MHP’de seçim öncesi uygunsuz görüntüleri internete düştüğü için partilerinden ve milletvekilliği adaylığından istifa eden 9 kişinin dilekçelerini görüşerek karara bağladı.
Aslında YSK’nın usule uygun olarak yapacağı da buydu, istifa dilekçelerini karara bağlamak, yani kabul etmek.
Adam milletvekili olmak istemiyorum demiş, YSK buna ısrarla hayır milletvekili olacaksın demezdi herhalde.
YSK’nın istifa dilekçelerini kabul ettiği 9 adaydan bir tanesi Yozgatlı Mehmet Ekici.
Ekici istifa ettiği için seçime 1. sıradan daha önce 2. sıra adayı olan Sadir Durmaz kaydırılmıştı.
Haliyle pusulalar istifadan önce basıldığı için Mehmet Ekici’nin ismi silinemedi.
İstifası seçim sonuna bırakıldı ve nihayetinde olması gereken karar verildi.
Bu süre zarfında Yozgat’ta bel altı siyasette işlemeye başladı.
Mehmet Ekici’nin düştüğü durumu ele alamayan bazı çevreler ne gariptir ki Sadir Durmaz üzerinden siyasi rant sağlama, ya da karalama politikasını tercih etti.
Eminim bu politika en çok Ak Partilileri, yöneticilerini rahatsız etmiştir.
Seçim öncesi yürütülen MHP’ye yönelik karalama politikaları neydi?
İsterseniz hatırlayalım:
- Mehmet Ekici aslında istifa etmedi (!)
- Mehmet Ekici istifa etti ama YSK geçerli saymadı, yani vekil olacak (!)
- Mehmet Ekici istifa etti ama 2. sıradaki aday Sadir Durmaz 1. sıraya kaydırılmadı? Sadir Durmaz’ın milletvekili olabilmesi için önce Ekici’den boşalan 1. sırayı dolduracak 40 küsürbin oy alacak, daha sonra bir 40 küsür bin oy daha alması gerekiyor. Yani tek vekil için 90 binin üzerinde oy alması gerekiyor MHP (!)
- MHP’ye Sadir Durmaz, Mehmet Ali Çakır, Nevzat Kemal Adıbelli için verdiğiniz oylar aslında Mehmet Ekici’yi milletvekili edecek (!)
Daha bunun gibi bir süre kuyruklu yalan…
İlçelerden gazeteci arkadaşlarım neredeyse her gün arıyor, Mehmet Ekici mi, Sadir Durmaz mı milletvekili seçilecek diye soruyordu.
Onlara doğruyu söylememe rağmen ertesi gün bir kere daha, daha ertesi gün bir kere daha arayıp bu soruyu soruyorlardı.
Çünkü ilçelere, köylere kadar yürütülen bir yalan politikası tıkır tıkır işlemeye başlamıştı.
Ben hiçbir siyasi adayın yalan politikasının arkasına sığınarak siyaset yürüteceğine inanmak istemiyorum.
Ve eminim ki, bu karalama politikasını ortaya çıkaranlar 1- ‘Her boyadan renk alan kalemler’, 2-‘Yalaka tayfası.’
İftira, yalan, karalama, insanları aşağılayarak istikbal arama gafleti insanım diyene yakışmaz.
Ama maalesef Yozgat’ta kendi aramızda karalama politikası ile siyaset ürettik.
Partisi, pırtısı fark etmez Sevgili Yozgatlılar…
İnsanların hakları iftirayla gasp ediliyor, yalan üzerinden karalama yapılıyorsa bir toplumda ciddi bir ahlaki çöküntünün içine düşmüşüz,
Ciddi anlamda vicdani yozlaşma yaşıyoruz demektir.
Bu düpedüz bizi insan yapan vasıfların zayıfladığı anlamına gelir ki, Bozok Yaylası gibi havası sert insanı MERT bir toplumun genetik yapısına çok ama çok ters bir durum.
Sonuç olarak ne oldu? YSK gerçeği ortaya koydu.
