
Bu gün Yozgatlı olduğu, yıllarca Yozgat’ta yaşadığı halde Ankara’ya gittiğinde Yozgat’ı unutanlardan daha faydalı olacağını düşündüğüm bir isim Taner Yıldız.
O yüzden Cemil Çiçek ve Bekir Bozdağ isimlerinin yanına Taner Yıldız’ı da koymaktan zerre kaygı ve endişe duymadım.
Yozgat tarihinde ilk defa Ankara’da bu kadar güçlü ve etkili makamlarda temsil ediliyor.
Anadolu’da bir tabir vardır, “Ankara’dan dayın var mı…”
Bu kez hakikaten Ankara’da dayımız, ağabeyimiz, gözümüz, kulağımız, sesimiz, soluğumuz, her şeyimiz olacak insanlar var!
Yozgatlı’nın Ankara’da boynu bükük değil, daha dik…
Yozgatlı’nın sesi bu sayede kısık değil daha gür…
Yozgatlı Ankara siyasetinde rica eden değil icraat üreten konumda,
Yozgatlı hükümette göze bakan değil sözü olan,
Yozgatlı Ankara’da silik değil etkili bir konumda!
Ankara’daki bu etkinlik, güç, makam ve mevki haliyle beklentileri yükseltiyor,
Yozgat hakikaten beklentileri yüksek, doyum sınırı bir hayli uzak mesafede bir kent!
Her ne kadar Ak Parti’nin 10 yıllık iktidarında hizmetler gelse de (Ak Partili yöneticilerin de kabul ettiği bir gerçek var ki…) ihtiyaçlar o kadar çok ki, yama tutmuyor, ya da mutlaka bir yer açık kalıyor!
Bu noktadan sonra biraz daha net ve açık konuşalım isterseniz.
Ankara’daki Yozgatlıları’ın penceresinden Yozgat’a, oradan da yapılması gerekenlere temas edelim, biraz zülf-i yare dokunalım!
Devam edecek…
YOZGAT RÜZGARI
Yaşlanma ey gönül…
Bilakis sonunda ölümü gören, hisseden en azından inanarak yaşayanlara…
1 Ekim aynı zamanda “Dünya Yaşlılar Günü!”
Günü, münü hikaye aslında…
Asıl olan ibret alabilmek, anlayabilmek, ta ciğerden hissedebilmek yaşlılığın ne demek olduğunu.
Yaşlılık insan ömrünün son durağı olarak görülen bir zaman dilimi.
Kimi kabul eder yaşar en layık şekilde, kimi de inadına inkar eder, hayata dibine kadar sarılır, ölümsüz olduğunu zanneder.
İnsan bedenine düştüğü vakit yaşlanma emareleri gönlündeki dağlarda karlar erir mi?
Ya da hisler de yaşlanır, duygular kırışır, yarına bakışınız karabulutlar misali karar mı?
Yaşlılık insan hayatının geri dönüşüm kutusundakileri görme vaktidir aslında.
Yaşamınız boyunca ne yaptıysanız, neyi silip, attıysanız yaşlandığınız vakit onu görür, onu hissedersiniz.
Siz dünyaya çivi çakmakla meşgulken, en yoğun, en beklenmedik vakitte kapınızı çalar yaşlılık.
İşte o an ne de çok yalnız olduğunuzu anlarsınız.
1 Ekim çok da önemli değil işte bu yüzden, yılda bir gün sadece vesile…
Yarın sabah olduğunda başınız yastıktan kalmıyorsa işte o zaman vay halinize.
Yaşlanmak güzeldir ama gönlü yaşlanmayana, hayat bahçesinde diken yerine bereket ekenlere…
Yaşlanma ey gönül daha ne deyim ki...