Sadir Durmaz 1. sıraya kaydırılarak milletvekili seçildi, Mehmet Ekici’nin milletvekilliği düştü.
Bunun böyle olacağı başından belli miydi, belliydi!
Siyasi partiler demokrasi toplumunda yaşayan insanların temsil makamı, bir anlamda yansımasıdır.
Bizi temsil edenler yalan, gaflet, iftira, karalama politikası güderse toplum ne yapar?
Ben gerisini hesap edemiyorum.
Dün YSK’nın kararını okuyunca bir kere daha anladım ki iftira siyaseti er veya geç ortaya çıkıyor.
İnsanın suratına gerçekler öyle bir çarpıyor, yaptığı siyasetten de, yaptığı işten de ar duymak zorunda kalıyor.
Bana göre bu yaşananlar Yozgat’ın geleceği adına kaygı verici.
Düşünebiliyor musunuz sizlere her gün buradan yalan yazdığımı.
Her yazısında insanlara yalan anlatan, ama bunu doğruymuş gibi yeminler ederek ortaya atan bir gazeteci olduğumu.
Yüzüme tükürür müydünüz?
Valla kusura bakmayın ama artık yalancının da yüzüne tüküremez olduk.
Tükürmek derken, yalanı insanların yüzüne vurmak, en azından prim vermemek adına bu gün bir doğruyu ifade etmeye çalıştım.
Bu günkü doğru siyasette yalan belli yere kadar oluyor. Ama olan topluma oluyor, ciddi bir yozlaşmanın içine düşüyoruz.
Sözde kanaat önderleri de bu işe çanak tutup, güdümlü füze misali yalanın tellalı olursa vah benim Yozgat’ıma.
Burası Yozgat yiğitlerin harman olduğu diyar.
Ben böyle bir Yozgat’ta yaşamak istiyorum.
Yalan nasıl olsa yatsıya kadar sürüyor.
YSK kararı gerçeği ortaya koydu yalanı bozdu…
Acaba YSK’nın kararı kimleri yalancı çıkardı?
Kimleri?
SİYASET RÜZGARI
Belediyeye bir tavsiye!
Çevreye duyarlı olamasak da çevrenin alenen kirlenmesine izin vermemeliyiz.Belediyeye bir tavsiye!
Dün bir emniyet mensubu diyor ki, “Yozgat için yurt dışında insanlar trafik kuralına uymaz diyorlarmış”
Bizim adımız kural tanımaz olarak mı gitmeliydi ta yurt dışına.
Ben de diyorum ki çevremize yeterli özeni göstermiyoruz.
Zengini-fakiri, okumuşu-cahili çevre kirletmede yarış halindeyiz.
Geçenlerde belediyeden bir anons yapıldı: “Çevre kirliliğine yol açan nohut satışı yasaklandı.”
Keşke çevremiz sadece etrafa atılmış nohut kabuklarıyla kirlense.
Madem nohut satışını yasaklamak kirliliği önleyecek, o halde kuruyemiş satışını da yasaklayalım.
Bu mümkün olmayacağına göre, elimizde coplar başta Cumhuriyet Meydanı olmak üzere, Yozgat’ı alenen, gözümüzün içine baka baka kirletenlere cezasını (!) verelim.
Yani birini tercih edelim.
Nohut satışını çevre kirlenmesin diye yasaklarken, akşam saatlerinde Cumhuriyet Meydanı’na oturmuş, çekirdek kabukları ile etrafı kirletme yarışına girmiş insanları neden kimseler görmüyor?
Cumhuriyet Meydanı gibi bir yerde çevre kirleniyorsa her yer pekala kirlenir.
Nohut satışını yasaklamak yerine yediği çekirdeğin kabuğunu göz göregöre etrafa atanlara dur desek daha iyi olmaz mı?
Yoksa Cumhuriyet Meydanına oturup inadına nohut yiyeceğim sesimi duyurmak için…
Başka da çarem kalmadı!